Subliminal Mesaj Nedir? Pazarlamada Nasıl Kullanılır?

Subliminal Mesaj veya Türkçe tabirini kullanacak olursak “Bilinçaltı Mesaj”, özellikle günümüzde birçok alanda kullanılıyor. Kapitalist sistemin ekonomiye gittikçe hakim olmasıyla herhangi bir firma herhangi bir ürünü, hangi fiyata olursa olsun, ihtiyaç dışı olsa bile satın aldırtacak güçtedir. Firmaların bunu yapabilecek güçte olmaları için ise elbette insanları bir şekilde etkilemeleri yani çekim alanlarına dahil etmeleri gerekmektedir. İşte bu etkileme, dahil etme ve/veya ikna etme süreçlerinde oldukça sık kullanılan yöntem “Subliminal Mesaj”lardır.

Bu makalede “subliminal mesaj nedir?” konusu başta olmak üzere subliminal mesajların reklam, pazarlama ve iletişim süreçlerinde nasıl kullanıldığına dair birçok konuya değineceğiz.

Subliminal Mesaj Nedir?

Subliminal Mesaj; beş duyu ele alınarak özel olarak kurgulanan, hazırlanan, ilk başta fark edilemeyecek kadar algı limitimizin altında kalan ve doğrudan bilinçaltını etkilemek üzere, ilgilendiğimiz objelerin içine gömülen, gizli olarak ve özel olarak tasarlanmış mesajlar veya bu mesajların algılanmasını sağlayan işaretlerdir.

Kısaca özetlenecek olursa subliminal mesaj için; “Kişinin farkında olmadığı halde bilinçaltına gönderilen gizli mesajlar” denilebilir. Subliminal mesajlar, doğrudan insan kararlarını ve insanın düşünce yapısını etkilediği düşünüldüğü için, özellikle “Görsel” ve “İşitsel” bir altyapıyla hazırlanıyor. Kurgulanan bu “görsel” ve “işitsel” altyapı çalışmaları ise propaganda ve pazarlama alanında sıklıkla kullanılıyor.

İşitsel Subliminal Mesajlar Nedir? 

Dijital ses dosyalarına gömülen gizli mesajlardır. Üzerinde oynanması, işlenilmesi ve yayılması daha kolay olduğundan Mp3 formatlı dosyalar subliminal mesajlar için vazgeçilmezdir. Sistemin işleyişi, frekans aralıkları ile ilgilidir. İnsan kulağının bir sesi duyabilmesi için belirli frekans aralıkları vardır. Dolayısıyla bizler bu belirli frekans aralığında olan sesleri duyabiliriz. Fakat iş “algılama” kısmına geldiğinde aynı sınırlamalar geçerli değildir. Beynimiz daha düşük ya da daha yüksek frekansları algılayabilecek kapasitededir.

Bu arada dikkat çekmek isterim ki; “duyabileceği” ibaresini değil de “algılayabileceği” ibaresi kullandım. Bu önemli bir nüans diyebilirim. Neden önemli olduğunu ise şöyle açıklayabilirim; içinde subliminal mesaj içeren bir Mp3 dosyasını dinlerken kulağımız, belli bir frekanstaki mesajları duyamaz. Duyulamayacak kadar küçük veya büyük olan, ama beynin algılayabileceği düzeyde olacak şekilde ayarlanmış bu frekanslardaki mesajı beynimiz algılar. Yani beynimiz o sesi dinlemiş, algılamış ve çözümlemiş olurken kulaklarımız o sesle ilgili hiçbir tepkimeye girmez. Sonuç itibariyle işitsel subliminal mesajı tasarlayan kişi ya da firma gizli mesajı hedef kitleye ulaştırarak amacına ulaşır.

Görsel Subliminal Mesaj Nedir?

Subliminal mesaj aktarımında tercih edilen bir diğer yol / yöntem ise verilmek istenen gizli mesajların görüntü aracılığıyla hedef kitleye aktarılmasıdır.

Bunun işleyişi ise şöyledir; hedef kişi ya da kitle görüntünün verildiği ekrana bakarken yani görüntüyü izlerken yalnızca salise süren “göz kırpma” hızında verilmek istenen subliminal mesajın görüntüsü ekrana gelir ve aynı hızda kaybolur. Göz bu kısacık sürede hiçbir şey görmez fakat beyin o mesajı algılar. Ya da görüntü gelip kaybolmaz, en başından beri veya bir süre boyunca bir bütün olmadan ekranda durabilir. Örneğin görüntü dağınık olduğu için gözle görülmeyen / fark edilmeyen ama beynin bilinçaltında anlamlı bir şekilde bir araya getirerek algılayabileceği mesajlar da olabilir. Buna örnek olarak birçok film afişi, kitap kapağı, çizgi filmler gösterilebilir.

Reklam ve Pazarlamada Subliminal Mesaj

Pazarlamada subliminal mesaj kullanılması ilk olarak bir sinema filminde yapılan deney ile ortaya çıkıyor. 1957 yılında “Picnic” isimli sinema filminde her 5 saniyede bir, saniyenin 1/3000’ine denk gelecek şekilde “Drink Coca-Cola, Eat Popcorn” yani “Coca Cola İç, Patlamış Mısır Ye” yazan kareler (frame) yerleştiriliyor. Yapılan bu deneyin sonucunda ise film aralarında, patlamış mısır satışlarındaki %57, Coca Cola satışlarındaki %18 artış göze çarparak verilen subliminal mesajın etkisi tespit edilmiştir.

25. Kare Büyüsü…

Bu olaya 25. Kare yöntemi deniyor. Çünkü televizyon ekranı 25 eşit kareye bölünmüş bir sistem olarak işliyor ve aslında izlediğimiz o görüntülerde 25 kare art arda getirilip 1 saniyelik görüntü oluşturuluyor. İşte bu 25 kareden birisine yerleştirilen saliselik görüntü ile subliminal mesaj veriliyor.

25 kareden 24 tanesini rahatlıkla görüp algılarken, subliminal mesaj bulunan 1 tanesini görmüyoruz ya da fark etmiyoruz. Fakat biz görüp, farkına varamasak bile beynimiz tarafından çoktan algılanan o subliminal mesaj, bilinçaltımıza itilmiş oluyor bile. Bu tekniğe ise “Bilinçaltı Reklamcılık” deniyor. Bilinçaltına itilen bu mesaj, daha sonra kişi farkında olmasa da ister istemez karar verme sürecini etkileyen bir araca dönüşür.

Bazen bilmediğimiz bir markayı bir markette gördüğümüzde sanki yıllardır tanıyormuşuz gibi hissettiğimiz anlarda bunun örneklerindendir. Aslında o markayı öğrenmek için bir şey yapmayan, daha önce almayan, kullanmayan veya bir bilgiye sahip olmayan kişinin bu şekilde hissetmesi, bir şekilde o markaya dair bilinçaltında tutulan verilerden kaynaklanır.

Son yıllarda dizi ve filmlerde gördüğümüz “Ürün yerleştirme” yöntemi de çok sık kullanılmaktadır. Film karakterinin giydiği kıyafetteki logo veya markayı anımsatacak renkler, kullandığı araba markası, içtiği içeceğin markası vs. gibi ayrıntılar bilinçaltımıza işleyerek bizi o markayı almaya iter. Çünkü o markayı idol olan bir kişi kullanmış ve bizi etkilemiş, bilinçaltımıza yerleştirmiştir. Bilinçaltına yerleştirilen bu kodları ise uzmanlar satışa çevirirler.

Dünya üzerindeki en büyük subliminal reklam Camel markasının reklamı olarak görülmektedir. Hatta öyle ki kamuoyuna yansıyan bu reklamın içerdiği subliminal mesaj yüzünden Camel reklamı yasaklanmıştır. Bu yasağın sebebi ise tek hörgüçlü devenin bacaklarında bulunan çıplak erkek figürüdür. Reklam yasaklanmış ama firma amacına ulaşarak satışlarını %5 iken %32’ye çıkarmıştır. Ve şu anda nerede deve resmi görülse akla Camel markası gelmektedir.

Subliminal mesaj konusu çokça tartışılan bir konudur. Aslında satın alma kararını etkilediği iddia edilen subliminal mesajların direkt olarak etkisi kanıtlanamamış olsa da ilk günden bugüne kadar etkilemek istenen kişiye verilen mesajlarla, beynin dolaylı olarak, farkında olmaksızın ve izinsiz bir şekilde etkilenmesinin ne kadar etik olduğu tartışılmaktadır. Özellikle gizli korkuların ve dürtülerin kullanılarak farkında olmayan insanların yönlendirilmesi ya da son zamanlarda sadece ticari alanlardan, reklam ve pazarlamadan ziyade çocukları hedef kitle olarak alan çizgi filmlerde, çok farklı amaçlarda kullanılabileceğinden dolayı insanları kaygılandırır hale getirmiştir. Çünkü çocuk yaştaki bireylere yapılan bu etkileme, bilinçaltına yerleştirilen bu mesajlarla etki altına alınmak istenenin sadece satın alma kararları olmadığını gösteriyor.

Bu gibi sebeplerden dolayı “subliminal mesaj”, başta ABD olmak üzere pek çok ülkede yasak olsa da markaların çok sık kullandığı yöntemdir. Ülkemizde de yine yasak olan bu yöntem hakkındaki kanun, TBMM’de 2011 yılında kabul edilen 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un 9.maddesinin 2.fıkrası gereği “Ticarî iletişimde bilinçaltı teknikleri kullanılamaz.” olarak yasalaşmıştır.

Fakat yine belirteyim ki, kanunen yasak da olsa bu büyük pazarda subliminal yolu seçen şirketler oldukça fazla ve hayatımızın her alanında bu firmaların bizimle birlikte olduğunu bilmeliyiz. Subliminal mesaj kullanımında bir değişiklik yok, sadece yasaklar sebebiyle subliminal mesajların verilme şekli değişti. Kişinin ilk bakışta anlayamayacağı ama bilinçaltını harekete geçirecek dürtülerin uyarılmasına yönelik subliminal mesajlar halen çokça kullanılıyor. Özellikle internetin her an her yerde bizimle birlikte olduğunu düşünecek olursak bu çok da şaşılacak bir durum değil elbette… En azından şirketlerin etik kuralları göz önünde bulundurarak kötü amaçlarının olmamasından emin olabilseydik içimiz biraz daha rahat olabilirdi fakat iş kapitalist sistemde ayakta durmaya çalışan şirketlerin insafına kaldığı için, tartışmaların başından beri sürdürülmesini de çok normal karşılayabiliriz diye düşünüyorum.

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir