Melek Yatırımcılardan Destek Almanın Formülü

Kabul etmeliyiz ki son 15 yılda Türkiye’de köklü değişimler oldu. Gerek siyasi gerek ekonomik ve gerekse sosyolojik bir takım yeniliklerle karşılaştık. Bazısı hoşumuza gitti ama birçoğunu benimsemekte zorlandık. Türkiye bir nevi baştan aşağı tadilâta uğradı desek yeridir. Bunda hiç şüphesiz Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde yerine getirmemiz gereken ödevler de etkili oldu fakat bizdeki bu değişim rüzgârı bana kalırsa son 3 yıldır eskiye nazaran daha bağımsız esiyor.

Belki AB’den umudumuzu kestik belki de “biz bu işi biliyoruz” havasına girdik.  Orasını bilemem zaten şimdi konumuz bu değil. Bu yazıda girişimci – melek yatırımcı arasındaki bağı, ilişkiyi, yakınlığı ve mecburiyeti anlatacağım. Bahsettiğim kavramlar yine Türkiye’nin son 15 yıldaki performansı sonucu dilimize girmiş oldukları için böyle bir girizgâha ihtiyaç duydum.

Öncelikle girişimciden bahsetmek gerekiyor. Sanırım bu hiç kolay olmayacak. Üniversitede halkla ilişkiler dersi alan, bu bölümü okuyan veya mezunlar şunu iyi bilir ki halkla ilişkilerin tek bir tanımı yoktur. Neredeyse alanında uzmanlaşmış her duayen kendi halkla ilişkiler tanımını ortaya koymuştur.

Girişimcinin tanımını yapmak bu açıdan zordur. Zira bence “girişimci” sözcüğünün de tek bir tanımı yok. Biz yine de Türk Dil Kurumu’na bağlı kalalım. Bakın TDK girişimciyi nasıl tarif ediyor; “Ticaret, endüstri vb. alanlarda sermaye koyarak girişimde bulunan kimse, müteşebbis”

Bu tanımda eksik olan bir şey var o da şu ki sermayeni ne olduğuna özel manada değinilmemiş. Para mı, mülk mü, insan mı, lojistik mi nedir tam olarak bu sermaye denilen şey?

Bugün Türkiye’de küçük ve orta ölçekli işletmelerde (KOBİ) bir girişime karar verildiği an emin olun sermaye en son konuşulan şey oluyor. Bizler barter sistemini seviyoruz ve bata çıka ama stabil bir seviyede ilerlememizin nedeni de bu… Sermayeyi ana dayanak değil yardımcı kuvvet olarak görüyoruz. Dolayısıyla şans eseri veya anlık geliştirilen stratejik hamleler sayesinde yani bir şekilde ilk 18 ay işletme ayakta kalıyorsa bunun nedeni sermayenin gücü değil Türk insanının kıvrak zekâsı oluyor.

Bu ne derece profesyonel derseniz, bakış açınıza göre değişir. Size göre profesyonelcedir bir başkasına göre amatörlüktür. Nesnel bir yargı üretmemiz zor.

Benim girişimci tanımıma gelecek olursak; sahip olduğu sermayeyi (para, yetenek, fikir, network, lojistik, mülk) uygun biçimde kullanan ve sermayeden en uzun süre faydalanan yeniliğe ve gelişime açık kişidir.”

Girişimcimizi tarif ettiğimize göre şimdi izleyeceği yolu anlatalım. Daha evvelki makalelerimde, tabelasını asmış olan girişimcinin müşteriye hangi kanallardan ulaşacağını ve bunu yaparken kullanacağı reklam, pazarlama ve dijital markalaşma stratejilerine değinmiştim. O yüzden aynılarını şimdi tekrarlamak istemiyorum.

Öncelikle girişimci tüm aşamaları step by step geçip marka konumlandırmasını yapmalıdır. Genelde bu süreç 3 ile 8 ayda tamamlanır. Daha doğrusu tamamlanmak zorundadır. Eğer ilk 8 aydan sonra markanızı halen sağlam bir zemine oturtamamışsanız işletmeniz için tehlike zilleri çalıyor demektir.

Ama biz her şeyin yolunda olduğunu farz edelim. Evet farz edelim ki altıncı aydasınız, kendinizden eminsiniz ve işlerin büyümesi gerektiğini düşünüyorsunuz ancak elinizdeki sermaye buna müsait görünmüyor. O halde ihtiyacınız olan tek bir şey var o da parası olan güçlü bir ortak…

Burada oklar ikiye ayrılıyor:

  • Melek yatırımcılar (Angel Funding)
  • Risk Sermayedarları (Vanture Capital)

Öncelikle bu ikisi arasında büyük farklar olduğunu söylemek isterim. Belki bir başka makalede bu farkları konuşuruz. Şimdi melek yatırımcılar üzerinden devam edelim.

Bu arada az önce 3 – 8 ayda marka konumlandırmasının oturtulmasının önemine değindim. Çünkü melek yatırımcıların ilgisini çeken asıl mevzu, işletmenin aylık geliri değil o şirketin veya ürünün “marka” olarak insanların algısındaki yeridir. Diğer bir ifadeyle işletme kurulduktan o ana kadarki sürede bir değer üretebilmiş mi melek yatırımcı buna bakıyor. Bu değer ürün bazında da olabilir markalaşma açısından da olabilir. Konumuz branding olduğu için şimdi oradan devam edelim Başka bir makalede ürün bazındaki değere odaklanırız.

Evet, para desteği olduktan sonra sektörde söz sahibi olmak zor değildir. Ancak para her şeyi de çözmez. Yatırımı düzgün kullanırsanız elbet kâr elde edersiniz fakat ne kadar para harcarsanız harcayın bir işletmeyi marka etmek bazen mümkün olmayabilir veya çok zaman alabilir.

İşte, melek yatırımcıların yaptıkları her yatırımın konuşuluyor olmasında bunun payı büyüktür. Çünkü melek yatırımcılar çok para kazanan firmalara değil, marka değeri taşıyan ve diğerlerinden bir farkı olan işletmelere para yatırırlar.

Laf dönüp dolaşıp yine markalaşmanın önemine geldi. İyi reklam, stratejik hamleler ve marka konumlandırması her işletmenin ve hatta kâr amacı gütmeyen projelerin bile dört elle sarılması gereken kavram ve süreçlerdir.

Yatırım almayı isteyen, projesine veya markasına güvenenler için bugün birçok melek yatırımcı ağı mevcut. Girişimci ile yatırımcıyı aynı çatı altında buluşturan bu kurumların bana kalırsa önemi büyüktür. Dolayısıyla girişimciler muhakkak bu platformlarda yer almalı.

Markanıza ve daha da önemlisi kendinize güvenin...

Yatırımcılar siz onlara sunum yaparken maddi istatistiklerle değil müstakbel ortaklarının projeye olan güveniyle ilgilenmektedirler. Ayrıca “işler kötüye giderken değil, iyi durumdayken yatırım alın.” Bu analizi bir defasında Sayın Mehmet Buldurgan’dan duymuştum.

Evet, gerçekten de bakış açınız bu olursa diğer girişimcilerin birkaç adım önüne geçeceğinizi söyleyebilirim. Zira Türkiye’deki girişimciler genelde batmak üzereyken yatırımcı arıyor. Melek yatırımcılar ise yükselen veya yükselme umudu olan ve marka değeri taşıyan işletmeleri tercih ediyor.

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend