Marka İtibarını Zedeleyen Hareketler: Her İşten Anlamak

Biri karşıma geçip “Türkiye’nin sorunu tek cümleyle nedir?” diye sorsa direkt olarak şunu söylerim: “herkesin her işten anlıyor olması.” Bu yalnızca bireylerin değil markaların da en büyük gafı. Bir marka nasıl gaf yapar diye merak edenler olacaktır. Sorunun cevabı makalenin satır aralarında gizli.

22 yaşımda ikinci üniversiteme yeni başlamıştım. O süreçte kendi işimi kurmaya karar verdim. Sonrasında hızlı bir şekilde -hiç oyalanmadan- ajansımı kurdum. Gayet mutlu bir şekilde işimi yaparken nereden türediklerini anlamadığım birçok kişiden sık sık şu tarz şeyler duymaya başladım: “ben de bir ara reklam işiyle uğraştım sen şu broşür, kartvizit filan işleri yapıyorsun dimi?”, “biz de bacanakla reklam işi yapmıştık tabela falan yapıyor musunuz?”, “biz de reklam işiyle uğraştık zamanında ama gazeteye ilan verme işleri filan”

Neyse sonra işimin bunlarla ilgili olmadığını, tamamen dijital odaklı çalıştığımı söylemeye başladım. Fakat bu sefer de şunları duymaya başladım: “bizim yeğen web site yapıyor telefonunu veriyim bi görüşün he?”, “yav geçen biri geldi 150 liraya gogılda ilk sıraya çıkarıyormuş sen yapabiliyor musun?”, “dijital derken nasıl yani dijital baskı mı kartvizit yapıyonuz mu?”

Baktım olmayacak ben mahallede, akrabalar arasında, arkadaş ortamında filan işten güçten bahsetmemeye karar verdim.

Bu durumun sektörle ilgili olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz zira sonra farklı sektörlere yönelik bir takım girişimlerim ve çeşitli ortaklıklarım, yatırımlarım oldu. İşin ilginci ne biliyor musunuz, ben yine bu tarz insanlarla karşılaştım. Ve anladım ki evet, herkes bir zamanlar her işi yapmış bu ülkede arkadaşlar… Siz ne iş yaparsanız yapın, daha önce o işi en iyi şekilde yapmış sonra nedense yapmaktan vazgeçmiş (!) insanlarla dolu etraf…

Vatandaş böyleyken markalar hiç durur mu?

Durmaz!

Onlar da her işi yapıyorlar. Mesela bazı bankalar KOBİ’lerin sosyal medya yönetimini üstlenmek için uğraşıyor. Üstelik daha kendi hizmet alanlarında tam manasıyla müşterilerini tatmin edememişken. Hatta daha kendi sosyal medya yönetimlerini tam anlamıyla yapamazken…

Bunu bir uzman gözüyle değil, herhangi bir sosyal medya kullanıcısı olarak da rahatlıkla söyleyebilirim. Zira bankanın sosyal medya yönetimi yaptığına dair paylaştığı sponsorlu reklamın altına yapılan yorumlar bunu açıkça ortaya koyuyor. Daha yorum optimizasyonunu tam anlamıyla yönetemeyen bir kurum bir başka markanın işini nasıl iyi yönetir ki?

Kelin ilacı olsa kendi başına sürer misali, bir marka düşünün ki hiç alakası olmayan bir sektöre (nedendir bilinmez) giriş yapıyor ve bunu yaptığı için kendi müşterileri ya da takipçileri tarafından eleştiriliyor. Ava giderken avlanmak diye ben buna derim. Sosyal medya yönetimi için uğraşırken, online itibar yönetimi konusunda destek alacak duruma düşmek…

Trajikomik… Başka ne diyebilirim ki…

Neyse, nerede kalmıştık? Evet, Bu ülkede herkes her işten anlıyor. Bu da doğal olarak girişimcileri ürkütüyor. Ekonomimizde sistemsizlik söz konusu ve bu genel bir problem. Ve tabi ki eğitimsizlik de öyle…

Bireysel veya kurumsal hiç fark etmez hepimizin eğitim konusunu fazlasıyla ciddiye alması gerekiyor. Eğer ekonomide, eğitimde, ticarette, ihracatta bir sistem kurgular ve bunu oturtursak işte o zaman bizi kimse tutamaz.

Sözümü bitirirken herkesin her işten anladığı değil, herkesin kendi işini en iyi yaptığı bir Türkiye diliyorum.

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir