Stres Gerçeği Ve İş Hayatına Yansımaları

Şüphesiz, hepimizin hayatında kötü giden her durumun, dilimize pelesenk olan mutlak bir sebebi var: Stres

Sabah işe gitmek, sınavlara, terfilere hazırlanmak, ofiste işleri yetiştirmeye çalışmak, gün sonunda eve ulaşmak için trafikle boğuşmak, market kasasında sıra beklemek, işten ayrılmak hatta yeni bir işe başlamak bunların hemen hepsi stres hormonlarını tetikleyen unsurlar.

Peki yaşam alanımızın hemen hepsi bu kelimenin etkisi altındayken, aslında zaman zaman, bizi bir adım ileriye taşıyan en önemli olgulardan birinin stres olduğunu söylesek ne düşünürdünüz?

İyi Stres

1930’larda Hans Selye, “iyi stres”in varlığına o kadar çok inandı ki bu kavram için “eustress” diye bir kelime yarattı. Anlamı, yapıcı stres. Selye, stresi “hayatın tuzu” olarak nitelendirdi. Hans Selye, stresin olumlu bir yanının olduğuna dair fikirlerini ilk olarak Büyük Buhran (1929) sırasında yayınladı. Yani, stresin oldukça üst seviyede seyrettiği bir zaman diliminde.

Selye o dönemde ortaya koyduğu düşünce ve çalışmalarla, stresi yönetebilen bir beyne sahip olduğumuz sürece, stresin zannedildiği kadar negatif bir şey olmadığını işaret etse de, ne yazık ki günümüz şartlarında çoğu zaman artık stres bizi yönetiyor. O dönemden bu döneme değişen çok şey olsa da, Hans Selye ile halâ aynı görüşte olanlar da var. Günümüzde aynı tezi savunan uzmanlardan biri de Gelişimsel Psikoloji Uzmanı, Janet Di Pietro.

Janet Di Pietro’ya Göre Stres

Di Pietro’ya göre vücudumuzun tehlike, belirsizlik veya buna benzer olumsuz durumlara karşı verdiği hormonal bir tepki olarak ortaya çıkan stres, hayatta kalmamıza yardımcı oluyor. Buna göre; kısa vadede bize güç vererek, içsel bir telkin yaratıyor.

Di Pietro, stresin başa çıkmamız gereken durumların üstesinden gelmek için vücudumuzdaki sistemlerin hızını artırdığını ve dolayısıyla bizi hayatta tutacak kararları verirken beyni doğru yönlendirdiğini savunuyor. Uzun vadede ise stresin, gerçekten önemsediğimiz işleri daha iyi yapmak için bizi motive edebileceği kanısında.

Biraz daha stresin ise; dirençli olmamızı sağlayarak bizi karşılaşacağımız daha büyük stres içeren durumlara hazırlayarak zihnimize ve metabolizmamıza antrenman yaptırdığı görüşünde.

İş Hayatında Stres

Stresin iş hayatına olan etkilerine değinecek olursak… Çalışma hayatında strese karşı dayanıklı bir yapıya sahip olmak demek, başarıya daha yakın olmak demek değildir. Stresi karşılayabilen bir yapıya sahip olduğunuz görüntüsü çizmekle, başarıya ulaşmak arasında bir bağlantı yoktur.

Dolayısıyla, durumların ve işleyişin sizi çok yıprattığına inandığınız noktalarda, iş arkadaşlarınıza ve aile bireylerine, aşırı stres altında olduğunuzu söylemekten kaçınmak, yalnızca sürüklendiğiniz kara deliğe giden yolu uzatacaktır.

Stres, iş hayatı devam ettiği sürece var olacaktır. Hatta doğru miktardaki stres, bazı psikoloji uzmanları gibi iş dünyasının profesyonellerince de, itici güç veya tetikleyici etken olarak gösterilmekle birlikte, aşırı doz durumunda ne yazık ki vahim maliyetleri olabilir.

İşte, stresin iş hayatındaki bazı sonuçları;

  • İletişim sorunları
  • Önyargılar
  • Yaratıcılık ve iş verimi kaybı
  • Sürekli tekrarlayan sağlık sorunları ve buna bağlı olarak izin talepleri
  • Konsantrasyon bozukluğu ve dikkat eksikliği
  • Özgüven kaybı
  • Etkisini günden güne yitiren kurum otoritesi

Aşırı stres altında çalışan bireylerde çok sık görülen bu durumlar, yalnızca bireylerin iş hayatını etkilemekle kalmayacak, zamanla işletme için de, içinden çıkılmaz sonuçlar doğuracaktır.

Stresle Nasıl Baş Edilir?

Günümüzde, çağımızın en büyük sorunlarından biri olan stresi kontrol altında tutmaya yönelik teknikler içeren bir çok eğitim bulunmakta.

Bireysel olarak stresle baş edemediğine inanan kişiler için de yine çeşitli grup çalışmaları, atölyeler, kişisel gelişim deneyimleri, nefes terapileri, meditasyon çalışmaları etkili seçenekler arasında. Bu tarz çalışmalara katılan kişiler, stresi tanımlamak, stres sinyallerini fark etmek ve karşı karşıya kaldıkları stresle kısa ve uzun vadelerde nasıl baş edebilecekleri konusunda bilgi sahibi olabilir ve daha da önemlisi stres faktörünü nasıl kontrol altında tutabilecekleri konusunda kendilerini geliştirebilirler. Bu sayede bireyler sadece stresin üstesinden gelmeyi öğrenmekle kalmayacak, radikal bir değişim sürecine gireceklerdir. Çünkü hayatın her alanını ele geçirmiş olan bu küçük canavar, müdahale edilmediği takdirde bir süre sonra bizi de kontrolü altına alarak işleri içinden çıkılmaz bir hale getirecektir.

Bu yüzden amacımız; strese rağmen değil, stresle birlikte yaşamayı öğrenmek olmalı…

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir