marka-cesitleri-tescilli-marka-tescilsiz-marka

A’dan Z’ye Marka Yönetimi konulu yazı dizisinin 3. bölümünde “Marka Türleri / Marka Çeşitleri Odağında Markaların Sınıflandırılması” konusunu anlatmıştık. Detaylı bir konu olan ve kendi içinde 6 ana başlık ile 14 alt başlık barındıran “marka türleri / marka çeşitleri”ni anlatmayı sürdürüyoruz. Şimdi, serinin altıncı ve son kısmına yani “Tescilli Olup Olmamasına Göre Markalar”a (Tescilli Marka / Tescilsiz Marka) değineceğiz.

Marka Türleri / Marka Çeşitleri (Markaların Sınıflandırılması) konusunun toplamda 6 ana başlık ve 14 alt başlıktan oluşması nedeniyle ve konunun tek makalede geçiştirilmeyecek kadar önemli olması sebebiyle, marka türleri odağında her ana başlık için ayrı bir makale hazırladım. Şimdi marka çeşitlerinin son başlığına geldik. Bu doğrultuda Tescilli Olup Olmamasına Göre Markalar diyeceğiz ve marka türlerini sonlandıracağız.

Tescilli Olup Olmamasına Göre Markalar

Marka türleri / marka çeşitleri, “Tescilli Olup Olmamasına Göre Markalar” olmak üzere 2 alt başlıkta toplanmıştır. Bunlar;

    • Tescilli Marka
    • Tescilsiz Marka

Şimdi sırasıyla bu 2 alt başlık çerçevesinde marka türleri konusunu, “Tescilli Olup Olmamasına Göre Markalar” perspektifinde açıklayacağız. Açıkçası ismiyle müsemma bir konu olduğu için uzun ve detaylı açıklamalar yapma taraftarı değilim. Genel hatlarıyla Tescilli Marka / Tescilsiz Marka kavramlarını açıklayıp ardından önemli gördüğüm detaylara değineceğim.

Tescilli Marka Nedir?

Tescilli marka; Türk Patent Enstitüsü’nün belirlediği hukuki şartlar ile uluslararası hukukun marka-patent protokolleri çerçevesinde belirlediği sınırlara ve yaptırımlara uygun olarak, marka üzerindeki sahipliği ifade eder.

Kısa bir hatırlatma yapalım; markalar açısından ülkemizdeki ilk yasal düzenleme 28.04.1304 tarihli Alameti Farika Nizamnamesi’dir. 03.03.1965 tarihli ve 551 sayılı Markalar Kanunu olarak adlandırılan yasal düzenlemenin yerini ise, 24.06.1995 tarihli ve 556 sayılı “Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” (556 sayılı KHK) almıştır.

556 sayılı KHK’nin 1/I. maddesinde Kararnamenin temel amacı ifade ediliyor. Şöyle ki; bu KHK’nın nihai misyonu tescilli markaların korunmasını sağlamaktır. Söz konusu hükmün aynen ifadesi ise şöyledir; “Bu Kanun Hükmünde Kararname’nin amacı, bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine uygun olarak tescil edilen markaların korunmasını sağlamaktır”

Bu Kararnamenin 6. ve devamındaki maddeleriyle özellikle 23. ve devamı maddelerinde, bir markanın tescil edilmesiyle ilgili sorumluluklara ve meselenin nasılına detaylı bir şekilde yer verilmiştir.

Başlarken çok detaya girmek istemediğimi belirtmiştim. O yüzden bu bilgiler ışığında tescilli marka konusunu noktalayacağım. Önceki makalelerimizde bir markanın ulusal ve uluslararası tescil standartlarının neler olduğuna dair detaylı inceleme yapmıştık. TPE standartları, Madrid Protokolü, Topluluk Markası, Paris Anlaşması, Tanınmış Marka vs. şeklinde ayrı ayrı değerlendirdiğimiz her bir marka türü aslında tescilli marka konusunun bir parçasıdır.

Bu nedenle tescilli marka konusunu daha iyi anlamak için A’dan Z’ye Marka Yönetimi yazı dizisini baştan itibaren okumanızı öneririm.

Tescilsiz Marka Nedir?   

Marka hukukunda, bir markayı hukuki açıdan güvenceye  almak marka tescili ile mümkündür. Ancak bu tek ve son seçenek değildir. Tescilsiz marka olarak adlandırılan ve hukukta da yeri olan marka koruması odağında ayrı bir konu vardır. Ancak yine de, bu konuya başlarken markanızı tescil ettirmenizde yarar var önerisini dillendirmek isterim.

Evet, 556 sayılı KHK; tescilli markalar ile bu markaların korunması için hazırlanmıştır. Doğal olarak markaların korunması söz konusu olduğunda, “tescilli markalar” baz alınmıştır. Fakat ticaret hayatında bazen tescilsiz markaların da kullanıldığı görülmektedir.

556 sayılı KHK, iş dünyasındaki bu gerçeği göz ardı etmeyerek kısıtlı da olsa tescilsiz markaların korunmasına da imkân sağlamıştır. Ancak burada şu sözcüğü gözden kaçırmayalım; “kısıtlı da olsa” dedik. Evet, 556 sayılı KHK’nin bu koruması sınırlıdır.

Bunun için de tescilsiz markaların korunması amacıyla çoğu kez Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin hükümlerine başvurmak bir gereklilik halini almıştır.

Özetlemek gerekirse 556 sayılı KHK, tescilsiz markayı direkt olarak değil, belirli şartların gerçekleşmesi durumunda diğer bir ifadeyle dolaylı bir şekilde korumaktadır. Daha doğrusu korumaya çalışmaktadır. Buna ek olarak tescilsiz marka için sağlanan bu sınırlı koruma hükümleri kısmen tanıtma işaretleri ile tanınmış markalar açısından da söz konusu olmaktadır.

Tescilsiz Marka Hangi Şartlarda Korunur?

Pozitif düzenleme açısından bakıldığında, 556 sayılı KHK’nın tescilsiz marka sahiplerine markalarını koruma açısından tanıdığı tek imkan 8. Maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir. İşte o 8. maddenin 3. fıkrasında yer alan, tescilsiz markanın korunmasına ilişkin o kısım;

“Tescilsiz bir markanın veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretin sahibinin itiraz etmesi üzerine tescili istenen marka, aşağıdaki hallerde tescil edilmez.

  1. Markanın tescili için yapılan başvurudan önce veya markanın tescili için yapılan başvuruda belirtilen rüçhan tarihinden önce bu işaret için hak elde edilmiş ise,
  2. Belirtilen işaret sahibine daha sonraki bir markanın kullanımını yasaklama hakkını veriyorsa”

Buradan da anlaşılacağı üzere 556 sayılı KHK, aslında sadece tescilsiz marka sahiplerine bir itiraz hakkı (TTK. m. 35) veriyor. Böylece tescilsiz marka için bir koruma sağlamış oluyor. Özetlemek gerekirse, markayı kullanmasına rağmen tescil işlemini yerine getirmemiş yani markasını hukuki olarak korumaya almamış bir kişi ya da kurum, kullandığı markanın aynısı veya benzeri bir başka şahıs/kurum tarafından tescil ettirilmek istendiğinde Türk Patent Enstitüsü’ne itiraz edebiliyor.

TPE bu itirazı inceleyip itiraz eden kişiyi haklı bulursa, tescili istenen marka sahibinin talebi reddedilecektir.Böylece önceden beri tescilsiz olarak kullanılan bir marka, daha sonra başkası tarafından tescili istenen marka karşısında korunmuş olacaktır. Diğer bir ifadeyle tescilsiz marka hukuki bir statü kazanmış olacaktır.

Konuyu sonlandırmadan önce tescilsiz markanın korunmasına ilişkin hak iddia edilebilecek durumları genel başlıklar halinde vermek istiyorum. Tescilsiz markanın korunması yönünde hak iddia edilecek durumlar;

  • Tanıtma işaretleri açısından
  • Sinai haklar açısından
  • Tanınmış marka statüsü açısından

şeklinde özetlenebilir.

Bu makalede Branding Türkiye’nin ilgiyle takip edilen “A’dan Z’ye Marka Yönetimi” konulu yazı dizisinin 9. bölümünü işledik. Kısaca ifade etmek gerekirse bu bölümde “Marka Türleri / Marka Çeşitleri” kısmında yer alan başlıklardan biri olan “Tescilli Olup Olmamasına Göre Markalar” (Tescilli Marka / Tescilsiz Marka) konusuna değindik. Böylece markaların sınıflandırılmasına dair 6 ana başlıktan sonuncusunu da bitirmiş olduk.

A’dan Z’ye Marka Yönetimi konulu yazı dizisinin 10. bölümünü temsil eden bir sonraki makalede, marka yönetimi odağında farklı bir konuya değineceğiz.


İndex

Dijital Markalaşma Uzmanı, Yazar, Akademisyen Mürsel Ferhat Sağlam tarafından kaleme alınan “A’dan Z’ye Marka Yönetimi” temalı yazı dizisinin okumak istediğiniz diğer bölümlerine aşağıdaki rakamlara tıklayarak ulaşabilirsiniz.

1 I 2 I 3 I 4 I 5 I 6 I 7 I 8 I


Kaynakça

  • Marka Yönetimi – Prof. Dr. Nurhan Babür Tosun
  • Marka Yönetimi – Prof. Dr. Hamdi Yasaman
  • Branding Türkiye – www.brandingturkiye.com
  • Duyular Ve Marka / 5 Duyuyla Güçlü Markalar Yaratmak – Martin Lindstrom
  • Markalar Hukukunun Avrupa Birliğine Uyumu Ve Sorunları – İTO
  • Tescilsiz Markaların Korunması – Yrd. Doç. Dr. İbrahim Arslan

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir