Pazarlamada Sektör Deneyimi Muamması

Bir dermatolog cerrahi operasyon yapar mı? Elbette yapmaz, onun alanı değildir. Kimse de zaten bunun aksini iddia etmez. Fakat pazarlamada ve marka yönetiminde insan kaynağı arayışına geçmiş firmalarda bir sektör deneyimi beklentisi almış başını gidiyor.

Sosyal bilimler ile pozitif bilimlerin disiplinleri farklıdır. Özellikle marka yönetiminde, pazarlama ve iletişim alanlarında metodoloji daha belirgindir. Fazla içselleştirip cerrahi bir operasyon yapacak pozlara girmeye gerek var mıdır?

Bugün masa sandalye markasına ilişkin çalışan bir iletişim profesyoneli yarın lastik jantı üzerine de pek güzel çalışabilir. Bu konu ajansların her yıl yeni markalarla anlaşıp onların iletişim ya da kreatif çalışmalarını üstlenmesi gibidir. Elbette sektörler farklılaşınca tedarikçiler değişir, dil değişir, yaklaşımlar hatta tüm strateji değişir ama aslında yolu bilen, doğru iletişim noktalarını belirleyip, o sektörün ihtiyaçlarını analiz eden, hangi hedef kitleye nasıl sesleneceğini dahası o kitleye nasıl dokunacağını iyi bilen bir profesyonel çok kreatif işler ortaya çıkarabilir. Hatta farklı sektör deneyimlerinin de meyvesini yer ve daha da yaratıcı çalışmalar sunabilir. Zira aynı sektörde ilerleyerek belli bir zaman sonra sektör körlüğüne yakalanıp, rutine bağlayabiliyor insan ki marka iletişiminde hiç istenilen bir durum değildir.

Sektör deneyimini bir yere kadar kabul ettiğim durumlar da yok değil. Örneğin bazı sektörler uzmanlık bilgileri gerektirir.

Örneğin sağlık sektöründe reklamlar kısıtlayıcıdır ve devlet kontrolü daha belirgindir. Ya da rekabet piyasasının kurallarının katı işlediği durumlarda dikkatli iletişim ve mecra planları üzerinden gitmek gerekebilir. Fakat her zaman bu özel durumların kısa zamanda kavranabilir olduğunu düşünenlerdenim. Esas zor olan doğru iletişimin sosyal paydaşlarla, tedarikçilerle ve diğer tüm unsurlarla nasıl kurgulanacağını iyi tayin etmektir ki bu konu deneyimle sonradan oluşan bir olgudur.

Bu konuda birçok arkadaşımdan benzer serzenişler aldığım için bu yazıyı kaleme almak istedim. İnandığım şey aslında iletişim tek tip bir alan değildir. Aksine çok yönlü olan, farklılıklara odaklanmış ve bu farklılıkları zenginlik kabul edip, ortak değerler yaratabilenlerin bana göre daha başarılı oldukları geniş bir arenadır.

Çok kültürlü olmak böyle bir şey…

Dünyayı görmek, vizyon sahibi olmak, standartları aşmak, bütünü okumak, yaratıcı olmak ve daha nicesi bahsettiğim konuyu 12’den vuran değerlerdir.

Uluslararası iş ilanlarında çok kültürlü ofis ortamında çalışma durumu bir imkân olarak adaylara sunulur. İnsanların bu özel ortamlarda her türlü iletişim kaslarını geliştirmelerine olanak sağladığı için olabilir mi? Eski bir Anadolu sözü vardır: “Sarı öküzün yanında duran ya huyundan ya suyundan”  derler. İş dünyasında tam da sarı öküzlerin farklılıklarıyla prim yaptığı ya da organizasyon da yarattıkları sinerji ile değişim aşıladıkları durumlar yükselişe geçmiştir.

Potansiyele odaklanılan, yetkinliğe değer verilen bir anlayış tüm dünyada egoları eze eze gelirken, bizde hala sektör deneyimini fasulye gibi nimetten saymak neye referans olabilir?

Tam da bu sebeplerden pazarlama sektöründe sektör deneyimini değil, iletişim ya da pazarlama profesyonelinin potansiyelini, sürdürülebilir iletişim alt yapısını, yaratıcı tarafını ve içinde bulunduğu toplumu, hedef kitleyi iyi analiz eden proje kafasını baş tacı ederim.

Bilmem katılır mısınız?

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend