Pandemiye Ayak Uyduran Markaların Devri

Şu bir gerçek ki pandemi şartlarını kabullenemeyen ve bu şartlara uyum gösteremeyen firmalar yok oluyor. Çünkü devir pandemiye ayak uyduran markaların devri!

Öyle günler geçiriyoruz ki, sosyal alışkanlıklarımızdan tutun da satın alma alışkanlıklarımıza hatta duygularımızı ifade etme biçimimize kadar her şey her an değişiyor. Kendi evimizde dahi birbirimizden uzak ve mesafeli oturuyoruz. Ayrıca dokunsal tüm davranışlarımızı minimuma indirmiş durumdayız. Kardeşlerimize, anne ve babamıza sarılmıyor, asansöre binince eldiven, peçete yahut ıslak mendil olmadan tuşlara basamıyoruz.

Dokunmatik olmayan her şeye kucak açıyoruz. Yani No touch” olan her şey bizim için değerli olmaya başladı. Dolayısıyla da bu tarz girişimler önem kazandı.

Geçmişteki alışkanlıklarımıza baktığımızda alışveriş sırasında örneğin kıyafet alırken dokunabiliyorduk ya da mesela sabun veya parfüm alacağımız zaman öncesinde mutlaka kokluyorduk. Şimdi ise zihnimiz bu tür davranışları adeta yasaklı kelimeler arasına aldı. Diğer bir ifadeyle dokunmak, koklamak, temas etmek gibi sözcükleri değil uygulamak, aklımıza dahi getiremiyoruz.

Geçen bir aktardan alışveriş yaparken yaşadığım olay durumu özetliyor aslında… Tadarak satın almaya alışmış kitleden yaşlı bir amca, elini daldırarak ceviz tatmaya niyetlendi. Alışverişini tamamladıktan sonra ise bu davranışı nedeniyle cıkcıkcık sesleriyle ve keskin, sinirli bakışlarla dükkandan uğurlandı. Aslında daha önce de sağlıksız olan bu alışkanlık pandemi döneminde gerçekten de epey tehlikeli bir hal aldı. O yüzden de bu tür davranışlar bir hayli tepki çekiyor.

Pandemiye Ayak Uyduran Markalar Kazanacak

Tıpkı sosyal hayatı etkilediği gibi Koronavirüs pandemisi, iş yaşantısında da birçok değişikliğe neden oldu. Çalışma dünyasında, bazı zorunlu alanlar hariç, neredeyse tüm işler tamamen online yapılmaya başlandı. Bu durum kimileri açısından verimliliği arttırırken kimileri için online çalışmak kontrolü zor bir durum oldu.

Bu arada yapılan araştırmalar gösteriyor ki normal bir mesai gününde çalışanlar, zamanlarının yaklaşık %65’ini yoğun işlerde ve toplantılarda, %20’sini bilgi arayarak geçiriyor. Araştırmaya göre çalışanlar; mesainin sadece kalan %15’ini yani günde 1 – 2 saatlerini yaptıkları iş için harcıyorlar. Yine yapılan bazı araştırmalarda, uzaktan çalışan insanların %82’sinin daha düşük stres seviyesine sahip oldukları, bu durumun ise şirkete yarar sağladığı ortaya çıkmıştır.


💡 Branding Türkiye tarafından hazırlanan, Branding Türkiye Yayınları etiketiyle yayınlanan “Koronavirüs Sonrası İş Hayatı Raporu”nu ücretsiz bir şekilde buraya tıklayarak inceleyebilir, raporu cihazınıza indirip detaylı bir şekilde okuyabilirsiniz. 


E-Ticarette Sıçrama

Globale bakıldığında pandeminin ilk 90 günlük sürecinde ABD’nin, e-ticaret anlamında 10 yıllık sıçrama gerçekleştirdiği görülmüştür. Dijital araçların güvenilir, kolay ve hızlı çözümler sunmasının neticesinde ortaya çıkan bu gelişim, tüketici beklenti ve ihtiyaçlarında kalıcı değişimlere neden oldu. Mesela konuya dair yayınlanan bir rapora göre; tüketiciler, ücretsiz teslimat ve iade seçeneklerinin yanı sıra daha hızlı web sitesi ve net ürün tanıtımlarına da duyuyor. Diğer bir dikkat çeken veriye göre ise; sokağa çıkma yasağının uygulandığı dönemlerde, daha önceki döneme göre bu talepler %10 ile %23 oranında artmış…

Firmalar Pandemiye Nasıl Uyum Sağlayacak?

Öncelikle KOBİ’lerin pandemi döneminde çok dikkatli ve sağlam adımlar atması gerekiyor. Şu bir gerçek ki pandemi şartlarını kabullenemeyen ve bu şartlara uyum gösteremeyen firmalar yok oluyor. Uyum sağlayanlar ise bu sonunu bilmediğimiz dönemde kârlı işler yapıyorlar. Çünkü devir pandemiye ayak uyduran markaların devri!

Büyük markalar açısından konuya bakıldığında; markaların teknolojik altyapıları ne kadar iyi olursa olsun, iletişim kanallarını iyi ve doğru kullanmaları gerektiği görülmüştür. Türkiye’deki tüm işletmelerin %99.8’inin KOBİ’lerden oluştuğunu göz önüne alırsak, KOBİ’ler üzerinden bu döneme nasıl, hangi algılarla ve araçlarla uyum sağlayabiliriz hep birlikte bir bakalım.

Pandemi Sürecinde Uzaktan Ekip Yönetimi

Eğer ekibimizin bir kısmı ya da tamamı uzaktan çalışıyorsa, tüm işlerimizi dijital üzerinden organize etmek faydalı olacaktır. Dolayısıyla bazı dijital araçları kullanmak işinizi oldukça kolaylaştıracaktır. Bu arada pandemiden önce de bu araçlar vardı ve kullanılıyordu. Özellikle yurt dışında ofisi veya ekibi olan firmaların bu tip dijital araçları kullandığını, ekiplerini bu şekilde organize ettiklerini biliyoruz. Kısacası bazı firmalar bu şartlara alışıklar. Şimdi de bunun avantajlarını yaşıyorlar.

İşte, siz de bilhassa ekip yönetiminde ve ekip içi iletişimde bu araçları kullanarak pandemi sürecini avanataja çevirebilirsiniz.

Evet, uzaktan çalıştığımız için yüz yüze gelemiyoruz. Yani konuşma ortamımız yok. Öte yandan çalışanları sürekli telefonla ya da Whatsapp mesajları ile bunaltamayız. Bunlar hem işin ilerlemesini zorlaştırır hem de motivasyonu düşürür.

Eğer belirsizlikten hoşlanmayan ve iş takibi sıkı olan bir çalışan ya da yönetici iseniz işlerinizi bazı platformlarda yazılı olarak planlayabilir ve çalışanlara görevlerini atayabilirsiniz. Yine aynı sistem üzerinden süreci takip etmeniz de mümkün. Üstelik bu platformlar sayesinde ekiple aynı anda ve hızlı bir şekilde iletişim kurabilir yani organize olabilirsiniz. Kısacası bu araçlarla, adeta koreografisine çalışmış bir dans ekibi gibi ortaya müthiş işler çıkarabilirsiniz.

Ekip Yönetimi İçin Kullanabileceğiniz Araçlar

Evet pandemi sürecinden önce de var olan ama Koronavirüs pandemisiyle birlikte yaygınlaşan araçlardan bazıları şöyle;

Asana

Özellikle proje ve ekip yönetimi için çok faydalı bir uygulamadır. Asana’yı hem masaüstünde hem de mobil olarak kullanabilirsiniz. Özellikle ajansların ağırlıklı olarak kullandığı bu sistemde işlerinizi task olarak açıp ilgili kişi ya da kişilere atayabiliyorsunuz. Bu sayede işlerin takibini kolaylıkla yapabilirsiniz. Asana, her işi mobilden takip edenler için müthiş bir çözüm.

Üye olmak ve kullanmak için ziyaret edin; asana.com

Slack

Email’e göre daha hızlı olan Slack’ın kullanımı da bir hayli pratik. Çünkü Slack size Skype ya da Whatsapp benzeri bir mailleşme ortamı da sunuyor. Ayrıca tüm dosyalarınızı, resimlerinizi, PDF’lerinizi, belgelerinizi ve e-tablolarınızı Slack’ta sürükle bırak yaparak paylaşabilirsiniz. Google Drive, Dropbox veya Box gibi herhangi bir hizmeti kullanıyorsanız, bağlantıyı yapıştırmanız yeterlidir. Bu arada Slack içerisindeki tüm içerikler, dosyalar, konuşmalar ve kişiler aranabilir.

Üye olmak ve kullanmak için ziyaret edin; slack.com

Trello

Tıpkı Asana gibi Trello da proje yönetim platformudur. Burada iş listelerinizi yazmak için yeni panolar açabilir, ekibinize görevler atayabilir ve deadlinelar oluşturabilirsiniz. Bu arada Trello’da bildirimleri açarak ekipteki ilgili kişi herhangi bir düzenleme yaptığında bunu anında öğrenebilirsiniz

Üye olmak ve kullanmak için ziyaret edin; trello.com

Google Keep

İş başlıklarınızı ve notlarınızı bir Google ürünü olan Google Keep üzerinden takip edebilirsiniz. Ve bunları başkalarıyla paylaşabilirsiniz.

Üye olmak ve kullanmak için ziyaret edin; keep.google.com

Evernote

En çok kullanılan not takip uygulamalarından biridir. Tıpkı Google Keep gibi burada notlarınızı tutabilir ve iş arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz. Bu aracı ister mobilde ister masaüstünde kullanabilirsiniz.

Üye olmak ve kullanmak için ziyaret edin; evernote.com

Time Doctor

14 günlük ücretsiz denemesi olan Time Doctor, hangi işe ne kadar zaman harcadığınızı ölçmenizi sağlıyor. İşe başlarken süreci başlatıyor, molalarınızı belirliyorsunuz. Kısacası bu araç size verimli çalışmanız için destek oluyor. Bunlara ek olarak müşterilerinizle veya ekip arkadaşlarınızla birlikte aynı platformda çalışma imkanınız da var. En güzeli de Time Doctor, gereksiz zaman harcadığınızda sizi zamanı doğru ve etkin kullanımınız açısından uyarıyor. Örneğin sosyal medyada fazla dolaşıyorsanız ve dikkatiniz sık sık dağılıyorsa bu platform ile bunları kontrol altında tutabilirsiniz.

Üye olmak ve kullanmak için ziyaret edin; timedoctor.com

Google Drive

Kendinizi e-mail trafiğinden ve yüksek dosyaları gönderme zahmetinden kurtarmak istiyorsanız Google Drive’ı kullanabilirsiniz. Örneğin dosyaları Drive’a ekleyerek ekibinizle paylaşabilir ve dokumandaki anlık değişimleri buradan takip edebilirsiniz. Yüksek boyutlardaki görselleri de yine Wetransfer gibi araçlarla göndermek yerine burada paylaşabilirsiniz.

Whereby Veya Zoom

Online toplantılarınızı gerçekleştirmek için Zoom’u ya da Whereby’ı kullanabilirsiniz. Whereby’a ücretsiz olarak üye olabilir ve kendinize ait bir oda açarak yani isminizin ya da şirketinizin isminin bulunduğu linki kişilere göndererek toplantılarınızı, eğitimlerinizi, görüşmelerinizi veya etkinliklerinizi yapabilirsiniz.

Google Meet

Pandemi döneminin popüler online toplantı araçlarından biri olan Google Meet’e, Gmail üzerinden bağlanabilir ve buradan yeni toplantı oluşturup ekibinize ilgili linki yollayabilirsiniz.

Markalar “Yeni Normal”de Nasıl Davranmalı?

Dünyanın pandemi süreciyle başlayan imtihanının uzun süre devam edeceği ve yeni normal olarak adlandırılan bu sürecin belki de yakında sadece normal olacağı düşünülürse; yeni markaların daha doğarken dijitalin baş tacı olduğuna kanaat getirmesi gerekir.

Şu anda var olan markaları bir düşünelim. Hızlı tüketim ürünleri hariç mağazalar kapandığında tek aktif yer neresi? Tabi ki web siteleri (e-ticaret) ve mobil uygulamalar.

Hala internet üzerinden satışı olmayan bir markaysanız bu dönemde bir kez daha düşünmenizi öneririm. Emin olun online ortamda var olmak için sarf ettiğiniz eforun ve harcadığınız paranın kat be kat fazlasını kazanacaksınız.

Dünya evriliyor. Günümüzde artık dijitalin doldurmadığı bir boş alan yok. Geride kalmayın! Çünkü bu geçici bir süreç değil. Yani kalıcı çözümlere ihtiyacınız var. Eski yöntemlerle, networkle veya tanıdıklarla varlığınızı sürdürmeniz artık zor.

Pandemi Sürecinde Sorumlu Markalar Kazanıyor

Pandemiye Ayak Uyduran Markaların Devri olarak adlandırdığımız bu yeni dönemde var olan ve varlığını akıllara kazıyarak sürdürmek isteyen bir marka iseniz, hassasiyetleri iyi anlamaya çalışmalısınız. Rahatsız edici sıklıkta olmadan iletişim kurmayı ve müşterilerinizin yanında olduğunuzu hissettirmeyi ihmal etmeyin. Sadece kampanyalarınızla değil, marka kişiliğinizle de müşterilerinizin yanında olun. Diğer bir ifadeyle; zor durumlarda, depremde, doğal afetlerde, pandemide bir birey olarak nasıl ailenizin, sevdiklerinizin yanında olmak istiyorsanız marka olarak da duruşunuz ve yaklaşımınız öyle olmalı. Örneğin bilgilendirici ve güven verici paylaşımlar yaparak huzur ortamına ön ayak olabilirsiniz

Offline’a değil online’a yatırım yapın. Mesela seo‘ya odaklanın, sürekli içerik oluşturun. Ayrıca her zaman bir kriz yönetimi planınız olsun. Karamsar olmayın ama her duruma da hazırlıklı olun. Fırsatları değerlendirin ama bunu yaparken fırsatçı bir yaklaşımdan ziyade destekleyici görünmeye çalışın. Çünkü bu davranış gönüllerde kalıcı olmanızı sağlayacaktır.

Bir de bu dönemde artan Black Friday, Muhteşem Cuma, Işıltılı Cuma, Müthiş Cuma gibi indirim kampanyalarında markalar kullanıcıların evde olduğunu fırsat bilerek agresif bir şekilde reklam yapıyorlar. Yani kullanıcı kafasını nereye çevirse markalar orada olmak için milyonlar harcıyorlar. Bunu satış açısından doğru buluyorum. Belki bu sayede inanılmaz satışlar gerçekleşiyor ama marka algısı ve marka sürekliliği açısından bu agresifliği doğru bulmuyorum. Özellikle kampanyalarında sadece “indirim”i öne çıkaran markaların pazarı da buna sürüklediğini düşünüyorum. Ayrıca bana kalırsa bu şekilde yaparak inandırıcılıklarını da yitirdiler. Bu da güvensizliğe neden olduğundan yapılan agresif reklamlar uzun vadede aslında faydadan çok zarara neden oluyor diyebiliriz.

Dijitalin Gücü Adına

Özetlemek gerekirse; bu pandemi döneminde ister marka olalım ister birey, fark etmiyor; şekilden şekle giriyoruz, gelişiyoruz, evriliyoruz. Ama şu bir gerçek ki pandemiye ayak uyduran markaların devrindeyiz. Bu arada her şeye rağmen ne yapacağınızı bilmediğiniz zamanlar olabilir. Sakın kendinizi kötü hissetmeyin. Çünkü dünyadaki yaklaşık 8 milyar insan da sizinle aynı şeyleri yaşıyor ve hissediyor.

İnandığınız yolda yürürken dijitalin gücünü kullanmayı, dijitali anlamayı ve dijitali dinlemeyi ihmal etmeyin. Son olarak; ben bu günleri birbirimize destek çıkarak daha kolay atlatacağımızı düşünüyorum.

O halde; dijitalin gücü adına!


💡 Dijital Markalaşma Kitabı

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir