Sosyal Medya ile Geleneksel Medya

Günümüzün hatta çağımızın olmazsa olması olan sosyal medya denilince akla gelen ilk cümleler hemen hemen birbirinin aynıdır. Bense bu makalede sosyal medya ile geleneksel medya arasındaki farkları dilim döndüğünce anlatacağım. Bu makalede bir nevi sosyal medya ile geleneksel medya karşılaştırması olacak.

Sosyal Medya kavramı artık dilimize ve günlük hayatımıza tamamen oturdu. Sosyal ağların oluşturduğu sosyal medya, zihinlerde genel olarak şekillenmiş durumda.

Sosyal Medya Nedir?

Öncelikle kavramsal bir açıklama yapmak gerekiyor. Buna göre sosyal medya, kullanıcılar tarafından oluşturulan bilginin basit, anlık ve çift taraflı olarak paylaşılmasını ve ulaşılmasını sağlayan etkileşimlilik, paylaşımlılık ve katılımcılık olgularını barındıran bir iletişim aracıdır. Aynı zamanda eğlence ve bilgi kaynağıdır. Kısacası sosyal medyada paylaşıma açılan bilgilerin nasıl kullanıldığı önemli.

Günümüz dijital çağında birçok kişi veya kurum/marka, sosyal medyayı aktif olarak kullanıyor. Buna bir nevi mecburuz. Çünkü sosyal medya sayesinde bilgiye erişim hem de hızlı erişim mümkün olmakta ve bu da deyim yerindeyse hayatı kolaylaştırmaktadır.

Kullanıcılar; içerikleri, haberleri, videoları, makaleleri, fotoğrafları, canlı yayınları, duyuruları vb. herhangi bir siteye girmeden sosyal ağlar aracılığıyla görebilmekte. İlgili içeriğe dair görüşlerini de yine sosyal medya aracılığıyla yansıtabilmektedir. Hatta artık herhangi bir e-ticaret sitesindeki ürün ya da hizmeti o siteye girmeden direkt olarak sosyal ağlar üzerinden alabileceğiz.

Sosyal Medya İle Geleneksel Medya Arasındaki Fark

Tamda bu noktada sosyal medyanın geleneksel medyadan farkı ortaya çıkıyor. Geleneksel medyadan farklı olarak haber kaynaklarının ya da içeriğin, kurumlardan bireylere kaymasına günümüzde sosyal medya denmektedir.

Geleneksel medya, günümüzde yaygın olarak kullanılan ve geniş örnekleri bulunan bir alan. Ancak gün geçtikçe sosyal medya ile arasındaki çizgi açılmakta. Şimdi sosyal medya ile geleneksel medya arasındaki farkları ortaya koyan bazı faktörleri değerlendireceğiz.

İçerik Faktörü

Sosyal medyada içerik çok önemlidir. Hatta içerik, sosyal medyanın olmazsa olmazıdır. İlgi çekici içerikler, kampanyalar, reklamlar vb. dakikalar içerisinde binlerce kullanıcıya rahatlıkla ulaşabilmektedir. Bu sayede kurumların hedef kitleye ulaşımı da hızlı olmakta ve tabi kolaylaşmaktadır. İçerik paylaşım konusunda sosyal medyanın, geleneksel medyaya göre en büyük avantajı ise ölçülebilirliktir.

Sosyal medya çok yönlü bir caddedir…

Bir gazete okuyabilir veya televizyonda bir haber dinleyebilirsiniz. Ancak bu durumu tek yönlü bir caddede (Geleneksel Medya) ilerlemek olarak düşünebiliriz. Ama sosyal medya size izlediğiniz dinlediğiniz ya da okuduğumuzu anlık olarak kitleye ulaştırabilmeyi sağlar. Ayrıca sosyal medya içerikle etkileşime geçmenize ve kendi düşüncenizi de paylaşmanıza olanak tanır. Bu da sosyal medyayı çok yönlü bir cadde yapar. Tabiri caizse o caddede istediğiniz gibi yürüyebilir, koşu yapabilir, bisiklete binebilir, metro, otobüs, araba kullanabilir ya da paten kayabilirsiniz.

Maliyet Faktörü

Sosyal medya ile geleneksel medyayı ayıran bir başka unsur ise maliyettir. Sosyal medya kampanyaları için planlanan küçük bütçeler sayesinde hedef kitleye ulaşım çok daha kolaydır. Geleneksel medyada ise gazete, TV, dergi reklamları, açık hava reklamları vb. düşünüldüğünde hedef kitleye ulaşım için harcanan maliyetin fazla olduğu görülür.

Geleneksel medyada yapılan ölçümler o kadar kolay olmamaktadır. Ayrıca ölçüm gerçek zamanlı veya kısa süre içerisinde yapılamamaktadır. Yani geleneksel medyada etkinin ölçümü için belli bir zaman gerekir. Sosyal medyada ise etki anlık olarak ölçülebilir. Böylece sosyal medyada kampanya stratejileri çok daha kısa sürede hatta anlık bir şekilde güncellenebilmektedir. Bu sebeple de markalar sosyal medyayı daha çok tercih etmekte.

Etkileşim Faktörü

Geleneksel medyada kullanıcıya tek taraflı bir bilgi akışı sağlanmaktadır. Bu yüzden geleneksel medyada kullanıcılar sadece okuyucu, dinleyici, gözleyici olarak kalmaktadır. Sosyal medyada ise bir etkileşim söz konusudur. Yani kullanıcı içeriği okuduktan sonra isterse onu kendi yorumuyla ya da direkt olarak, arkadaşlarıyla veya takipçileriyle paylaşabilmektedir. Arkadaş referansıyla tarafınıza ulaşan bir içerik, kampanya ya da reklam takdir edersiniz ki daha çok ilgi çeker. Bu da markaya artı puan katar. İşte etkileşimin perde arkasındaki önemi budur.

Özgürlük Faktörü

Sosyal medya; gazete, televizyon ve film gibi geleneksel olan medyadan bir takım farklıklar içerir. Bu saydığımız eski tür medya tipinde, bilgi ve iletişimin yayılması için belirli kaynaklara ihtiyaç duyulurken, sosyal medyada göreceli olarak daha az kaynağa ihtiyaç duyar. Tarafsızdır. Ve masrafsızdır.

Örneğin, bir sosyal medya hesabı açarak sosyal medyada yerinizi alabilirsiniz. Ardından hemen sahip olduğunuz bu kitleyle bilgi paylaşmaya başlayıp, çevrenizle iletişime geçebilirsiniz. Bunun için gerekli olan tek şey, bir internet bağlantısı ile bilgisayar veya mobil (cep telefonu) cihazdır.

Sosyal medyada örneğin, bir matbaa yatırımına gerek yoktur. Veya TV / radyo yayını yapmak için zorunlu olan lisansa ihtiyaç duyulmaz. RTÜK gibi içeriği kısıtlayıcı kurumlar sosyal medyada yoktur. Tüm bu yönleriyle sosyal medya oldukça pratik ve epey özgürlükçü bir alandır. Ayrıca sosyal medyada içerik üretmek ve paylaşmak daha masrafsızdır.

İllüzyon Faktörü

Sosyal medyanın geleneksel medya ile arasında olumsuz yönde farklar da bulunmaktadır. Şöyle ki; sosyal medya insanların olduğundan farklı görünmesine sebep olabiliyor. Gerçekte çok mutsuz olan bir insan, Instagram‘da kendisini dünyanın en mutlu insanı gibi gösterebiliyor. Bunu kanıtlamak için de paylaşım yapma ihtiyacı hissediyor. Bir süre sonra bu ihtiyaç bağımlılığa dönüşebiliyor.

Öyle ki çoğu insan attığı her adımı, gittiği her mekanı, yediği her lokmayı hatta mahrem anlarını dahi sosyal medyada paylaşıyor. Bu da sosyal medyanın kullanıcılar üzerinde bıraktığı hipnotik etki veya illüzyon olarak yorumlanabilir.

Bana kalırsa sosyal mecraların amacı bu değil. Sosyal medya insanların duygu ve düşüncelerini paylaşma, bir yanlışı düzeltme, herhangi bir toplumsal sorunun ortadan kaldırılması konusunda el birliği yapma gayesi güden bir alan olmalı. Kimseye kendimizi kanıtlamak ya da olduğumuzdan farklı göstermek mecburiyetinde değiliz. Bunu yapmaya gerçekten ihtiyacımız yok!

Sonuç Olarak

Konuyu toparlayacak olursak, günümüz teknolojisi ile yaşamımızda rol oynayan dijital medyanın, geleneksel medyanın yerine geçmesi oldukça hızlı bir şekilde gerçekleşiyor. Transmedya ismini verdiğimiz bu dönüşüm hızına ayak uydurabilen firmalar yakaladıkları başarı ile geleceğe büyük bir yatırım yapmış olacaklar.

Sosyal medyanın geleneksel medya platformlarıyla karşılaştırıldığında sürekli canlılık halinde olan bir platformdur. Gazete, TV ve diğer platformlardan en büyük farklı eş zamanlı bilgi paylaşımının yapılıyor olmasıdır. Çift yönlü iletişimin sağladığı etkileşim oranı geleneksel medyanın çok üstündedir. Zaten biraz da bu nedenle sosyal medya, firmalar tarafından çok fazla kullanılmaktadır. Ayrıca her geçen yıl, firmaların sosyal medyaya ayırdığı bütçe oranı artmaktadır.

Tabi devir değiştikçe, insanoğlunun uğraşıları da değişiyor veya gelişiyor. Birçoğumuzun belki de en önemli uğraşı sosyal mecralar oldu. Evet, insanların en çok zaman geçirdiği, eğlendiği, bilgi edindiği uğraşı artık sosyal medya. O halde hem bir kullanıcı olarak hem de kurumsal bir marka olarak sosyal medyanın bu dinamiklerini iyi okumak zorundayız.

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir