Kişisel Markanızı Oluştururken Duygularınızı Yönetin

Yaptıklarımızı önemsiyoruz. Yaptıklarımıza değer katıyoruz. Bunları paylaşıyoruz, anlatıyoruz, canlı yayınlıyoruz, yazıyoruz, video / ses kaydıyla herkese dağıtıyoruz. Bazen kitap haline getiriyoruz. Bütün bunların neticesinde oluşturduklarımızın etkilerinden  ve etkileşiminden faydalanıyoruz. Tepkiler alıyoruz, beğeni topluyoruz, yorumlar ve yanıtlar geliyor, e-posta alıyoruz, istatistikler elde ediyoruz. Bunlara ilgi duyanlar topluluklar oluşturuyor ve aynı değeri paylaşanlarla bir araya geliyoruz. Topluluğa katılanlar ürünlerimizi ve hizmetlerimizi deniyorlar. Yaşadıkları deneyimi çevrelerine anlatıyorlar. Sonuç olarak kendimizi güçlendirmeye devam ediyoruz.

Sizce de böyle değil mi?

Tüm bunları yapmıyorsanız yapın. Faydasını göreceksiniz. Markalama, kişisel markalama önemli bir konu. Kişisel marka olmak sizi diğerlerinden ayırır…

Kişisel markalamamızı oluştururken değerlere ve duygulara odaklanmamız ve bunları yönetmemiz gerekiyor. Eğer çok sinsi bir hareket etme planınız varsa bir şeyleri maniple bile ediyorsunuzdur veya etmişsinizdir. Çevrenizdeki bazı arkadaşların veya paydaşlarınızın fitne çıkardığına bile şahit olmuşuzdur. A’yı mı seviyorsunuz B’yi mi? gibi çalışmalar yapar o arkadaşlar ama şimdi konumuz bu değil. Kişisel markanızın yönettiği duyguların, gerçek ve işe yarayan etkilerini göreceksiniz. Kişisel markalaşmadan muhakkak fayda sağlarsınız.

Negatif duygular; korku, kızgınlık, stres, düşmanlık, suçluluk gibi duyguların bile markanız için artı değer oluşturduğu bir gerçek. Örneğin; bilimsel bir araştırmaya göre (kaynağını bulamadım. 😥 ) erkekler ofiste stresle başa çıkmak adına öfke ve etrafı dağıtma şeklinde tepki gösterirken, kadınların ağlayarak duygularını gösterdiği doğrulanmış. Tabii biz kişisel markamızı oluştururken kendimizi; tepkisini ve duygularını ağlayarak gösteren, etrafa zımba fırlatan biri olarak göstermemeliyiz. Duygularımızı bastırmaktan bahsetmiyorum. Kontrol etmekten bahsediyorum.

Duygu ve etki konusunu konuştuktan sonra kişisel markanın asıl odaklandığı tarafın duygu tetikleyicileri olduğunu belirtmekte fayda var. Kişisel markanız duyguları yönetecek ki insanları tetikleyip, aktif edip, size katılmalarını, başkalarından çok da farklı olmayan (belki biraz farklıdır?) ürün ve hizmetlerinize para ödemelerini, sizi davet etmelerini, sizi istemelerini sağlayacaksınız. Asıl bahsetmek istediğim buydu. Bunu yaparken, duyguları doğru bir şekilde kullanıp yönetirseniz ve kendinizi doğru yansıtırsanız herhangi bir kriz olmayacaktır. Hem böylece topluluğunuzdaki insanları yanınızdan uzaklaştırmazsınız.

Kişisel Markalaşma İçin Tavsiyeler

Kişisel markanızı oluştururken ve duygularınızı yönetirken yapmanız gerekenleri aşağıda bulabilirsiniz.

  • Sakinliğini koru, öz kontrolünü sağla: Ben bunu genelde sosyal medyasını yönetenlere de söylüyorum. 1,5 ayda 17-24 bin arasında takipçi, sayfa beğenisi elde ettiğim bir sinema filmi sayfasında elde ettiğim tecrübeye göre sakinliğinizi korumanız kesinlikle şart. Y ve Z neslinden kullanıcılar yüzlerce kez aynı şeyi sorabilir, ama her birey farklı bir insan ve önceki konuşmaya şahit olmadı. Hakaret edebilirler, sinirleriniz bozulabilir, kafanıza takarsanız gerçekten o 1,5 ayda hasta bile olabilirsiniz. Ama bu tepkileri kişisel algılamayın. İnsanlar interneti içlerini dökmek için kullanabiliyor. Kişisel markanız açısından düşündüğümüzde de; evet hakaret edecekler, iftira atacaklar, sinir bozucu paylaşımlar yapacaklar ve belki de söylediklerinizle dalga geçecekler.  İnsanları motive etmek için yaptıklarınızı yalanlayacaklar. Bazen karşınıza troller de çıkacaktır. Bunlar sizinle uğraşacaktır. Hatta bu trol yakınınızdaki bir arkadaşınız bile olabilir. Bunları düşünmesi bile sinirlerinizi bozuyor öyle değil mi? Aslında bu durumları anlayışla, sakinlikle karşılarsanız, avantajınıza kullanıp, kendinizi güçlendirebilirsiniz.
  • 5 dakika ara verin: 5’ten fazla da olabilir ama bir standardınız olsun. Neden? Buna yanıt vermek için sosyal medyayı kullanacağım. Sosyal medya yönetimi yaparken karşınıza bir önceki başlıkta söylediğim gibi türlü türlü tuhaflıklar çıkabilir. Etkinliklerde de olabilir bu. Yani illa dijitalde olacak diye bir şey yok. İletişiminizi daha sağlıklı sürdürebilmek için izin isteyin. Dijitalde araçları doğru şekilde kullanın. İnsanlara bildirin ve onları bekletin. Ben 15-20 dakika harcıyorum. Bazen telefonu kapattığım da olur. Sonra tekrar konuşalım derim. Düzgün bir ifade ve bildiri her zaman işe yarar. Facebook Messenger’da uzakta butonu var mesela. İnternetten komple uzaklaştığınızda devreye girip insanlara otomatik olarak haber veriyor. Sayfanızın bilgiler kısmında çalışma saatlerini de yazabilirsiniz. Sigara içmeyen birisi olarak sigara molasına da çıkabilirsiniz. (İçmenizi önermem) 🙂 Karşı taraf böyle bir durumda saçmalamayı kesecektir. Çünkü beklemek ve araya zaman girmesi bir önceki zamanda yaşananları veya duyguları soğutacaktır. Soğuduktan sonra insanların çoğunluğu tepkisinden vazgeçer.
  • Olumsuz zihin blokları için egzersiz yapın: İnsanlar sizden olumlu bir şekilde bahsederler ve ardından “ama”, derler. Ama’dan önceki her şeyi unutursunuz. Zihniniz bloklanmış gibi… Bu olumsuzluk taşları için önceden egzersiz yapmanız, o anı yaşadığınızda itibarınızı zedeleyecek bir hareket yapmanızı önleyecektir. Örneğin bir ofis çalışanıysanız ofiste delirmenizi önler. Bir ürün veya hizmet sahibi olarak müşterilerinizin kaçmasını engeller. Egzersiz şart. Tasavvufta kendisini bir insanın alçaltması gibi düşünün. En kötü şeylere zaten maruz kalıp artık benliğinden sıyrılınca, ne yaşarsa yaşasın şaşırmaz ya insan. Varlığını sakin bir şekilde sürdürmeye devam eder. Bu da öyle bir şey.
  • Hemen savunmaya geçmeyin: Savunmaya geçiyorsanız ortada bir sorun var demektir. Kendinize güvenmiyorsunuz ya da aşırı güveniyor olabilirsiniz. Başkalarının anlayış ve zekasında sorun olduğunu da düşünüyor olabilirsiniz. Hepsi olumsuz değil mi? Karşınızdaki de öyle düşünecektir. Ben kendi yaptığım işleri açıklarken de bu duruma düştüğümü tahmin ediyorum. O yüzden fazla açıklama yapmayın, genel hatlarıyla ifade edip meseleyi olabildiğince kısa tutun. Başarınızla ilgili, yaptıklarınızla ilgili konuşurken savunmaya geçtiğinizde insanlar bir sorun olduğunu sezecek ve bu noktada duyguları yönetememiş olacaksınız. Buna dikkat etmezseniz ürünleriniz, hizmetlerinizin satışları/talebi ve itibarınız zayıflayabilir. Dikkat etmenizde yarar var.

Hepimizin yanlış yaptığı zamanlar ve işler oldu. Olacaktır da. Stresinizi yönetmeniz, duyguları yönetmeniz işletmenizi yükseltecek/öne çıkaracak ve bir vitrini ilgi çekici hale getirecektir.

Yazımı buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim. Ayrıca beğendiyseniz Twitter’da @hyturkyilmaz ve Branding Türkiye’den bahsederek sohbet başlatabilirsiniz veya yorumlarda tartışabiliriz; demokratik, kültürel ve görgü kuralları çerçevesinde. Yeni makalede görüşmek dileğiyle

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

YAZAR:

hyturkyilmaz@gmail.com

İş ve ürün geliştirir. İnternet girişimciliği, internet pazarlamacılığı ve reklamcılığı, kişisel markalama ve pazarlamaya odaklanır. Dijital pazarlama stratejisti, growth...

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir