Sosyal Linç Ve Siber Zorbalık Nedir?

Teknolojinin gelişmesi iyiye işaret gibi gözükse de teknolojinin kötüye kullanımı ihtimalini genellikle gözden kaçırıyoruz. Teknolojinin kötüye kullanımından doğan problemlerden biri “siber zorbalık” / “sosyal linç” olarak adlandırılan durumlardır. Henüz bu konularda yasal olarak net çözümler üretilmemiş olsa da siber zorbalık konusunda yaşanan mağduriyetler söz konusudur. 

Sözlükte “Linç” kelimesi “Halktan bir topluluğun, bir suçluyu ya da kendilerine göre suç olan bir davranışta bulunmuş birini, yumruk, taş, sopa gibi araçlarla döve döve öldürmesi” olarak tanımlanıyor.

“Sosyal Linç” ya da “Siber Zorbalık” dediğimiz kavramların yaygın olarak kabul edilen açıklaması ise şu şekilde: “Bir kişi ya da grup tarafından internet aracılığıyla tek başına kendini savunması zor bir kişiye yönelik agresif ve bilinçli eylem ve davranış”

ABD Suç Önleme Konseyi (National Crime Prevention Council) ise bu kavramı “İnternet, cep telefonu ve diğer dijital haberleşme araçlarıyla bir kişiyi utandırmak ve incitmek için mesaj ya da fotoğraf paylaşımı” olarak tanımlıyor.

Siber zorbalık eylemlerinde bulunan kişilere “Siber Zorba” zorbalığa uğrayan ve mağduriyetini yaşayan kişilere ise “Siber Mağdur” denilmektedir.

Günümüzde fiilen şiddet suçu işleyen insanların yanı sıra bazı insanlar fiilen şiddet suçu yapamadığı için yani korktuğu veya çekindiği için bu saldırganlığını internette daha doğrusu sosyal medyada sergilemektedir.

Facebook, Instagram, Youtube, Twitter ve Linkedin başta olmak üzere hemen her mecrada sosyal linç / siber zorbalık olaylarına şahit oluyoruz.

Karşıdaki insana bizzat daha doğrusu fiziksel bir zarar verilmediğinden ötürü çok üzerinde durulmayan sosyal linç / siber zorbalık meselesi sanıldığından çok daha tehlikeli boyutlara varabilmektedir.

Dünya üzerinde milyarlarca insan yaşarken herkesin aynı şeyleri sevmesi, aynı fikirleri savunması, aynı şeyleri yapmaktan hoşlanması elbette mümkün değildir. Günümüzde suç işlemiş insanların dışlanması yahut linç edilmesinden ziyade artık herhangi bir insan, kişisel tercihlerinden dolayı linç edilmektedir.

Çok basit nedenlerle dahi “Kendinden olmayanı” dışlayan ve kendi gibi düşünmeyene psikolojik baskı uygulayan ve bunu sosyal medya üzerinden yapan insanların sayısı gün geçtikçe artmaktadır.

Siber zorbalık için hedef seçilen kişi ya da kişilerin herhangi bir suç işlemesi gerekmiyor. Dini, dili, ırkı, mezhebi, sosyo-ekonomik durumu, siyasi görüşü ve hatta cinsiyeti nedeniyle yani tercihleri sebebiyle alay edilen, aşağılanan ve tehdit edilen insanların sayısı her geçen gün katlanarak artmaktadır.

Sosyal linçe maruz kalan kişilerde çeşitli psikolojik hastalıklar, travmalar ve ileri düzey fizyolojik rahatsızlıklar (tansiyon, kalp vb.) olabilmektedir. Bu arada yeri gelmişken belirtmek isterim ki şiddetin psikolojik ya da fiziksel olması arasında herhangi bir fark yoktur. Şiddet şiddettir.

Mobil teknolojinin ilerlemesi sosyal linçteki mekân ve zaman sınırlamasını ortadan kaldırmıştır. Her an her yerde sosyal linç yaşayabilir ve bu nedenle psikolojik ve fizyolojik hastalıklara yakalanabilirsiniz.

Akıllı telefonlar aracılığıyla gizli çekim ve izinsiz ortam dinlemesi yapılabilmektedir. Bu şekilde şantaj için malzeme toplayan siber zorbalar daha sonra bu görüntü ve sesleri sosyal medyada paylaşarak itibar saldırıları gerçekleştirebilmektedir.

Ayrıca fiziksel zorbalıktan farklı olarak siber zorbalık, mağdur kişiye her an her yerde iletişim olanağı sunduğu için kurban olarak seçilen kişilerin sürekli rahatsız edilmesi gibi bir durum söz konusudur. Bu da hedef olan kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir.

sosyal linçİşin en kötü yanı siber zorbanın anonim olma hakkına sahip olmasıdır. Diğer bir ifadeyle siber zorbalar sosyal ağlarda takma bir isim kullanarak hesap açabilmekte ve bu sayede gerçek kimliklerini gizleyebilmektedir. Bu da siber zorbanın saldırısına maruz kalan kişinin mağduriyetini arttırmaktadır.

Sosyal linçe maruz kalan kişiler, güven duygusundan mahrum oldukları için hızla endişeye, paranoyaya, anksiyete bozukluklarına, depresyona ve daha birçok psikolojik ve fizyolojik çöküntüler yaşayabilirler.

Dünyanın her yerinde olduğu gibi siber zorbalık ülkemizde de büyük bir problem haline gelmiş durumdadır. Yapılan araştırmalar teknoloji ile iç içe büyüyen 14-19 yaş arasındaki gençlerin siber zorbalık yaptığını göstermektedir. Siber zorbalık yapan kadar siber zorbalığa maruz kalan kesimin de yine aynı yaş dönemine denk geldiği yapılan araştırmalarda ortaya konulmuştur.

Siber zorbalığa maruz kalan öğrencilerde; fark edilir not / puan düşüşleri, okuldan soğuma, devamsızlık, okulu bırakmak gibi olumsuzluklar yaşanmıştır. Ayrıca siber zorbalığa uğrayan kız çocuklarının, erkek çocuklara oranla yaşadıkları şiddetten daha çok etkilendiği gözlenmiştir.

Görüldüğü üzere siber zorbalıkta herhangi bir yaş skalası, cinsiyet, meslek gibi ayrımlar bulunmamaktadır. Her yaştan, her meslek grubundan, her cinsiyetten insan siber zorba olabilmektedir

Siber Zorbalıkta Aile Faktörü

Öğrenciler üzerinde yapılan araştırmalara göre aile yapısı ve desteğinin siber zorbalıkla ilişkili olduğu tespit edilmiştir.

Araştırmacılar aile bağlarının ve desteğinin düşük olduğu kişilerin siber zorba olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu belirtirken, aileleri ile daha fazla vakit geçiren öğrencilerde siber zorbalık eylemleri çok daha düşük düzeyde olduğunu belirtmişlerdir.

Ayrıca aynı araştırma göstermiştir ki siber zorbalığa uğrayan mağdurların sosyal linç sonrası yaşadıkları travmayı atlatmasında aile desteği önemli bir faktör.

İstatistiklerle Siber Zorbalık

  • Ortaöğretim öğrencilerinin %50’si siber zorbalık eylemlerinde bulunmuştur.
  • Ortaöğretim öğrencilerinin %34’ü siber zorbalık eylemlerine maruz kalmıştır.
  • 12 – 17 yaş aralığındaki öğrencilerin %72’si kendilerini bir şekilde sosyal linç eylemlerinin içinde bulduğunu belirtmiştir.
  • İlköğretim ve ortaöğretim düzeyindeki 2052 öğrenciyle yapılan araştırmada öğrencilerin %30’unun siber zorba veya siber mağdur olduğu ortaya çıkmıştır. Bu öğrencilerin %28’i siber zorbalık eylemlerine şahit olduklarını belirtmiştir.

Siber Zorbalık İle İlgili Alınabilecek Önlemler

Siber zorbalık yalnızca ilkokul, ortaokul, lise veya üniversite öğrencilerinin değil herkesin sorunudur. Dolayısıyla önlem almak kaçınılmazdır. Siber zorbalıkla ilgili alınabilecek bir takım önlemler mevcuttur.

Bunlar;

  • Eğitim
  • Empati
  • Kamu spotları
  • Dijital suçlara karşı yasal yaptırımlar
  • Caydırıcı cezalar

Siber Zorbalık Ve Linkedin

Barındırdığı kitle itibariyle profesyonel bir topluluğa sahip olan Linkedin aynı zamanda sosyal linçin en yoğun yaşandığı mecralardan biridir. Genellikle taciz skandallarının yaşandığı Linkedin’de; sahte profiller / anonim hesaplar aracılığıyla insanları dolandırmaya kalkışan, taciz eden, küfür hakaret ve tehdit içerikli mesajlar atan siber zorbalar bulunmaktadır.

Linkedin’deki siber zorbalar en çok iş arayan kişileri hedef seçmektedir. İş vaadiyle başlayan iletişim özel arkadaşlık ve cinsel partnerlik düzeyine çekilmeye çalışılmakta ve buna karşılık verilmediğinde siber zorbalık / sosyal linç (hakaret, tehdit, şantaj) gerçekleştirilmektedir. Linkedin’de bu tipteki siber zorbalardan korunmak için iletişim kurduğunuz kişinin profilini incelemeyi ve kişinin iş teklifinin gerçekliğini teyit etmeyi ihmal etmeyin.

#SiberZorbalığaHayır Kampanyası

İnternetin ve sosyal medyanın gelişmesiyle çağın sorunu haline gelen “Sosyal Linç” / “Siber Zorbalık” konusunda bir takım ayrıntılara yer verdiğimiz makaleyi bitirmeden önce sizlerden ricam bu yazıyı paylaşırken #SiberZorbalığaHayır hashtagini kullanmanız. Böylece henüz kavram hakkında bilgi sahibi olmayan bir kitlede “Siber Zorbalık” / “Sosyal Linç” kavramlarına dair hep birlikte bir farkındalık sağlamış oluruz.

Bu arada Branding Türkiye ailesi olarak “Sosyal Linç” ve “Siber Zorbalık” konusunda tepkimizi net bir ifadeyle ortaya koyuyor ve #SiberZorbalığaHayır diyoruz.

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir