21. Yüzyılda Teknoloji Ve İnsan

Globalleşen dünyada evrimin tabanını oluşturan insanoğlu, teknolojinin insan hayatına entegre edilişinde de önemli bir rol üstlenmektedir.

Varoluşundan bu yana insan, tüm canlıları kendi yaşam alanından çıkarmakta başarı sağlamasına rağmen, bilinçli bir şekilde teknolojinin yaşam alanını oluşturmaya ve dışında kalmaya devam ediyor. Ülkelerin gelişmişlik seviyesi edebiyat, sanat, mimari vs. değerlendirmeyen günümüzde teknoloji, gelişmişlik konusunda belirleyici, bir unsur olmaya başladı.

İnsanoğlu yaşam portföyünün her alanında teknolojinin bir yansımasını görmek mümkün. Duyguların dijitalleşmeye başladığı 21. Yüzyılda bireysel sorgulamalar son bulmak üzere maalesef.

Kültürel seviyemizi dahi adımların teknolojinin hangi basamağında olduğuna bakarak değerlendirir olduk. Edebiyatın, yazının dijital ortamda yayılması (bu içerik/yazı örnektir), mimarı dehaların üç boyutlu yazıcılara dolması, popüler olma anlayışının sosyal medya bazlı olması, sağlık sektörünün robotik sistemler üzerine kurulması vs. tüm bunlar aslında bize gerçeğin ne kadar yakınımızda olduğunu gösteriyor.

Bu anlamda çerçeveyi genişletmek mümkün; insanoğlundan sonra teknoloji, evrimi en hızlı tamamlayan alan oldu.  İklimlerin dahi yüzyıllar boyu süren evrimi teknoloji sayesinde belki de o kadar sürmeyecek.

Sanayi devriminin zamane insanında farkındalık yarattığı aşikar ama onlar dahi hayatımıza bu denli evrene nüfuz edeceğini düşünmediler. 21. Yüzyılda teknolojinin son noktası bu artık! Söylemini gafletle dahi söyleyebilene rastlamak ne mümkün. Aklımızın almadığını düşündüğümüz keşiflerden kısa bir süre sonra yeni bir evrimle baş başa kalıyoruz. Gelişim hızına yetişebilmek için teknolojinin bir alanında faaliyet göstermek ve elbette sıkı bir takipçisi olmak zorundayız. Artı ve eksileri değişkenlik gösterir kullanım alanına göre. İnsan gücünün bertaraf olmaya başladığını yıllar önce makineleşme ile beraber görmüştük. Teorik bir fikir gibi gelse de teknolojinin teknolojiyi geliştirmeye başlaması muhtemeldir. Üstün insan zekasıyla üretilen bir program, neden bir üst neslinin yaratıcı olmasın?

Teknoloji sözlükte; “Bir sanayi alanında gücü ve bilgiyi biriktirme, denetleme, işleme, iletme gibi amaçlarla oluşturulan makinelerin, araç gereçlerin, aygıtların, yöntemlerin vb. tümünü kapsayan uygulama bilgisidir.” şeklinde tanımlanmaktadır.

Bu tanımın ne zaman ve hangi şartlarda yapıldığını bilmiyorum ama kendi tanımının dışına taştığını görmek de şaşkınlık yaratmıyor. Gelişimi durmaksızın sürecek olan teknolojinin ne kadar gelişeceğini ise son insanın gördüğü kadar bileceğiz. Kim bilir belki de gezegenin yeni sahiplerini kendi ellerimizle yaratıyoruzdur. Korkmayın hızlı olsa da bu teori önümüzdeki birkaç yüz yıldaki nesli kapsamıyor.

21. Yüzyıl’ın savaşlara, barışlara, devrimlere şahit olan bizler teknoloji sayesinde daha az felaket yaşar olduk. Teknoloji aynı zamanda ülkeler için en güçlü savunma ve saldırı şeklidir. Ülkelerin gücü artık politik ve stratejik etkenlerle değil, teknolojiyle doğru orantılı. Kendi coğrafyanızın kapsama alanı dışına çıkmıyorsanız, yüzeyinde yaşamın imkânsız olduğu gezegenlerde seyahatlere çıkan beyinlere yenilirsiniz.

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir