Dijital Pazarlama ve Markalaşmanın Çocuklar Üzerindeki Etkisi

Teknolojinin ve dijitalin hepimiz için yeri belli, ama çocuklar için yeri apayrı! Günümüzün çocukları dijital ve teknoloji ile büyüyorlar, çünkü teknoloji onların hayat damarı. Onunla yatıp, onunla kalkıyorlar, bazen kendilerini teknolojiye fazla kaptırıp yemek yemeyi dahi unutuyorlar. Ne çocuk teknolojisiz beslenir, ne de teknoloji çocuksuz…

Teknolojik anlamda geçmişten bugüne kat ettiğimiz yolu uzun bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçirdiğimizde, kuşaklar arası farklardan doğan tüketim ve satış olgusunun davranışlarımız üzerindeki gözle görülür etkisini yadsıyamayız, çünkü yeni jenerasyon ürünleri hayatımızı kolaylaştırıyor ve o ürünler aracılığıyla insanlarla uzaktan iletişim kuruyoruz. Değişen iletişim modellerini göz önünde bulundurduğumuzda, marka yatırımlarının dijitalleşme üzerine kurulu olduğunu ve markaların yaratıcılık adına sürekli birbirleriyle rekabete girdiğinden rahatça söz edebiliriz.

Peki, bu en çok kimin ya da kimlerin işine yarıyor?

Teknolojiye ve markalara bağlı olan herkesin… Mesela maddi imkânı iyi olan aileler gidip hemen çocuğuna marka bir tablet veya benzeri bir teknolojiyi satın alırlarken, bütçe darlığı çekenler de o markaların muadillerini tercih ediyorlar.

“Alfa” kuşağının çok yakında kapımıza dayanacağı gerçeği ile karşı karşıya kalan bir toplum olarak, çocukların teknolojik ürünlerle (tabletler, cep telefonları, playstationlar, Vr televizyonlar) haşır neşir olduklarını ve ailelerinin de bu durumdan nispeten memnun olduklarını gözlemliyoruz. Her ne kadar olumlu görüşe/görüşlere sahip olsak da, genelleme yapıp, tüm aileler şikayetçi değildir diyemeyiz. Her olasılığı hesaba katmalıyız.

Şu şüphe götürmez bir gerçek ki, aileler dijital pazarın etki alanına girerek çocuklarını o mantıkla yetiştirmeye ve onları teknolojiyle tanıştırmaya/bütünleştirmeye çalışıyorlar. Bu da satış rantlarının yükselmesine neden oluyor. Aileler belirli bir ücret karşılığında ürünlerin çocuklar tarafından kullanılmasına vesile olurken, çocuklar ise mutluluklarını ürünler aracılığıyla sürdürüyorlar. Çocukların en çok yapmayı sevdiği eylemlerden biri ise oyun oynamaları… Saatlerce oyun oynamaya müsait olan çocukları tabletler veya cep telefonları aracılığıyla hayata bağlamak aileler için oldukça kolay, ayrı bir teknik uygulamalarına gerek kalmıyor, zaten teknoloji işlevini yerine getiriyor.

Çocuğun eline tableti verdiğiniz zaman, çocuk onunla oyalanıyor ve o sanal dünyanın içindeki karakterlerle özdeşleşerek yeni bir dünyaya adım atıyor, dolayısıyla dış dünya ile bağlantısı o noktada kesiliyor. Bu yolla sizin işiniz kolaylaşmış oluyor. Eskiden olsa çocuğunuzu yetiştirmek için daha ilkel yolları tercih etmiş olacaktınız. Boyama kitapları, oyun hamurları vs… Konuya açıklık getirecek olursak; atari salonlarına oyun oynamaya giden çocuklar artık oyunları teknolojik aletlerle oynuyorlar, ne de olsa teknoloji çoklu destek sunuyor. Eşzamanlı olarak birçok veri girişi sağlanabiliyor. Çok oyunculu mod ile dünyanın dört bir yanındaki oyuncularla etkileşim kurmaları ise bunlardan sadece bir tanesi!

Bunu doğrulayan veriler ise şu yönde: çocuklar eve gelir gelmez yemek yiyorlar, sonrasında ise internette takılıyorlar. Yaz tatillerinde ise sürekli internete girerek oyun oynuyorlar. Çocukların yüzde 39’u günde 7 saat internet kullanıyor. Ailelerin sadece yüzde 35’i ise çocuklarını internet kullanırken kontrol ediyor. Çocukların online davranışları incelendiğimizde de sosyal medya kullanımı ön planda yer alıyor. Video izleme konusunda açık ara önde olan çocuklar Youtube’u genellikle oyun inceleme ve oyun hileleri arama konusunda kullanıyorlar.

Çocukların okuma ve yazmayı öğrenmeden önce telefon ve tablet gibi aletleri kullanıyor oluşlarından tutun, uygulamalar aracılığıyla video içerikleri yönetmelerine kadar her şey onlar üzerinden ilerliyor. Uygulamalardan açılan çizgi filmlerin ise çocukların en büyük gözdesi olduğunu belirtmekte yarar var. Bu aslında sahip olduğumuz düzenin çocuklar üzerindeki yansıması…

Günümüzde, aileler için konfor önemli, eski kuşakta konfor yerine maliyet önemliydi. Aileler çocukların istek ve ihtiyaçlarına göre tercih haklarını kullanıyorlar. Parantez açacak olursak; küçük yaştan itibaren marka bilinirliğine sahip olan çocuklar kendi seçimlerini yapıyorlar ve bu vesileyle bilinen markalar öne çıkıyor. Çocuklar her yerde, her an bizimle beraberler, özellikle de Türkiye gibi çocuk üretiminin diğer ülkelere oranla fazla olduğu bir ülkede!

Bir örnek verelim: Pegasus hava yolları ile uçtuğunuzda, güvenliğiniz ile ilgili talimatlar önünüzdeki dijital ekranlara yansıtılıyor ve çocuklar size olası tehlike durumlarında neler yapmanız gerektiğini anlatıyorlar. Çocuklar sevimli ve sempatik olduklarından ötürü, pazarlama onlar üzerinden yapılıyor. Diğer taraftan da, dijitalleştiğinizin resmini çekiyor. Buradaki asıl amaç çocukların dijital platformlardaki rolü…

Yaratıcılığını iyi kullanan markalar çocuklarla iletişim kurarak onlarla aynı dili konuşmaya çalışıyorlar. Çocuklar her daim zor bir hedef kitledir, o nedenle çocuklara yönelik “pazarlama” ortamı hazırlamak ve planlandırmak için onların ilgilerinin hangi yöne doğru evrildiğinitahlil etmekte yarar var. Unutmayın; hedef kitle olarak çocuklara yönelik çalışmalar yapmak sıkı bir yatırırım gerektirir.

“Farkındalık” ve zekâ geliştiren oyunlar, uygulamalar veya dijital ortama aktarılan kitaplar ile “işlevsellik ve gelişim” sağlanıp, teknolojinin zararlı tarafı elimine edilirse çocukları bilinçlendirmek adına yapılan tüm girişimler başarılı olur. Baskılı kitapların yerine geçen dijital kitaplar gibi… Artık çocuklar baskılı kitap değil, dijital kitap okuyorlar.

Çocukların nelere tepki verdiklerini araştırıp, nasıl düşündüklerini bilmek onlarla olan bağlantımızı güçlü kılar. İşte bu sebeple, markalara ve ailelere burada büyük bir görev düşüyor. Çocukların teknoloji ile olan bağını kuvvetlendirerek, teknolojiye rahatlıkla adapte olmalarına vesile olan markalar ve aileler kilitli kapıları açan anahtarlara benzemiyorlar mı? Sorunun yanıtını size bırakarak değerli bir teknolojik girişimden bahsetmek istiyoruz.

Yeni çağda çocukların teknoloji ile iç içe olmalarına imkân tanıyan, dünyada önemli bir yere sahip olan “Maker Hareketi”, kendin yap kültürünün teknolojiyle birleşmesini ve toplumun üretime katılmasını temsil ediyor. Maker’ı, teknolojik üretim araçlarının ekonomikleşmesi ve kolaylaşması ile herkesin teknolojik ürünü prototiplemesini sağlayan bir hareket olarak tanımlayabiliriz. Çocuklar teknolojinin avantajlarını ve teknolojiyi üretmeyi bilirlerse bu hareket hedefi tam on ikiden vurmuş olur.

Tüm bunları tek bir potada erittiğimizde, ortaya çocuklarla ilgili nasıl bir sonuç çıkıyor?

Çocuklar teknolojinin yeni öncüleri ve kralları, o bakımdan çocukları kapsayan projeler ve markalar artış gösterip, ortak çalışmalar yapılmalı ki, ileriye yönelik gayelerimizi misyona dönüştürelim.

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir