Fenomenlerin Onlİne İtibar Yönetimine Katkısı

Sosyal medya, sektör farkı gözetmeksizin tüm işletmelerin rahatlıkla var olabildiği bir topluluk alanı olarak karşımıza çıktı. Bugün 2 milyardan fazla kullanıcıya sahip olduğu bilinen Facebook, sosyal medyanın en çok üyeye sahip mecrasıdır. Bu mecradan yararlanmak isteyen tüm kişi ve kurumlar Facebook’ta hayran / şirket sayfası açmaya başladı… Peki ya sonra?

Facebook’u, 1,5 milyar kullanıcıyla Whatsapp, 800 milyon kullanıcıyla Instagram ve 300 milyondan fazla kullanıcısıyla Twitter takip ediyor. Dikkat ettiniz mi bilmiyorum fakat Facebook’tan sonra en çok kullanılan sosyal ağlar Whatsapp ve Instagram gibi yine Facebook’a bağlı olan mecralar.

Tablo böyleyken firmalar herhangi bir sosyal ağa vakit ve bütçe harcamaktansa kullanıcıların çoğunlukta olduğu mecralarda bulunmayı tercih ediyorlar. Mesela eskisi kadar önemli olmadığı içi midir bilmiyorum ancak firmaların Twitter stratejilerinde bir düşüş yaşanıyor. Buna bağlı olarak markaların Twitter bütçelerinde de azalma söz konusu. Bunun sonucunda  Twitter’daki fenomenler de önemini yitirmeye başladı. Tabi Twitter’ın etkisini yitirmesi kullanıcılar için çok dert değil. İnsanlar popüler olan bir başka sosyal ağa hemen adapte olabiliyorlar. Ama fenomenler ve markalar öyle değil. Sosyal ağlara adaptasyon konusunda kişiler markalara göre daha faal ve başarılı. Ancak bir sosyal ağda fenomen olan biri popüler olan diğer bir sosyal ağda fenomen olamayabiliyor.

Sosyal ağlarda başarılı olan kişiler genel anlamda fenomen ya da influencer olarak anılmaktadır.

Facebook ve Twitter başta olmak üzere bugün artık Instagram, Tumblr, Vine, Pinterest, Snapchat, Periscope, Google Plus dahil her sosyal ağın “fenomen” diye tabir ettiğimiz kullanıcıları var. Bu kişiler yüz binlerce takipçiye sahip olmanın ekmeğini yiyorlar. Bakıldığında sanat, siyaset, spor, magazin veya moda konusunda profesyonel anlamda herhangi bir kariyere sahip olmadıkları görülen birçok fenomen, günün 5-6 saatini içerik üretmeye ve takipçi arttırmaya yönelik stratejiler geliştirmeye harcayarak bir farkındalık oluşturmaya çalıştılar ve bence başarılı oldular.

Başlarda sektör farkı olmaksızın tüm markalar fenomenlerle çalışmayı dijital PR’ın olmazsa olmazı kabul edip bütün reklam stratejilerinde fenomenlere yer verirken şimdilerde bu durum biraz değişti.

2014’te Twitter’ın tüm kullanıcılara sunduğu “istatistik” uygulaması sayesinde hangi paylaşımın ne etkileşim aldığı ölçülebilir oldu. Akabinde 2016’da Instagram da istatistiksel verileri kullanıcılarıyla paylaşmaya başladı. Twitter’ın ve Instagram’ın getirdiği bu yenilik bazı fenomenlerin işine gelmedi. Her şeye rağmen kampanya yönetimi, marka farkındalığı gibi konularda “fenomen etkisi” elbette ki azımsanamaz.

Evet, fenomenlerin sahip olduğu kitle gücü oldukça önemlidir. Çünkü son zamanlarda online itibar yönetimi, sosyal medya ajanslarının ve dijital ajansların en önemli uğraşı haline geldi. Ancak online itibar yönetimi Türkiye’de henüz tam manasıyla algılanabilmiş değil.

Online itibar yönetiminde verimli sonuç alabilmek için sosyal medya odaklı olmanın yeteceği zannedilmektedir. Hâlbuki web, yalnızca sosyal medyadan ibaret değildir. Online haber siteleri, dijital dergiler, forumlar, sözlükler, fenomenler, bloglar, video siteleri ve bloggerlar online itibar yönetiminde etkili ve etkin çalışma gerçekleştirmek için sürdürülebilir biçimde kullanılması gereken araçlardır.

Online İtibar Yönetimi Nedir?

Terimlerle ve tanımlarla problemli bir coğrafyada yaşadığımız gerçeğini her fırsatta vurguluyorum…

Tartıştığımız, anlaşamadığımız konuları yeterince özümsemiyoruz yani konunun ana fikrinden uzaklaşıp direkt sonuca odaklanıyoruz. Böyle olunca sepetteki umursanmayan çürük elma diğerlerini de etkiliyor ve o ufak problem büyüyüp içinden çıkılmaz bir hal alıyor. İşte itibar yönetimi o çürük elmayı tespit edip sepetteki diğer meyvelerin çürük olmadığını anlatmaktır.

Online itibar yönetimini kısaca tanımlarsak; kamu veya özel sektör fark etmeksizin ürün, marka, kişi, hizmet veya projelerin dijital ortamdaki -varsa- olumsuz algısını pozitife çevirmek ya da bu ürün, marka, kişi, hizmet veya projelerin itibar ve algılarını doğru biçimde yönetimini sağlamaktır diyebiliriz.

“Online İtibar Yönetimi”nizi Kimler / Niçin Önemser?

Dijital mecra, kontrolü zor bir alan olarak karşımızda durmaktadır. Dolaylı yollardan hiç beklemediğiniz bir anda, ihtimal vermediğiniz kişiler tarafından bilinçli veya sehven mağdur edilebilirsiniz.

“Kriz yönetimi” konusunda herhangi bir altyapınız yoksa sürekli eğitimlerle personelinizi bu konuda dinç tutmuyorsanız meselenin boyutu 2 – 3 kat daha tehlikeli bir hal alabilir.

Burada en ufak detayın saniyeler içinde yüz binlerce kişiye ulaştığı, bilgi akışının çok süratli olduğu bir ortamdan bahsediyoruz. Üstüne bir de devreye size özellikle kin besleyen “taraflar” girince olayın vahameti artar.

Bilmem farkında mısınız ancak sizi;

  • Mevcut Müşterileriniz
  • Potansiyel Müşterileriniz
  • Ortaklar veya Hissedarlar
  • Gazeteciler
  • Çalışanlarınız
  • Potansiyel Çalışanlarınız
  • Rakipleriniz

her an takip ediyorlar. Ve sizinle ilgili olumlu ve olumsuz tüm verileri siz farkında olmasanız da sizden daha sıkı biçimde kayıt altında tutuyorlar. Bütün bunların kontrol altında tutulması ve bu tehditlere karşı savunma stratejisi geliştirmek ise ancak online itibar yönetimi ile mümkün olmaktadır.

Tavsiye Hayat Kurtarır…

Online itibar yönetiminde asıl olan kitlelere kısa sürede derdinizi anlatmaktır. O nedenle ben “fenomen etkisi”ni önemsiyorum.

Organik yöntemlerle kazanılmış yüz binlerce hatta milyonlarca gerçek kişiye (user) 1 dakika içinde ulaşmanız mümkünken bunu neden kullanmayasınız? Kitleleri ikna etmenin en kestirme yolu kanaat önderlerine kendinizi; “tavsiye edilebilir”, “savunulabilir”, “mağdur edilmiş taraf” olarak göstermektir.

Siz bir yandan şirketinizin itibarını kurtarmak veya olağan itibar sürecini yönetmek üzere haber veya bülten hazırlarken, basın açıklaması yaparken, paydaşlarınıza derdinizi anlatırken öte yandan fenomenler yani sadık “condottiero[1]”larınız sizi, harika bir “rol model” olarak lanse etmek üzere içerik hazırlar.

O halde diyebiliriz ki; tavsiye her ortamda ve her zaman hayat kurtarır. Fenomenleri önemseyin ve markanız için sürekli çalışacak ve kitleleri yönetebilen bir marka elçisi edinin. Tavsiye pazarlaması çağın en önemli pazarlama stratejisidir. Bunu ihmal etmeyin.

[1] Condottiero: İtalyanca bir kelime olup Orta Çağ’da Rönesans dönemi boyunca sözleşme usulü çalışan paralı askerlerdir.

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir