Nitelikli İçerik Üretimi Üzerine Bir Değerlendirme

Günümüzün dijital dünyasında en büyük problem ne diye sorsalar içerik diye yanıtlarız. Halbuki asıl problem nitelikli içerik üretimi. Peki var olan içeriği iyileştirmenin formülü nedir?

Bugün haber portallarını, edebiyat sitelerini, sektör dergilerini, kişisel blogları, kişisel web sitelerini veya magazin, sağlık, tarih vb. gibi daha özel konularda içerik üreten kategorisel web sitelerini, kurumsal blogları, belli bir konuya odaklanmış tematik siteleri, e-ticaret ürün açıklamalarını, ajans bloglarını vs. incelediğinizde ziyaretçiyi / kullanıcıyı / müşteriyi sitede tutmak adına absürt paylaşımlar yapıldığını görürsünüz. Diğer bir ifadeyle nicelik olarak ortada çok sayıda içerik var, ama nitelik anlamında çoğu içerik üreticisi ve mecra sınıfta kalmaktadır. Peki ama neden?

Böyle İçerik Olmaz

Mesela normalde 1 paragrafı geçmeyecek ve gündelik yaşamda asla okuyucunun işine yaramayacak olan dolayısıyla da insanın entelektüel altyapısını beslemeyecek olan içeriği / haberi, Google’dan 20-30 adet görsel indirip art arda sıralayarak anlattığını zanneden daha doğrusu trafik kazandığını zanneden haber siteleri var. Kullanıcı hemen çıkmasın diye de zahmet buyurup resimlerin altına birkaç cümle metin yazıyorlar.

Nitelikli İçerik Nasıl Olur

Her şeyden önce sormak istiyorum şimdi bunun neresi habercilik, neresi bloggerlık, neresi yayıncılık, neresi içerik üreticiliği?

Nitelikli İçerik Üretimi Önemli Çünkü

Biraz önce belirttiğim şekilde yayınlanmış olan olta içerikler sosyal medyada ilgi uyandıracak biçimde paylaşıldığı için insanlar bağlantıya tıklıyorlar. Sonra da 4-5 dakikalarını o sitede harcamak durumunda kalıyorlar. Zira dikkat çeken, daha doğrusu vurgulanan detaya bir türlü ulaşılmıyor.

Kullanıcı o detaya ulaşabilmek için oradan oraya tıklamak zorunda kalıyor Evet, böyle durumlarda bir şeyler öğrenmek ve verimli bir 4-5 dakika geçirdiğinize inanmak istiyorsunuz çünkü vicdanınızı rahatlatmak zorundasınız. Zira hayattaki en önemli şey hiç şüphesiz ki zamandır. Ve o sitede harcadığınız saniyelerin, dakikaların boşa gitmemiş olması için adeta bunalıma giriyorsunuz.  Ancak tabi ki giden saniyeler, dakikalar, saatler, günler, aylar, yıllar asla geri gelmiyor.

Kısacası hayatımızdaki 1 dakika ve hatta 1 saniye bile çok kıymetli. O yüzden vaktimizi nitelikli içerikleri tüketmek için harcamalıyız. İçerik üreticileri de bu detayı göz ardı etmemelidir. Yani nitelikli içerik üretimi her halükarda önemlidir. Çünkü insanların vaktini boş yere harcamaya kimsenin hakkı yoktur.

Bu arada eğlence odaklı, mizah içerikli ve “bilgi” amacı gütmeyen site ve blogları bu eleştirinin dışında tutmak isterim. Çünkü orada amaç zaten eğlenmek. Lakin haber ve bilgi odaklı sitelerin olta yöntemiyle kullanıcı çekmeye çalışması hazindir!

Değersiz İçerik Marka İtibarını Zedeler

Bu durum her şeyden önce marka itibarını zedeliyor. Bilinen bir gerçek var ki “marka” her şeyden önce bir vaadi yerine getirme sürecidir. Olta yöntemiyle kullanıcı toplayan yayıncılar, bloglar, dergiler, haber siteleri marka olmanın yanından bile geçemezler.

Madalyonun öteki tarafındaysa sosyal medya, dijital pazarlama, markalaşma, online itibar yönetimi, dijital PR, reklam, iletişim, marka yönetimi, pazarlama vs. gibi konularda yurtdışı kaynaklı sitelerden aldıkları makaleleri birebir çevirip, zahmetsizce, hiç yorumlamadan ve dahi kaynak göstermeden yayınlayan siteler ve bloglar var.  Mesela “sosyal medyayı etkin kullanmanın 15 muhteşem adımı” şeklinde bir başlık atıp içerisini Türkiye’deki markaların ve kullanıcıların uzak olduğu önerilerle doldurmuş olan paylaşımlar görüyoruz.

Markalaşmada İçerik Pazarlama

Yeri gelmişken söyleyeyim sosyal medyayı etkin kullanmanın 15 adımı, 8 kuralı, 10 sırrı yok. Yani var ama yok. “Nasıl yani?” diyenler devamını okusun.

Sosyal Medyayı Etkin Kullanmanın Kuralı Nedir?

Evet, sosyal medya kullanımı için bazı adımları uygulamak gerekiyor ancak sosyal medya kullanımı öyle basitçe formüle edilemez. Daha doğrusu edilmemelidir… Yapılması gerekenler öneri listesi halinde sunulur buna lafım yok lakin bunu birkaç adımla sınırlarken aslında hiç bilgi vermemek epey saçma oluyor.

Örneğin bana göre sosyal medyayı etkin kullanmanın tek bir adımı var; o da hangi sosyal mecrada ne yapacağını bilmektir. Eğer bu adım başarılırsa devamında etkileşim de gelir. Etkileşimin olması için güncellik ve nitelikli içerik gerekir. Böylece üç sac ayağı diye tabir edilen başarıdaki temel denklem sağlanmış oldu;

  • İçerik
  • Etkileşim
  • Güncellik

Bu sarmalı her disipline uyarlayabilirsiniz. Konumuz sosyal medya olduğu için oradan devam ediyorum. Misal Linkedin’i Facebook ile karıştıranlar var. Emin olun bu davranışı sergileyenler zaten o 15 adımı, 10 sırrı, 8 kuralı vs. umursamıyorlar. Çünkü bu kişiler henüz sosyal mecraları tam manasıyla tanımıyorlar veya her mecranın ayrı bir stili olduğunun farkında değiller. O halde önceliğimiz meselenin “nedir”inden ziyade “ne değildir”ine dikkat çekmek olmalı. Misal “Linkedin nedir?” yerine artık “Linkedin ne değildir?” şeklinde içerikler üretmeliyiz. Böylece hedeflediğimiz farkındalığa kolaylıkla ulaşabiliriz.

Tematik Bloglara Tavsiye

Ben özellikle teknoloji ve dijital / pazarlama / marka vs. konularına dair içerik üreten tematik blogların okuyucuyu olta yöntemiyle suistimal etmesini gereksiz buluyorum. Çünkü zaten bu kategorideki blogların hedef kitlesi daha niş konuları merak eden, okuyan, araştıran ve en önemlisi de öğrendiğini uygulayan bir kitle… O yüzden ki bu kitleyi tanımlarken “sektör profesyoneli” tabirini kullanıyoruz.

Evet, sektör profesyonellerini kandırmaya yönelik tavrın içine girmek işi standarda bağlamaktır, sıradanlaşmaktır, kaliteyi düşürmektir, rekabete yenik düşmektir ve unutulmaktır.

Okuyucu standartların peşinden gitmez, yenilik peşindedir yani trendlerden haberdar olmak ister. Dolayısıyla genel geçer ve yararı olmayan içerikler yayınlamanın bir manası yok.

Buraya kadar meselenin “nedir”inden çok “ne değildir”ine değindim. Eğer hataları görmezden gelirsek, bulduğumuz çözümlerin ömrü kısa olur. O yüzden önceliği problemleri anlamaya ayırmalıyız.

Ben de yazının bu aşamasına kadar öyle yaptım. Şimdiyse sıra çözüm üretmeye geldi. Evet, “nitelikli içerik üretimi önemli” dedik. Ve bunun için de aslında içi dolu içerik üretmek yani “içerikte 3F Fenomeni uygulamak gerekiyor.

Peki kaliteli içerik nasıl olmalı?

İşte cevabı; kaliteli içerik üretmek için 2 altın kural vardır.

  • Orijinallik
  • Samimiyet

Özellikle dijital pazarlama ve sosyal medya hakkında yazılan bloglara, piyasaya çıkan yerli kitaplara göz attığınızda bu saydığım iki özelliğin de olmadığını görürsünüz. Birbirinin benzeri kitaplar ve hiç gereği yokken araya konulmuş bir resmiyet.

Kısacası insanlara “fayda” sağlamak üzere yola çıktığını yani içerik ürettiğini söyleyenler meselenin orijinallik ve samimiyet tarafını kaçırıyorlar. Böylece internet; ustaca hazırlanmış ancak yanlış kurgulanmış içeriklerle dolu bir çöplüğe dönüşüyor.


💡 Üniversitelere Dijital Pazarlama Tavsiyeleri

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir