Toplumsal Olaylar Siyaset Ve Savaşlar Odağında Sosyal Medya

Sosyal medya yalnızca haber alma, bilgi aktarma, iletişim, pazarlama, satış ya da eğlence amaçlı kullanılmıyor. Dünyanın çeşitli bölgelerindeki toplumsal olaylar ile siyaset ve hatta savaşlar da sosyal medyada gerçekleşiyor. Bu gerçeklerden yola çıkarak bu makalede sosyal medyanın bölgesel ve uluslararası olaylardaki rolünü değerlendireceğiz.

Yaklaşık 9 yıl önce başlayan Arap Baharı sırasında meydana gelen siyasi değişimlerde sosyal medyanın etkisi tüm dünya tarafından bizzat görüldü. Demokratik fikirlere sahip olduğu söylenen protestocuların ilgili ülkelerdeki rejime karşı Twitter’da ve Facebook‘ta organize olmaları şaşırtıcıydı. Çünkü bu platformlar aracılığıyla bilgi ve haber paylaşarak organize olan protestocuların etkisi durdurulamaz boyutlara ulaşmıştı.

Evet, tüm dünya Arap Baharı ile birlikte teknolojinin başka bir yönünü yani sosyal medyayı gördü. Bundan sonraki yıllarda terör örgütleri propaganda yapmak ve sahadaki saldırıları teşvik etmek için de yine interneti daha doğrusu sosyal medyayı kullandılar. Bunun dışında 2016’daki ABD başkanlık seçimleri, Donald Trump’ın zaferi ve iddia edilen Rus siber saldırıları da aslında sosyal medyanın bir beğeni, yorum ve paylaşım alanından fazlasını barındırdığını gösterdi.

Toplumsal Olaylar Siyaset Ve Savaşlar Odağında Sosyal Medya

Bu makalede sosyal medyanın bu yönüne dikkat çekerek bir değerlendirmede bulunacağız ve “Toplumsal Olaylar Siyaset Ve Savaşlar Odağında Sosyal Medya” konusuna değineceğiz. Ancak başlarken The Atlantic‘ten bir alıntı yapmak istiyorum:

“Bir ordunun ilerleyişi eskiden savaş davullarıyla duyurulurdu. Şimdi ise tweet’ler ile duyuruluyor.”

Arap Baharı Ve Sosyal Medya

“Toplumsal Olaylar Siyaset Ve Savaşlar Odağında Sosyal Medya” başlıklı bu makalenin ilk kısmında Arap Baharı’na değineceğiz.

Evet, Arap Baharı ile birlikte başlayan protestoların hemen ardından, Tunus Cumhurbaşkanı Zeynalabdin bin Ali‘nin ve Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek‘in devrilmesinde sosyal medyanın rolü büyüktü. Bu durum aynı zamanda bir tartışma yaşanmasına da neden oldu. Şöyle ki; o süreçte insanlar; “sosyal medya nasıl olur da bir isyana neden olabilir?” diye düşünmeden edemedi. Ancak sosyal medya, gerçekten de Arap Baharı ayaklanmalarında büyük rol oynamıştı. Çünkü sosyal medya, protestocular arasındaki iletişimi ve etkileşimi kolaylaştırmada önemli bir etkiye sahipti. Yani hem hükümet karşıtı hem de hükümet yanlısı protestocular, Arap Baharı sürecinde gösteriler düzenlemek için sosyal medyayı aktif biçimde kullandılar. Ayrıca faaliyetleri hakkında bilgiyi de yine sosyal medya aracılığıyla yaydılar. Bu durum devam eden olaylar hakkında hem yerel ve hem de küresel boyutta protestocuların farkındalık oluşturmalarını sağladı.

Tüm bunlara ek olarak dijital medya, o bölgedeki halkların konuşma özgürlüğünü kullanması ve sivil katılım amaçlı bir alan olarak da kullanıldı. Bu arada Bilgi Teknolojileri ve Siyasal İslam Projesi tarafından yapılan bir araştırma; kitlesel protestolardan önce insanların çevrimiçi sohbetler aracılığıyla etkileşimde olduğunu ortaya koydu. Bu çalışma, sosyal medyanın toplumsal hareketlerde gerçekten büyük bir rol oynadığını doğrulaması açısından da büyük önem taşıyor.

Hükümetler Ne Yaptı?

Bu süreçte sadece protestocular değil, hükümetler de vatandaşlarıyla iletişim kurmak ve insanları hükümet yanlısı olarak protestolara katılımları için teşvik etmek için sosyal medyayı kullandı.

Bu noktada bir detayı paylaşmakta yarar var. Şöyle ki; hükümetlerin Arap Baharı sürecinde sosyal medya ile ilgili tepkileri ülkeden ülkeye önemli ölçüde değişiklik göstermiştir. Mesela Tunus hükümeti yalnızca protestoların koordine edildiği belirli yolları ve web sitelerini engellerken, Mısır hükümeti daha da ileri giderek, önce Facebook ve Twitter’ı kapattı. Sonrasında ise hükümet; dört ulusal ISS’yi ve tüm cep telefonu ağlarını kapatarak ülkedeki internet erişimini tamamen kesmiş oldu. Fakat Mısır’daki iletişim ağlarında yapılan bu kesinti protestoları durdurmaya yetmedi. Tam aksine bu engellemeler protestoları daha da yoğunlaştırdı.

Özetlemek gerekirse; hükümetlerin protestoları durdurmak için seçtikleri tüm bu yöntemler Mısır ve Tunus hükümetlerinin devrilmesini engelleyemedi. Tüm bu gelişmelerle birlikte bazı analistler, dijital teknolojilerin ve diğer iletişim biçimlerinin Kuzey Afrika’nın bazı bölgelerinde “Dijital Demokrasi”ye neden olduğunu ifade etmiştir.

Arap Baharı’nın Sosyal Medyaya Etkisi

Bu arada araştırmalar sonucunda pek çok kişi, Arap Baharı sırasında sosyal medyanın; “fikirleri harekete geçirme, güçlendirme, şekillendirme ve değişimi etkileme” konusunda kritik bir rol oynadığını düşünüyor.

Sosyal Medya ÖzgürlüğüYine yapılan araştırmalar göstermiştir ki Arap ülkelerinde sosyal medya platformlarının kullanımı protestolar sırasında -Libya hariç- iki kattan fazla artmıştır. Mesela Yemen ve Bahreyn gibi ülkelerde sosyal medya kullanım oranı %88‘e yükselmiştir. Öte yandan 5 Nisan 2011 tarihi itibarıyla Arap dünyasındaki Facebook kullanıcı sayısı 27,7 milyonu aşmıştır.

Konuyu daha iyi anlamak adına Temmuz 2012’de ABD Barış Enstitüsü ve daha sonra da Pew Araştırma Merkezi Küresel İlişkiler Merkezi tarafından yayınlanan raporları incelemekte yarar var. Bu raporlar; Tunus, Mısır, Libya ve Bahreyn‘deki ayaklanmalarda sosyal medyanın rolü üzerine birçok detay içeriyor. Bu raporların sonucunda ise aşağıda yer alan pek çok dikkat çekici tez ortaya çıkmıştır;

  • Araştırmalar; sosyal medyanın, ayaklanmalarda nedensel bir mekanizma olduğu şeklindeki ilk varsayımla çelişen bazı sonuçlarla karşılaşmıştır.
  • Araştırmalar; ayaklanmalar sırasında sahada yaşananları dünyaya iletmede sosyal medyanın önemini göstermiştir.
  • Araştırmalar; veri aktarımının, haber sürecinin önemli bir parçası olduğunu göstermiştir.
  • Araştırmalar; sosyal medyanın bilgiyi yaymadaki önemli rolünü vurgulamıştır. Öte yandan bu araştırmalar “sosyal medyanın ayaklanmalarda harekete geçirici bir güç olmadığı”nı da göstermiştir.

Bu arada Arap Baharı sürecinde ve sonrasında Arap medyası dönüşüm geçirerek dijital çözümlere yönelmiştir. Mesela gazeteler artık dijital içerik üretmeye ağırlık vermiştir.

Sosyal Medya Ve Terörizm 

“Toplumsal Olaylar Siyaset Ve Savaşlar Odağında Sosyal Medya” başlıklı bu makalenin bu kısmında terör örgütlerinin sosyal medya kullanımına değineceğiz.

Evet, sosyal medya yalnızca toplumsal hareketler amacıyla protestocular tarafından değil, aynı zamanda terör örgütleri tarafından da kullanılmıştır. Örneğin IŞİD, Arap Baharı sonraki süreçte sosyal medyayı etkin bir biçimde kullanan terör örgütlerinin başında gelmektedir. Sosyal ağlar aracılığıyla çok sayıda hikaye, görsel ve video paylaşan örgüt, sosyal medya sayesinde rahatlıkla propaganda yapma fırsatı bulmuştur.

Berger ve Morgan tarafından yapılan bir araştırmaya göre Eylül ve Aralık 2014 arasında IŞİD destekçileri tarafından en az 46.000 Twitter hesabı kullanılmıştır.

Storyful ise 2019’da, tanıtım videolarını kullanıcılara göndermek için yaklaşık yirmi TikTok hesabının kullanıldığını keşfetti. Hesaplar, IŞİD haber ajansından gelen haberleri içeriyordu. Sonuç olarak, IŞİD sosyal medya sayesinde bir korku oluşturmakla kalmayıp, propaganda yapma fırsatı da bulmuştur.

Sosyal Medya Ve Savaşlar

Sosyal medya toplumsal olaylar, siyasal iletişim, terörizm gibi amaçlarla kullanıldığı gibi savaş durumlarında da kullanılmıştır. Kısacası “Toplumsal Olaylar Siyaset Ve Savaşlar Odağında Sosyal Medya” başlıklı makalenin bu bölümünde savaşlarda sosyal medya kullanımına değineceğiz.

1988’den beri devam eden ve 1994’te ateşkes sonuçlanan bir mesele olan Dağlık Karabağ konusu; Azerbaycan ile Ermenistan arasında halen sürmekte olup bu savaş günümüzde dahi devam etmektedir.

Trend Topic

Bu konu odağında iki ülke arasında meydana gelen çatışmanın sosyal medyada aktif olarak yer alması ise 2016’daki “Nisan Savaşı” sırasında gerçekleşmiştir. En son Temmuz 2020’deki “Tovuz Muharebesi” ve 27 Eylül’de başlayan “2020 Dağlık Karabağ Çatışmaları” sosyal medyada etkisini göstermiştir. Bunda Azerbaycan sivil halkının Tatar, Barda, Goranboy ve diğer şehirlerde topçu ve roket ateşine maruz kalması ile 17 Ekim’deki “Gence Trajedisi” etkili olmuştur. Diğer bir ifadeyle bu saldırılar, insanları dünyaya gerçeği duyurmak konusunda harekete geçirmiştir. Mesela Azerbaycan gençleri Twitter’da #PrayForGanja hashtag’ini kullanarak dünyanın dikkatini Gence’ye çekmeyi başarmış ve Ermeniler tarafından işlenen terörü tüm dünyaya göstermiştir. Ayrıca #KardashiansSupportTerrorism, #StopArmenianTerrorism, #StopArmenianAgression hashtag’leri de yine Azerbaycan ve Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede desteklenerek sosyal ağlarda trend topic yapılmıştır.

8 Kasım tarihinde Şuşa’nın işgalden kurtarılması da yine Twitter’da trend yapılmış ve #ŞUŞA etiketi dünyada birinci olmuştur. #Shusha anahtar kelimesi ise Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri’nde birinci sırada yer almıştır.

Kısacası Twitter bu dönemde hem devletin, hem de toplumun kullandığı önemli bir platform olmuştur. Mesela Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Azerbaycan ordusunun zafer haberini resmi Twitter sayfasında paylaşmıştır. Hatta bugünlerde her Azerbaycanlı, Cumhurbaşkanı Aliyev’in tweet’lerini dört gözle bekliyor desek yeridir.

Bu arada yeri gelmişken Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Twitter sayfasının istatistiklerine de bir göz atalım. Azerbaycan dilindeki (@azpresident) resmi sayfanın takipçi sayısı savaşın başlangıcından yani 27 Eylül tarihinden 9 Kasım tarihine kadar yaklaşık 400 bin artarak toplam 714 bin olmuştur. Aynı tarihte İngilizce resmi sayfanın (@presidentaz) takipçi sayısı 240 bin artarak toplam 619 bin olmuştur.

Sporculardan Destek Mesajları

Savaş ve çatışma sürecinde, aynı zamanda her iki ülkenin destekçileri tarafından siber saldırıların gerçekleştirildiği görüldü. Buna ek olarak yine savaş sürecinde her iki tarafta da kamuoyu desteği olduğunu gördük. Ancak Azerbaycan’ın haklı mücadelesini her zaman destekleyen ve siyasi olmayan bir kişiden özellikle bahsetmek istiyorum. Türkiye Milli Takımı ve Barcelona’nın eski futbolcusu Arda Turan, hem “Nisan Savaşı”nda hem de “2020 Karabağ Savaşı” sırasında Azerbaycan halkına destek vermiştir.

Hatırlanacağı üzere ünlü futbolcu 2016 yılında resmi Twitter sayfasında “Kardeşimiz Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ için başlattığı kampanyayı ben de imzaladım” şeklinde paylaşım yapmıştı. 2020’deki savaşta ise Instagram hesabının hikaye kısmına “Bir millet, iki devlet” yazarak Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile fotoğrafını ve Bakü’deki Bayrak Meydanı’nda çekilmiş fotoğrafını paylaşan Arda Turan, bu şekilde davranarak Azerbaycan’ın yanında olduğunu göstermiştir.

Azerbaycan – Ermenistan savaşında Türk asıllı Mesut Özil ve Ermeni asıllı Henrih Mhitaryan da yaptıkları paylaşımlarla dikkat çeken isimler arasında yer aldı.

Mesela Mesut Özil 13 Ekim’de Twitter’da; “Azerbaycan’ın acısı bizim acımız, neşesi bizim neşemizdir” şeklinde bir paylaşım yaparak tarafını göstermiştir. Daha uzun bir tweetle konuya dair fikirlerini paylaşan Özil; “Tüm dünya, Dağlık Karabağ bölgesinin yasal ve uluslararası anlamda Azerbaycan’ın bir parçası olduğu ve yasa dışı bir şekilde işgal edildiği gerçeğinin farkına varmalı. Mart 2008’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü kabul eden ve Ermeni güçlerinin çekilmesi gerektiği konusundaki kararı onayladı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararının geçerli olduğunu ve herkes tarafından tanınması gerektiğini hatırlatmak isterim.” şeklinde bir açıklamada bulunmuştur.

Buna karşın Ermeni futbolcu Mhitaryan ise Özil’in aksine, Azerbaycan’ın saldırganlığına vurgu yapan ifadeler kullanıp dünya liderlerine bir mektup yazarak uluslararası terörizme karşı harekete geçilmesini talep etmiştir.

Arda Turan ve Mesut Özil gibi Azerbaycanlı sporcu Ramil Guliyev de Azerbaycan’ın haklı davasına vurgu yaparak destek mesajları paylaşmıştır.

Sonuç Olarak 

Sonuç olarak görünen o ki sosyal medya; Arap Baharı Ayaklanmaları, Gezi Parkı Protestoları gibi toplumsal olaylarda, terör örgütleri tarafından, siyasal iletişim kampanyalarında ve savaşlarda aktif biçimde kullanılıyor. Öte yandan dijital çözümlerin insan psikolojisinde bazı yeni eğitimleri ortaya çıkardığı da bir gerçek. Tüm bunlara ek olarak ben sosyal medyanın, insanların sesini duyurması için harika bir yol olduğunu düşünüyorum.


💡 Black Lives Matter Diyen Markalar

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir