Yağmurcu (RainMaker) Kimdir? Nasıl Yağmurcu Olunur?

17 yaşıma geldiğimde kendimi ailemden uzak (kışları soğuk ama her zaman eğlenceli) bir şehirde üniversite okurken buldum. Kendi isteğimle tercih ettiğim bir bölümdü. Nedense “iletişim” konusunda doğal bir yeteneğe sahip olduğumu ve fakat bunu gösterecek bir zemin bulamadığımı düşünüyordum. Eminim hepimizde olmuştur böyle şeyler.

Evet bir şeyler yapmak istiyordum ve üniversite hayatı bana bu imkânı verebilirdi. Fakat öncelikle doğru bir tercih yapmam gerekiyordu. İşte, “halkla ilişkiler” bölümüne ve reklamcılığa ilk adımım bu düşünce ve hissiyatla oldu.

Üniversiteye başladığımda yalnızca sektöre dair değil, hayatla ilintili bir aydınlanma yaşadığımı söyleyebilirim. Ve okulda öğrendiklerimi hayatın her safhasında kullanabilmek beni ayrıca mutlu ediyordu. Bazı bölümlerin en güzel yanı öğrenciye mesleği yaşayarak öğrenme imkânı vermesidir. Bu ise “staj” dediğimiz ve birçoğumuza o dönemlerde ağır bir yük gibi gelen süreçle gerçekleşir.

Ben üniversitemizin yönetmeliği gereği iki kez staj yaptım. İlki Türkiye’nin en önemli ve popüler (ve belki de en çok kazanan) “telemarketing” şirketlerinden biriydi. Diğeri de yine Türkiye’nin önemli ev tekstil / mobilya markalarından biriydi.

Profesyonel iş yaşamım “satış – pazarlama” departmanında başlamış olsa da kendimi pek “satış – pazarlama elemanı” olarak hissetmiyordum. Satış – Pazarlama kelimesinin ötesini tanımlayan bir sözcük / terim / kavram olmalıydı ama henüz o günlerde bu sözcük / terim / kavram hakkında bilgi sahibi değildim.

Sonraları PR’a yöneldim. PR’ın değişim sürecinde olduğu zamanlardı. Her şey gibi PR da dijitalleşiyordu.

Birkaç firmada ufak tecrübeler kazandıktan sonra delicesine bir şey yapıp kendi dijital ajansımı kurdum. Yeni medyaya ayak uydurmaya çalışanlara inat yeni medyanın içinde büyüyen bir nesil olmanın fırsatını değerlendirdim. Sonra gördüm ki aslında “satış” ve “pazarlama” hangi işi yaparsanız yapın tam da o işin merkezinde yer alıyor.

Üniversitede iken tanımlayamadığım ve “beyond marketing” diye özetleyebileceğim durum ise meğer “rainmaker” imiş.

Türkçesi “iş yağdıran / yağmurcu” olan bu deyim, Jeffrey J. Fox tarafından şu şekilde anlatılıyor; “Yağmurcular yeni gelirler, yeni müşteriler getirirler. Yağmurcular yeni uygulamalar, yeni ürünler satarlar ve fiyat yükseltirler. Yağmurcular para akışını şahlandırırlar.”

Bugün İstanbul’un en gözde semtlerinde gösterişli plazaların “pazarlama” departmanını yöneten veya bu departmanda görev alan kişilere sormak istiyorum:

“Siz iyi bir yağmurcu musunuz?”

En üst düzey yöneticisinden, herhangi bir stajyere kadar herkes çalıştığı marka / kurum / holding için normalüstü bir çaba sarf ediyorsa bence orada herkes potansiyel birer yağmurcudur. Çünkü üniversitedeki hocam bize ilk derslerden birinde “önce kendinizi pazarlamalısınız” demişti.

Reddedilmek, muhatabınızın (müşterinin) olumsuz tutumu, müşterinin bilgisizliği ve rakipler… Bütün bunlar satışçıları ve pazarlamacıları zorlayan ufak birer problemdir. Yağmurcu iseniz müşteriyi eğitmek, ret cevabına aldırmayıp alternatif ve özgün satış teknikleri geliştirmek ve rakiplerinizi tanımak zorundasınız. Ancak rakiplerin varlığını veya önünüze geçeceğini asla kabullenmemelisiniz.

Görüyorsunuz ya işte, “yağmurcu” olmak kolay değil. Fakat zor da değil. Yine Jeffrey J. Fox’tan alıntı yapacağım. Çok beğendiğim bir tespit olduğu için paylaşmak ve ardından bu konuya nokta koymak istiyorum.

Jeffrey J. Fox diyor ki:

Satış yapmak da bir temas sporudur. Yağmurcular müşterileriyle sürekli temas halindedir.” Devamında ise şunu söylüyor: “Temasa geçin. İletişim kurun. Satın

Ben kendimi geleneksel anlamda bir pazarlamacı olarak görmüyorum lakin “pazarlama ötesi” bir duruş sergilediğim konusunda size garanti veririm. Çünkü dijitali yakalamaya uğraşmadım tabiri caizse onunla birlikte büyüdüm. İşin özeti ben kendimi tam bir rainmaker gibi hissediyorum. Benim “yağmurcu” hikâyem veya “yağmurcu” duruşum kısaca bundan ibaret.

Peki senin hikayen nedir ve nasıl başlıyor?

Veya şöyle sorayım sen de kabuğunu kırıp bir “yağmurcu (rainmaker) olmak istiyor musun?”

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir