Türkiye’de Melek Yatırımcılar Niye Hep Pohpohlanıyor?

Dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama hemen hemen tüm bloglar, dergiler, gazeteler, uzmanlar, akademisyenler, gazeteciler vb. girişimcilere tavsiye veriyor. Konferanslar girişimcilere yönelik, eğitimler girişimciler için, panellerde girişimcilere soru soruluyor, etkinliklerde stant açan girişimciler, yarışmak zorunda olan girişimciler, kendini anlatmak zorunda olan girişimciler… Peki ya yatırımcılar?

Öncelikle kafalarda oluşacak bir düşünceye savunma yaparak başlayayım. Belki içten içe “ama girişimcinin paraya ihtiyacı var” diyenler olmuştur.

Pekala, bunu kabul ediyorum ama sizler de şunu kabul edin; yatırımcının da yeni iş modellerine, yeni pazarlara, yeni kazanç kaynaklarına ihtiyacı var. Dolayısıyla burada yatırımcı sırf parası var diye girişimciden daha üstün değildir. Türkiye’deki yanlış ama kemikleşmiş bir diğer anlayış da girişimcinin yarış atı olarak görülmesidir.

Girişimci denildiğinde insanların aklına şunlar geliyor;

Eğitim alması gereken girişimcidir, mentöre danışması gereken girişimcidir, kendini kuluçka merkezine kabul ettirmek için ter dökmesi gereken girişimcidir, ailesine ve yakın çevresine karşı direnç göstermesi gereken girişimcidir, girişimine patent almak için büyük hisseler vermesi gereken girişimcidir, yatırımcıya hoş gözükmek için reklam – pazarlama faaliyetlerine para dökmesi gereken girişimcidir, gerekirse öğle yemeğinde simit ve çay yemesi gereken girişimcidir, bedel ödemesi gereken girişimcidir, yatırımcıya karşı boynu kıldan ince olması gereken girişimcidir, yatırım aldıktan sonra projeyi ayakta tutması gereken girişimcidir, pr yapması gereken girişimcidir, satışı düşünmesi gereken girişimcidir, ekibi yönetmesi gereken girişimcidir, gerekirse kendi çayını kendi alacak olan kişi girişimcidir, tavsiyeye ihtiyacı olan girişimcidir, akıl alması gereken girişimcidir, gerekirse 16 – 17 saat çalışması gereken girişimcidir…

Ben bu listeyi çok rahat bir şekilde uzatırım. Ekleyebileceğim çok söylem var. Ancak uzatmaya gerek yok. Zira girişimciye tepeden bakan bu söylemlerin sayfalar dolusu olmasıyla 2 satır olması arasında pek bir fark yok.

Burada ana fikir önemli:

“girişimciysen katlanacaksın”

Türkiye’de asıl problemin girişimciler olduğunu düşünmüyorum. Diğer yandan değiştirilmesi gereken bir anlayışın olması gerektiğini düşünüyorum. Girişimciler için geliştirilen söylemler yatırımcılar / melek yatırımcılar için de geliştirilmelidir.

Örneğin; melek yatırımcılar da eğitim almalıdır, melek yatırımcıların da tavsiyeye ihtiyacı vardır, melek yatırımcı da bedel ödemelidir (sadece para değil), yatırımcı da mentöre danışmalıdır.

Böylece bir girişime yatırım yaptıktan sonra o girişimi ayakta tutmak için “%bin kâr ettik, yatırım yapın” şeklinde balon haberlere gerek kalmaz.

Böylece yatırımcı bugünü ve yarını okuma donanımına sahip olur. 

Böylece yatırımcı ekonomiye can verir.

Böylece yatırımcı geleneksel işlerden yakasını kurtarıp yazılım, inovasyon odaklı projelere destek olur.

Böylece yatırımcı “3F Fenomeni*”ne uygun hareket eder.

2012’de, 22 yaşındayken başladığım girişimcilik serüveninde, girişimciler kadar yatırımcıların da kendini geliştirmesinin önemini fark ettim. Bu nedenle eğitimlerimde ve konferanslarımda, kitaplarımda ve makalelerimde girişimcilere olduğu kadar yatırımcılara da bir takım ipuçları vermeye çalıştım.

Bu arada piyasadaki yatırım haberlerini okurken ve “vay be!” derken birkaç kez düşünün. Genellikle işler kötüye giderken “her şey mükemmel” haberleri pompalamaya alışmış yahut alıştırılmış bir ekosistemimiz var. Bu pr stratejisi kimin fikriyse kelimenin tam anlamıyla vasat. Hem zaten algı yönetimi dediğimiz şey, bu değildir. Neyse…

Evet, bu ülkede 6 ay, 1 yıl geçmeden %100’ün üzerinde kârlılık açıklayan birçok girişimin battığını gördük. Hadi bugün döviz artışı vardı da bu girişimler patır patır dökülüyor, ama bu bahsettiğim anlayış bugünün meselesi değil ki. Ben yıllardır süregiden bir durumu şimdi dillendiriyorum. Olay bu…

Özetlegirişimciler kadar yatırımcıların da bir kendini sürekli geliştirmesi gerektiğini, girişimciler gibi yatırımcıların  da dijital odaklı, yazılım ve inovasyon içeren işlere ilgi göstermesi gerektiğini ve girişimcilerden daha çok yatırımcıların işe inanması gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca yatırımcıların pohpohlanması bireylerden çok sisteme zarar vermektedir. O nedenle bu anlamsız alışkanlığı bir kenara bırakalım. Emin olun o zaman, yani yatırımcıların farkındalığı arttığında her şey daha mükemmel olacak.

Dipnot:

* 3F Fenomeni: Mürsel Ferhat Sağlam tarafından kavramsallaştırılan bu terim, gerçekleştirilen tüm aksiyonların (iş, makale, eğitim, etkinlik, yatırım, girişim vb.) odağında “Fikir – Fayda – Farkındalık” olması gerektiğini savunmaktadır. 

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir