Sosyal Medya ile Geleneksel Medya

Günümüzün hatta çağımızın olmazsa olması olan “Sosyal Medya” denilince akla gelen ilk cümleler hemen hemen birbirinin aynıdır. Ben bu makalede sosyal medya ile geleneksel medyanın farklarını dilim döndüğümce anlatmaya çalışacağım.

Sosyal Medya kavramı artık dilimize ve günlük hayatımıza tamamen oturdu ve zihinlerde de genel olarak şekillenmiş ve kabullenilmiş durumda. Biraz daha açacak olursak sosyal medya, kullanıcılar tarafından oluşturulan bilginin basit, anlık ve çift taraflı olarak paylaşılmasını ve ulaşılmasını sağlayan iletişim aracı ve bilgi kaynağıdır. Tabi bu bilgilerin nasıl kullanıldığı da çok önemli…

Günümüz dijital çağında birçok insan veya kurum sosyal medyayı aktif olarak kullanmaktadır. Bu sayede bilgiye hızlı erişim kolaylaşmaktadır. Kullanıcılar içerikleri, haberleri, makaleleri, fotoğrafları haber veya blog sitelerine girmeden sosyal medya aracılığıyla görebilmekte, görüşlerini yine sosyal medya araçları ile yansıtabilmektedir.

Tamda bu noktada sosyal medyanın geleneksel medyadan farkı ortaya çıkıyor. Geleneksel medyadan farklı olarak haber kaynaklarının kurumlardan bireylere kaymasına günümüzde sosyal medya denmektedir.

Geleneksel medya, günümüzde yaygın olarak kullanılan ve geniş örnekleri bulunan bir alan. Ancak gün geçtikçe sosyal medya ile arasındaki çizgi açılmakta.

İçerik Faktörü

Sosyal medyada içerik çok önemlidir. İlgi çekici içerikler, kampanyalar, reklamlar dakikalar içerisinde binlerce kullanıcıya rahatlıkla ulaşabilmektedir. Bu sayede kurumların hedef kitleye ulaşımı kolaylaşmaktadır. İçerik paylaşım konusunda; sosyal medyanın geleneksel medyaya göre en büyük avantajı ise hedef kitleye ulaşım oranını rahatlıkla tespit ve ölçebilmesidir.

Bir gazete okuyabilir veya televizyonda bir haber dinleyebilirsiniz, bu durumu tek yönlü bir cadde (Geleneksel Medya) olarak düşünebiliriz, ama sosyal medya izlediğiniz dinlediğiniz ya da okuduğumuzu anlık olarak kitleye ulaştırabilir, etkileşime geçmenize ve kendi düşüncenizi paylaşmanıza olanak tanıyan çok yönlü bir cadde gibidir.

Maliyet Faktörü

Sosyal medya ile geleneksel medyayı ayıran bir başka unsur ise maliyetlerdir. Sosyal medyada ayrılan küçük bütçeler ile hedef kitlenize ulaşım çok daha kolaydır. Geleneksel medyada Gazete, TV, Dergi Reklamları düşünüldüğünde hedef kitleye ulaşım için harcanan maliyet daha fazladır. Geleneksel medyada yapılan ölçümler bir zaman sonra yapılırken sosyal medyada anlık olarak yapılabilmektedir, böylece stratejiler çok daha kısa sürede değiştirilebilmektedir ve bu sebepten dolayı sosyal medya herkesin tercihi olmaktadır.

Geleneksel medyada kullanıcıya tek taraflı bir bilgi akışı sağlanmaktadır. Bu yüzden kullanıcılar sadece okuyucu, dinleyici, gözleyici olarak kalmaktadır. Sosyal medyada ise bir etkileşim söz konusudur, kullanıcı içeriği okuduktan sonra isterse kendi yorumuyla birlikte, arkadaşlarıyla veya takipçileriyle paylaşabilmektedir. Arkadaşınızın referansıyla size ulaşan bir reklam geleneksel medyaya göre daha çok dikkat çekmektedir ve sizi ön plana çıkarmaktadır.

Sosyal medya; gazete, televizyon ve film gibi geleneksel olan medyadan bir takım farklıklar içerir. Bu saydığımız eski tür medya tipinde, bilgi ve iletişimin yayılması için belirli kaynaklara ihtiyaç duyulurken, sosyal medyada göreceli olarak daha az kaynağa ihtiyaç duyar ve masrafsızdır.

Örneğin, bir sosyal medya hesabı açarak sosyal medyada yerinizi alabilir ve hemen kitleyle bilgi paylaşmaya başlayıp iletişime geçebilirsiniz. Bunun için gerekli olan tek şey, bir internet bağlantısı ile bilgisayar veya mobil (cep telefonu) cihazdır. Sosyal medyada örneğin, bir matbaa yatırımı veya TV yayını yapmak için zorunlu olan bir lisansa ihtiyaç duyulmaz. Bu yönüyle çok pratik hem daha kolay ve istediğin kitleye ulaşımını sağlar.

Konuyu toparlayacak olursak, günümüz teknolojisi ile yaşamımızda rol oynayan dijital medyanın, geleneksel diğer medyaların yerine geçmesi oldukça hızlı bir şekilde gerçekleşiyor. Transmedya ismini verdiğimiz dönüşüm hızına ayak uydurabilen firmalar yakaladıkları başarı ile geleceğin yatırımını yapmış olacaklar. Sosyal medyanın geleneksel medya platformlarıyla karşılaştırıldığında sürekli canlılık halinde olan bir platformdur. Gazete, TV ve diğer platformlardan en büyük farklı eş zamanlı bilgi paylaşımının yapılıyor olmasıdır. Çift yönlü iletişimin sağladığı etkileşim oranı geleneksel medyanın çok üstündedir. Bu nedenle firmalar tarafından çok fazla kullanılmaktadır ve her geçen sene sosyal medyaya ayrılan bütçe oranları artmaktadır.

Tabi Devir değiştikçe, insanoğlunun uğraşıları da değişiyor veya gelişiyor. Geleneksel medya ile sosyal medya arasındaki farkta açıldı. Birçoğumuzun belki de en önemli uğraşısı sosyal medya mecraları oldu. İnsanların en çok zaman geçirdiği uğraşılar arasında yer almaktadır.

Hatta sosyal medyanın geleneksel medyadan en büyük farkı, önceden birbirlerinden bihaber olan insanlar bu sistemler sayesinde etkileşimde bulunabiliyor, ortamlara katılabiliyor veya duygu ve düşüncelerini ifade edebiliyor. Hatta onlarca yıldır görmediği bir sevdiği ile anında iletişime geçebiliyor.

İllüzyon Faktörü

Sosyal medyanın geleneksel medya arasındaki bir diğer olumsuz yöndeki fark insanların olduğundan farklı görünmesine de sebep olabiliyor. Gerçekte çok mutsuz olan bir insan, bir sosyal medya alanında kendisini dünyanın en mutlu insanı gibi gösterebiliyor. Bunu kanıtlamak için de kendince yaptığı gündelik etkinlikleri sürekli paylaşma ihtiyacı hissediyor. Öyle ki çoğu insan, attığı her adımı, gittiği her mekanı, yediği her lokmayı hatta günlük olarak yaptığı her şeyi paylaşıyor.

Bana kalırsa sosyal mecraların amacı bu değil. Sosyal medya insanların duygu ve düşüncelerini paylaşma, bir yanlışı düzeltme, herhangi bir toplumsal sorunun ortadan kaldırılması konusunda el birliği yapma gayesi güden bir alan olmalı.

Benim en çok önem verdiğim hususlardan bir tanesi “özgün” olmaktır. Daha doğrusu “kendin” olmaktır. Kimseye kendimizi kanıtlamak, olduğumuzdan farklı göstermek mecburiyetinde değiliz bunu yapmaya da ihtiyacımız yok. Mutsuz olduğumuz halde kendimizi mutlu göstermek ve insanları bu şekilde inandırmak, bizim mutsuzluğumuza hiçbir şey katmayacaktır aksine kendimizi kandırmaktan öteye geçmeyecektir.

Özetle diyorum ki lütfen önce gerçek hayatınızı yaşayın, kendinizi kimseye kanıtlama çabası içinde olmayın. Kendinize güvenin, insanları sevin yaşama sımsıkı sarılın ve özgüveninizi kaybetmeyin. Kısacası kendiniz olun.

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend