Netflix Bilinçaltınıza İşleyen Algoritması Sayesinde İzlenmelerini Nasıl Artırıyor?

Günümüzde hepimiz az ya da çok Netflix kullanıyoruz ya da bulunduğumuz ortamlarda Netflix hakkında yapılan sohbetlere maruz kalıyoruz. Bununla birlikte Netflix’in bize önerdiği içerikleri, izleme geçmişimizle alakalı olarak benzer konulardan yola çıkarak önerdiğini de biliyoruz. Buraya kadar pekte bilmediğimiz bir şey yok gibi gözüküyor. Peki Netflix’in son 2 yılda, algoritmasında yaptığı geliştirmelerle birlikte, film ve dizilerin kapak görsellerinde kullandığı resimleri kişilere özel olarak seçerek izlenme oranlarını artırdığını da biliyor muyuz?

Dünya üzerinde 100 milyondan fazla aboneye hizmet veren Netflix, abonelerine benzersiz görseller sunmak için yine abonelerin izleme geçmişlerinden ve deneyimlerinden yararlanarak, görsel kompozisyonlar ve insan psikolojisi hakkında bilgi sahibi algoritmalar kullanıyor. Bunun amacı ise, abonelerin sitede geçirdiği zamanı artırarak daha çok içerik tüketmelerini sağlamak. Netflix, bu konuda titiz davranıyor ve işini şansa bırakmıyor.

Örneğin; eğer son birkaç günde çok fazla romantik film izlediyseniz, yeni izleyeceğiniz filmin kapak görseli algoritma tarafından o filmin içinden alınmış romantik bir kare üzerinden tasarlanır. Ya da komedi hayranıysanız yine aynı şekilde algoritma filmin kapak görselinde sizi bir komedi sahnesine maruz bırakacaktır.

Yukarıda bahsedilen algoritma başlangıçta size garip gelmeyebilir. Hatta işe yarar ve kullanışlı olduğunu da düşünebilirsiniz.

Peki bu neden önemli?

İnternette gezinirken sayısız içerik arasında dolaşırız. Bu da bize neredeyse sonsuz diyebileceğimiz sayıda seçenek sunar. Seçeneklerin bu denli çok olması dikkat seviyemizi düşürür ve beynimizi gelen bilgileri hemen işleyerek çabuk şekilde karar almaya zorlar. Böyle bir durumda karar verme konusunda resimler, yazılardan daha çok dikkat çeker. İşte algoritma tam bu noktada devreye girer ve söz konusu içeriği izlemeniz için size göre doğru olacağını düşündüğü resimleri kullanarak sizi teşvik etmeye başlar.

Netflix, geçmişte bu konuda yaptığı başarılı-başarısız birçok denemeden sonra geldiğimiz noktada işin uzmanı olmuş gibi görünüyor.

Netflix’in Görüntü Algoritması Nasıl Çalışıyor?

Bir Netflix abonesi olarak, sunulan içerikleri izlerken aynı zamanda bu algoritmanın işine yarayacak verileri üretecek bir dizi davranışsal deneye katılıyorsunuz. Hangi kategorileri izlediğiniz, hangi programları izlediğiniz, ne zaman izlediğiniz ve bütün bunları ne kadar süre izlediğiniz gibi veriler bahsettiğimiz algoritmanın daha iyi geliştirilebilmesi açısından paha biçilmez bilgilerdir. Bunlardan yola çıkılarak size özel yeni içerik tavsiyeleri hazırlanır.

Yukarıda bahsettiğimiz şekilde 100 milyondan fazla Netflix üyesine hizmet veren bu algoritma, tavsiye edeceği içeriğin görselleri için gerçek zamanlı çalışır ve performansını artırmak için veri toplamaya devam eder. Algoritma için daha fazla veri demek, sunabileceği daha fazla kişiselleştirilmiş tavsiye demektir.

İşin sonunda Netflix algoritması, sizi izlemeye ikna edebileceği bir görsel bulduğunu düşünür. Ancak bunu yaparken vardığı bu sonucun “sadece o an için” geçerli olduğunu ve yarın bütün verilerin her kullanıcı için tekrar yorumlanacağını unutmaz.  Makine öğrenmesi prensibiyle çalışan bu algoritma, farklı zamanlarda değişen parametreleri göz önüne alarak tavsiyelerini güncelleyebilir.

Kullanıcı deneyimlerindeki verileri algoritma için kullanmak devrim niteliğinde bir gelişme sayılmaz. Ancak bunu her kullanıcıya özel şekilde yapmak platformun kişiselleştirilmesine hız kazandırabilir. Netflix algoritması, kapak görsellerinde olduğu gibi o film ya da diziyle ilgili fragman ya da açıklamalara da uygulanabilir.

Peki Bu Değişimin Kullanıcılar İçin Anlamı Nedir?

Algoritma sayesinde kişiye özel olarak oluşturulan bu bir çeşit otomasyon sistemi, daha basit ve daha verimli bir hale getirilebilir. Ancak bundan önce hedefler ve değerler konusundaki kafa karışıklığını ortadan kaldırmak gerekiyor. Bunu yapmak basit gibi görünebilir ancak söz konusu “daha iyi kullanıcı deneyimi” olduğu için yapılacak küçük hatalar bile kullanıcı kaybetmeye yol açabilir. Bu yüzden titiz davranmak ve yavaş hareket etmek daha yararlı gibi görünüyor.

Netflix için “daha iyi kullanıcı deneyimi” ne anlama geliyor?

Kullanıcıların anlayabildiği kadarıyla bu sorunun cevabı Netflix’in daha fazla üye toplaması ve daha çok içerik tüketmeleri için onlara kişiselleştirilmiş deneyimler sunmaktır.

Arama ve öneri algoritmaları, kullanıcılara yardımcı olmak ve onları sevdikleri içeriklere yönlendirmek konusunda faydalı olabilir, ancak kullanıcının beğenmediği ya da beğendiğini bilmediği içerikleri anlamak konusunda iyi değillerdir. Bu da belki de genel olarak üzerinde tartışılan popüler konu “makine öğrenmesi”nin zayıf olan yönünü ortaya koyuyor.

Öte yandan kullandığınız sosyal medya hesaplarınızın da hemen hepsi yukarıda bahsedilen algoritmanın benzeri algoritmalar kullanıyor. Müzik zevkiniz, video izleme tercihleriniz ya da takip ettiğiniz sayfalar ve beğendiğiniz içeriklere göre tercih edebileceğiniz ürünler gibi yığınla veri yine kişiye özel olarak bu algoritmalar tarafından işleniyor ve sonuç olarak karşınıza bir tavsiye ya da reklam olarak çıkıyorlar.

Tabiki bu algoritmalar insan eliyle yaratıldığı için zayıf ve yetersiz yönlere de sahip olduklarını görüyoruz. Ayrıca algoritmaların ahlaki değerlere sahip olmaması ve kimi zaman kişisel güvenlik alanlarını ihlal etmeleri de aldıkları eleştirilerin en büyük dayanak noktalarıdır.

Netflix’in Diğer Teknoloji Şirketlerinden Farkı Nedir?

Sosyal medya platformlarının en güçlü özelliklerinden birisi; mevcut içeriğin büyük kısmının kullanıcılar tarafından oluşturuluyor olmasıdır.

Kullanıcılar tarafından oluşturulan içeriklerin yanı sıra medya siteleri için de yayın araçları sunan Facebook gibi bir platform, kullanıcı eliyle oluşturulan içerikler ve sunduğu araçlardan gelen verileri, reklam ve benzeri yayınlarında kullanarak kullanıcılarıyla etkileşime girebilir.

Öte yandan Netflix’in bu kadar geniş imkanları ve etkileşime girme şansı yoktur. Onun yaptığı işlemler hemen hemen tek taraflıdır. İçeriği ise kullanıcılar tarafından üretilmediğinden, her gün içeriklerini güncelleyerek üzerindeki ilgiyi taze tutmak onun sorumluluğundadır. Aynı şeylerin tekrar tekrar izlenmesi kullanıcı kaybının yanı sıra itibar kaybına da yol açacaktır.

Algoritmalar ile ilgili temel konular ve sorunlar bütün teknoloji şirketleri için geçerlidir. Genelde yaygın olarak kullanılan sosyal medya platformlarından her biri, belirli bir alanda kullanıcılarının tercihleriyle ilgili uzmanlık seviyesinde bilgiye sahipler.

Örneğin; Facebook; siyasi tercihlerimizi, Spotify; müzik tercihlerimizi, Instagram; resim tercihlerimizi, Netflix ise izleme tercihlerimizi biliyor ve dahası tahmin ediyor.

Peki böylesine “tanrısal” bir bilgi gücü karşısında biz nasıl bir savunmaya sahibiz? Ya da kendimizi savunmamız gerekir mi?

Eğer bu yazıyı sabırlı bir şekilde buraya kadar okuduysanız, konu hakkında düşünmeniz için yeterince sebebiniz var demektir. Her neyse şimdi yazıdan kafanızı kaldırıp Netflix’te yeni bölümü yayınlanan dizinizi izleyin ve tavsiyelere göz atmayı da unutmayın 🙂

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir