Halkla İlişkilerin Dönüşümü: Dijital PR

Cumhuriyet tarihinde Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türk halkını ülkedeki gelişmelerden haberdar etmek adına bir kuruluş ile hedef kitle arasındaki iletişimi sağlamak amacıyla, 1920 yılında Anadolu Ajansı’nı kurmasıyla başlayan “Halkla İlişkiler”; dün, bugün ve gelecek üzerine, ortak menfaatlerle birbirine bağlı ve iletişim kurma zorunluluğu olan her kurum ya da kuruluşun medya aracılığıyla ilişkilerini yöneten bir sanat dalı, bir stratejik iletişim faaliyeti olmuştur. 

Bugün ise, “Halkla ilişkiler”, yeni kavramlarla çizilen sınırları ve bütünleşik iletişim yönetimine dair yenilikleriyle değişerek ve dönüşerek önemini korumayı sürdürüyor. Halkla ilişkiler kavramının 2000’li yıllarda dijitalle birlikte dönüşüm süreci başlamıştır. PR, yerini “Dijital PR”a bırakmış ve bu yeni süreçte kavram (halkla ilişkiler) yalnızca kabuk değiştirmemiş PR’ın fayda ve farkındalık eşiği de yükselmiştir.

Sosyal medya 2003 – 2004 yıllarında tabiri caizse kimse farkında olmadan hayatımıza girdi. Bugünse vazgeçilmez bir parçamız oldu.

Dijital etkileşimin tarihi biraz daha eskidir. Bu süreç 1971 yılında iki bilgisayarın birbirine mail atması ile başlamıştır. Halk nezdinde ise sohbet etmek / chat yapmak için kayıt olduğumuz ICQ veya kim olduğunu bilmediğimiz insanlarla, hiç tanımadığımız kişilerle farklı farklı sohbet kanallarına bağlanarak etkileşime geçtiğimiz MIRC ile başlayan sosyalleşme bir süre Linkedin, Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal ağların hayatımıza girmesiyle evrilerek bambaşka bir boyut kazandı.

Dijitalleşme ya da sosyal ağ kültürü Linkedin, Facebook, Twitter, Instagram, Youtube vb. sınırlı kalmadı.  Etkileşim, paylaşım odaklı tüm mobil ve web girişimleri sosyal ağ olarak anıldı. Böylece her sektör kendi sosyal ağını oluşturdu.

Sosyal ağlara bu şekilde direkt girmemin bir sebebi var. Dijital PR’ın amiral gemisi sosyal ağlardır. Dijital markalaşma uzmanı Mürsel Ferhat Sağlam bir makalesinde sosyal medyanın dijital PR için önemini vurgularken şu açıklamayı yapıyor: “Dijital, PR için başlı başına bir dünya oldu.  Sosyal medya, dijital PR için başlı başına bir dünya oldu. Facebook başta olmak üzere sosyal ağların her biri sosyal medya pazarlaması dolayısıyla dijital PR için başlı başına bir dünya oldu.” Buradan da anlaşılacağı gibi sosyal ağlar, dijital PR için önemli bir parametredir.

Sosyal medya pazarlama, sosyal ağ imlemeleri, sözlükler, bloglar, forumlar,  e-bültenler, e-mail pazarlaması, arama motoru pazarlaması, arama motoru optimizasyonu, dijital gazete ve dergilerde yayınlanan haberler / duyurular / röportajlar / tanıtım bültenleri, sosyal medyada içerik pazarlama, growth marketing vb. kısacası dijital odaklı bütünleşik pazarlama çalışmalarının tamamı “Dijital PR” hizmetinin bir parçasıdır. Fakat bir de işin algı boyutu var. Dijital PR denilince akla yalnızca dijital mecralarda yayınlanan bültenler, haberler ve bunların ilgili firmaya / ajansa raporlanması var.

Açıklamak gerekirse; basın bültenleri yoluyla markalar kendileriyle ilgili her türlü aktiviteyi ya da gelişmeyi, medyaya aktarıyor. Dijital PR adına başarı ölçümlemesi ise bültenin yayınlandığı mecra sayısıyla eşdeğerdir.

Meselenin reklam / pazarlama boyutuna ek olarak bir de kriz boyutu vardır. Dijital PR, kriz yönetiminde de vazgeçilmez bir değerdir.

Genellikle ekonomik yapıda yaşanan güçlüğü ifade etmek için kullanılan kriz sözcüğünün telafisi için kullanılan “kriz yönetimi” / “itibar yönetimi” kavramları halkla ilişkiler literatüründen dijital PR literatürüne geçişte bir dönüşüme uğrayarak online kriz yönetimi / “online itibar yönetimi” adını almıştır.

Dijital PR çalışmalarında online itibar yönetimi adına aksiyon almak için yine bütünleşik bir iletişim ve yönetimi anlayışı benimsenmelidir.

Öncelikle geleneksel anlamda olduğu gibi dijital PR ile online kriz  / itibar yönetimi arasındaki bağlantıyı / bağı çok iyi anlamak gerekiyor. Online itibar yönetiminde de öncelikle krizin en az zararla atlatılabilmesi hedeflenmelidir. Bunun içinse kurumun / markanın krizden önceki imajının ne olduğunu oturup detaylıca bir düşünmek gerekiyor. Kısacası hedef nokta belirlenmelidir. Sonra da bu hedef noktaya yani kriz öncesi duruma tekrar dönmek ya da ulaşmak için bir strateji hazırlanmalıdır. İşte bu stratejinin temelinde dijital PR’ın olmazsa olmazı olarak saydığımız parametrelerin bütünleşik manada kullanılması lazım.

Kriz süresince halkla ilişkiler çalışmaları normal zamandan daha çok mesai gerektirir. Hassas bir süreçtir.

Konuyu özetlemek gerekirse;  gerek ülkemizde gerekse dünyada insanların ve işletmelerin birçoğu vaktinin büyük kısmını sosyal ağlarda harcıyor. Dolayısıyla dijital PR’da bir başarı yakalamak ve olası online krizleri en az zararla atlatmak adına sosyal medyada güçlü olmak gerekiyor.

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir