Takipçi Satın Almak Kurumsal Varoşluk Mu Yoksa Bir Mecburiyet Mi?

Sosyal medyanın önem kazanmasıyla sosyal ağlarda ön planda olma ihtiyacı da artış gösterdi. Bu söylediğim yalnızca markalar için değil, sosyal medyadaki tüm kullanıcılar için geçerli. Herkesin çok takipçiye sahip olmak gibi bir amacı var. Peki ama nasıl? Mesela takipçi satın almak bir çözüm mü?

Akıllı telefonlarla birlikte “mobil uygulama” kavramıyla tanıştık. Bununla birlikte Facebook, Twitter gibi sosyal ağlarda uygulama (application – api) geliştiricilerin milyon dolarlar kazandığını çok duyduk. Pratik olmaları, günlük hayatı kolaylaştırmaları ve eğlenceli tarafları nedeniyle mobil uygulamalara olan ilgi her geçen gün arttı. Kısacası geliştirilen “API”lerle ilgili, hem mobil uygulama yazılımı yapan kişi ve ajanslara hem de kullanıcılara (tüketici) yarıyor diyebiliriz. Diğer bir ifadeyle çift taraflı bir memnuniyet söz konusu…

Çok Takipçi Niye Önemli?

Bu makalede ise daha çok işin Twitter, Instagram, Facebook gibi sosyal ağlar boyutunu irdeleyeceğiz. Daha doğrusu sosyal ağlarda takipçi ve etkileşim arttırmak için hazırlanan uygulamalara değineceğiz. Fakat o konuya girmeden evvel hatırlatmak istediğim bir konu var.

Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte eskiden ulaşılmaz zannedilen şarkıcı, oyuncu, yazar, ressam, siyasetçi, sporcu, spiker, iş adamı, şirket / marka artık bir tık ötemizde. Onlara ulaşmak hatta onları eleştirmek ve yerden yere vurmak yani söylediklerimizin o kişi ve kurumlar tarafından görülmesini sağlamak mümkün hale geldi. Bu da beraberinde yeni meslek kollarının (dijital algı yönetimi, online itibar yönetimi gibi) doğmasını sağladı. Özellikle takipçi sayısı yüz binleri, milyonları bulan fenomen/influecer diye tabir ettiğimiz sanal kanaat önderleri, istedikleri anda bir sanatçıyı, siyasetçiyi, yazarı veya bir markayı çok zor duruma sokabilmektedir. Öte yandan fenomenlerin, çok güç durumdaki bir markayı veya kişiyi ipten kurtarma yönü de vardır.

Kısacası günümüzde toplumsal ayaklanma ve kara propaganda aracı olarak da kullanılan sosyal medyada fenomen olmak, yani yüz binlerce takipçiye sahip olup bu kitleye yön verebilmek artık eskisi kadar zor değil.

Takipçi Sayısı Nasıl Artar?

Facebook ve Twitter başta olmak üzere Pinterest, Instagram, Youtube, Tumblr ve hatta Linkedin gibi sosyal ağlarda takipçilerinizi uygulama / yazılım yani API vasıtasıyla rahatlıkla ve hiç sorun yaşamadan arttırabiliyorsunuz.

Takipçi SayısıSosyal ağların gelişmesi ve milyarları bulan üye potansiyeline ulaşması uygulama geliştiricilere açık kaynak bırakmasıyla mümkündür. Eğer Twitter buna izin vermeseydi bugün herhangi bir forum sitesinden farksızdı. Facebook ise yine aynı şekilde eğer uygulama geliştiricilere bir pazar açmasaydı, yani site altyapısını buna göre oluşturup geliştirmeseydi, şu an 2 milyar kullanıcısı olan Facebook’un herhangi bir sohbet sitesinden farkı olmayacaktı.

Instagram, herhangi bir fotoğraf düzenleme aracından öteye gidemeyecekti. Snapchat, Periscope olmayacaktı. Linkedin’in kariyer ilanı yayınlayan sitelerden farkı kalmayacaktı. Kısacası sosyal ağlar, geliştiriciler sayesinde daha doğrusu geliştiricilerle birlikte büyüyen bir kültüre sahiptir.

Sosyal ağların bu özelliği nedeniyle takipçi / etkileşim yazılımları / API‘leri hazırlanıyor. Bu uygulamalar sayesinde de insanlar ve/veya markalar takipçilerini hızla artırıyor.

Takipçi Satın Almak ya da Almamak

Takipçi satın alma işlemleri ve etkileşim (yorum, rt, like, fav, izlenme, görüntülenme vs.) çalışmaları en çok ve en çabuk Instagram ve Twitter’da gerçekleşiyor.

Takipçi arttırma aksiyonunda Facebook ikinci sırada geliyor. Daha doğrusu Aralık 2014’e kadar Facebook’ta takipçi ve etkileşim çok hızlı ve sorunsuz gerçekleştiriliyordu. Lakin o tarihte gelen bir güncelleme bot hesapları temizledi. Fakat işlemler 3 – 5 ay sonra yine başladı. Ancak eskisi gibi olmadı. Şimdi de durum aynı. Ne çok iyi ne de çok kötü… Yine Youtube’da abone, izlenme, yorum ve like işlemleri kısa sürede hızlı bir şekilde artırılabiliyor. Takipçi satın almak ya da almamak işte bütün mesele bu!

Facebook, Twitter, Youtube ve Instagram başta olmak üzere hemen hemen tüm sosyal ağlarda yazılımlar / uygulamalar / API’ler aracılığıyla artırılan takipçilerin dört temel özelliği var.

      Takipçi Türleri Nelerdir?

  • Gerçek yabancı takipçi
  • Bot yabancı takipçi
  • Bot Türk takipçi
  • Gerçek Türk takipçi
  • Yumurta takipçi

Sosyal medyada kimse kimsenin paralı çalışanı değil

Reklam ajansları bunca yıldır outdoor ve web reklamlarında yaşamadığı kadar problemi, kişi veya markanın sosyal medya yönetimini üstlendiğinde yaşadı desem yalan olmaz. Zira sosyal medya her an büyüyen ve enerjisi hiç eksilmeyen bir mecra. Bu hareketli mecrada pasif kalmak sanatçıları ve markaları sıkıntıya sokuyor. Fakat unuttuğumuz bir şey var; sosyal medyada kimse kimsenin paralı çalışanı değil…

Takipçi Satın Almakİyi bir yazar olabilirsiniz, ülke ekonomisine büyük katkısı olan tanınmış bir iş adamı olabilirsiniz, yüz yıllık bir marka olabilirsiniz, güzel bir manken, repertuvarı geniş bir solist, Oscar almış bir oyuncu hatta mecliste toplumun büyük çoğunluğunu temsil eden bir partinin vekili dahi olabilirsiniz ama kimse sizi Twitter’da, Facebook’ta, Instagram’da vs. takip etmeye mecbur değil. Ürününüze bağımlı, sizi lovemark seviyesine taşımış, şirketinize her yıl milyonlarca dolar kazandıran, her albümünüzü alan, hiçbir konserinizi kaçırmayan hatta sizi ülkedeki problemleri çözecek yegâne bir süper kurtarıcı olarak gören toplum, konu sosyal medyaya gelince aynı sadakati gösteremiyor.

Mesela kitapları milyonlarca satan yazarların Twitter ya da Instagram hesaplarında 10-20 bin takipçi olabiliyor. Hatta genellikle daha az. Çünkü sosyal medya çok hareketli ve saniyede milyonlarca içeriğin üretildiği bir mecradır. Dolayısıyla buradaki akışı takip etmek oldukça zor olmaktadır. Eğer her içeriğin az ya da çok, bir şekilde etkileşim almasını istiyorsanız ya influencerlarla düzenli çalışmalısınız ya sponsorlu reklam yapmalısınız ya da etkileşim uygulamaları kullanmak zorundasınız.

Klipleri Türkiye’nin en önemli ve popüler müzik kanalında dönen ancak sosyal medyada tutunamayan birçok sanatçıya sosyal medya stratejisi hazırladım. Biz kreatif içerikler hazırlayıp, fenomenlerle işbirliği yapıp, sponsorlu reklamlar vasıtasıyla belli bir kitleye ulaşırken, öte yandan karşımızda takipçi, RT (Retweet), FAV (Favori), Like ya da izlenme satın alarak ilerleyişini buna göre oluşturan ve bunu çok ucuza mal eden rakip kişi ve firmalar vardı.

Durum böyle olunca insanların aklına “etkileşim uygulamalarını kullansak ayıp olur mu? Bir problem yaşar mıyız” şeklinde düşünceler oluşuyor.

Ben O Kadar Değersiz Miyim?

Hemen ardından insanlarda ya da markalarda şöyle bir fikir meydana geliyor: “sanatım / markam takip edilmeyecek, etkileşim almayacak kadar kalitesiz mi? Neden sponsorlu reklam vermek zorundayım ya da etkileşim uygulamaları kullanmaya mecburum? Ben o kadar değersiz miyim?”

Evet bu şekilde dertlenenler ve hatta bunu kompleks haline dönüştürenler gerçekten de var. Sanatçılar, sporcular, iş adamları ve siyasetçiler yani şahıslar dahi sosyal medyada takipçi problemi yaşıyorken marka, siyasi parti, dernek veya bir ürünün yani cansız olarak niteleyebileceğimiz varlıkların takip edilmesinin normalde hiçbir açıklaması ve anlamı yok. En azından sosyal medya kullanıcıları böyle düşünüyor. Diğer taraftan gazete, dergi gibi “üreten” sayfaların takip edilmesi “haber alma”, “bilgi edinme” veya “öğrenme” içgüdüsü nedeniyle olağan karşılanmaktadır.

İşte burada kilit bir nokta var ve markalar bunu kaçırıyor. Kullanıcılar sosyal medyayı “haber alma”, “bilgi edinme”, “eğlenme” veya “öğrenme” amacıyla kullanıyor. Eğlence de temelde bir bilgi alma ya da öğrenmedir. Dolayısıyla markaların etkileşim uygulaması kullanarak kendini kandırmaktansa kreatif içerik üretip sabırlı olması bana daha mantıklı geliyor.

Marka = İnsan Fenomeni

Son birkaç senedir geliştirilen PR stratejilerinden biri de markanın tüketiciyle tıpkı bir insan gibi iletişim kurmasına yöneliktir. Ben buna Stratejik Marka Yönetimi kitabımda “Marka = İnsan Fenomeni” adını vermiştim.

Bu strateji doğru anlaşıldığında ve uygulandığında, markaların sosyal medyadaki etkileşimi dahi bir nebze olsun artıyor. Bu fenomen uygulandığında zamanla çeşitli “tutundurma” stratejileri geliştirilerek takipçi kitlesi bir şekilde ama organik olarak yükseliyor.

Fakat yine de birçok marka, başlarda takipçi satın almak zorunda kalıyor. Ya da böyle hissediyor. Belki de bu davranış herkesin kolayına geliyordur. Kısacası kişiler ve markalar öyle ya da böyle, takipçi / etkileşim satın alma işlemini gerçekleştiriyorlar. Diğer bir ifadeyle bunu mecburiyet görüyorlar.

İçerik Mi Değerli Yoksa Topluluk Mu?

Markalara sosyal medya stratejisi hazırlarken “içerik” merkezli oluyorum. Ancak bu içeriğin bir topluluğa ulaşması gerektiği detayını da es geçmiyorum. Bana göre bir içerik etkileşim almayacaksa daha doğrusu içeriğin ulaşacağı bir kitle yoksa o içeriğin oluşturulmasının ya da paylaşılmasının hiçbir anlamı yok. O yüzden fenomenlerle stratejik iş birlikleri gerçekleştirilip içeriklerin düzenli olarak RT – Like alması sağlanmalıdır.

Takipçi Uygulamaları Güvenilir Mi?

Bu arada takipçi uygulamaları güvenli mi? diye merak ediliyor. Normal şartlarda evet hiçbir problem yok gibi gözüküyor. Çünkü takipçi yüklemek için veya etkileşim almak için birilerine şifrenizi vermeniz gerekmiyor. Yazılıma kullanıcı adınızın veya içeriğin ID numarasının girilmesi yeterli oluyor.

Tabi sosyal ağlar, algoritmayı bozan, agresif bir tavır sergileyen profilleri anında tespit ederek, geri dönülmez şekilde kapatabiliyor. Bu nedenle özellikle kurumsal markalara takipçi satın alınacağı yahut etkileşim sağlanacağı zaman çok dikkatli olmak gerekiyor. Tabii ki bunun bir de dijital itibar yönü var. Satın aldığınız takipçilerin zamanla ya da aniden azalması hiç iyi bir izlenim bırakmaz. Bir de yazılımın güncellemeye takılması ve bot temizliğine uğraması nedeniyle birkaç ay çalışmadığı durumlar olabiliyor. Sürekli yazılımlar aracılığıyla etkileşim alırsanız, yazılımın bozuk olduğu o birkaç aylık süreçte hiç paylaşım yapamazsınız çünkü bir süre önce yüzlerce like alırken yazılım olmadan bu oran sıfıra düşecek bu da itibarınızı zedeleyecek.

Bazı sanatçılar bu sorun nedeniyle bize gelip, yazılımların bozulduğunu ve etkileşim alamayacağı için paylaşım yapamadığını söylemişti. Telaşlı bir şekilde ne yapacaklarını sormuşlardı. Onlara hemen bir sponsorlu reklam ve influencer çalışması kurgulamıştık.

Markaların Dikkatine!

PR ajansları ana işlerini unutup dijital ajans gibi davranmaya çalışıyorlar. Ancak pek başarılı olamıyorlar. Mesela sosyal medya yönetimini takipçi satın almak sanıyorlar. Kısacası bazı pr ajansları bu hizmetleri dışarıdan satın alıp müşterisini kandırıyor.

Öte yandan sosyal medya bilgisi, paylaşım yapmak ve paylaşılanı like ile sınırlı olan firma sahipleri veya sanatçılar / yazarlar / siyasetçiler vs. bir anda artan takipçileri görünce ajansın büyük bir iş başardığını zannediyor. Ajanslar bozuntuya vermeyip müşterilerine; “büyük bütçeler harcayıp takipçilerinizi bir haftada on binlerce kişi arttırdık” yalanını söyleyebilmektedir. Ancak bu çok sürdürülebilir değil.

Bunu ölçmenin çeşitli yöntemleri var. Örneğin her mecra kullanıcılara istatistikleri veriyor. Bu analizleri çok yönlü ve iyi okumak / yorumlamak gerekiyor. Ayrıca görüntülenme / etkileşim ile satış orantısı iyi yorumlanırsa ve takip edilirse zaten gerçekler ortaya çıkar.

Örnek Olay

Türkiye’nin önemli bir holdingine bağlı perakende markalarından birinin başına gelen ilginç bir olayı aktararak bu konuyu tamamlamak istiyorum. Markanın talebi üzerine gerçekleştirdiğimiz toplantılarda markanın takipçi ve etkileşim bakımından sorunsuz bir dijital yönetim gerçekleştirdiğini hatta bu nedenle birçok ödül aldığını öğrendik. Kendileri de söylediler.

Takipçi Artırma StratejisiBu firma aylık ortalama 1 milyona yakın etkileşim alıyordu. Fakat bunun hiç satışa dönmediğini görmüşler. Dolayısıyla ortada bir sorun olduğunu anlamışlar. Sonra çalıştıkları ajansla görüşmüşler. Acı gerçek o zaman ortaya çıkmış. Çünkü tüm bu etkileşimin yazılım aracılığıyla sağlandığı ortaya çıkmış. Burada marka ismi ya da ajans adı vermek doğru olmaz. Süreç mahkemelik olmuştu. Nasıl sonuçlandığını bilmiyorum.

Ancak bu durum gösterdi ki Türkiye’de dağıtılan ödüllerin de pek bir anlamı yok. Demek takipçi ya da etkileşim satın alarak o ödüller alınabiliyormuş 🙂

Bazen bir şeyi sıfırdan yapmak onu tamir etmekten daha kolaydır. Sosyal medya iletişimi ve sosyal medya pazarlamasında da bu olgu geçerlidir. Marka değerini, algıyı, etkileşimi, kitleyi sıfırdan oluşturmak, var olan sorunu toparlamaktan daha kolay olabilmektedir.

Sosyal Medya İletişimi Sabır İster

Sosyal medya güzel vakit geçirmek ve insanlara bir şeyler pazarlamak (buna kendimiz de dâhiliz) için kullandığımız sanal bir oyun alanı. Burada sabırlı olan ve kurallara uyanlar kazanıyor.

Günübirlik stratejiler yani takipçi satın almak vs. yerine uzun vadeli planlar yapmaya özen gösterin. Marka yönetmek, sosyal medya pazarlaması yapmak, kitle yönetmek,  topluluk oluşturmak, sosyal medya iletişimi yapmak, içerik pazarlaması gerçekleştirmek gibi süreçler ciddi anlamda sabır ister. Sosyal medyada popüler ve takip edilebilir olmanın belli kuralları vardır. Zamana ihtiyacınız olacak. Ve tabi hepsinden de öte bir strateji gerekiyor.

Konuyu tüm yönleriyle anlatmaya çalıştım. Takipçi / etkileşim (like, yorum, izlenme, rt, fav, reblog, repin vb.) konusunda bir sorumuz var. Bu ankete yanıt vererek genel kanıyı görmemizi sağlayabilirsiniz. İşte Poltio’daki anketimiz

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir