İş Hayatında Duygusal Zeka Ve Önemi

Bugünün dünyasında başarılı olmak, pazar payını arttırmak, takım üyelerini etkili bir şekilde yönetebilmek ve mesleğinizde fark yaratabilmek için duygusal zeka ile tanışın!

İş gücü verimliliğinden bireysel mutluluğa kadar birçok alanda etkili olan ve uzmanlar tarafından geleceğin mesleki başarısının anahtarı olarak ele alınan duygusal zeka, diğer bir adıyla EQ, en genel tanımıyla; duygularla akıllı olmaktır.

Peki, nedir bu duygularla akıllı olmak?

İnsanların tarihte benzeri olmayan düzeyde zihinsel beceriye sahip olduğu teknoloji odaklı bir çağda yaşıyoruz. Buna rağmen birçok sorunla karşı karşıyayız. Modern çağın koşuşturmalı, yoğun yaşamında bireyler duygularını, karmaşık insan ilişkileriyle birlikte ifade etmekte zorluk çekmekte. Dolayısıyla bu yorucu tempoda insanlar mutluluğu sadece ruhsal ve duygusal anlamda bir doyumla sağlayabilmektedir.

Tam da bu noktada duygular gidilecek yönü belirliyor ve bunun neticesinde de işin içine, amaç ve anlam dahil ediliyor. Böylece sorunlar karşısında eksik kalmış olan duygular, yani empati, güvenilirlik ve yaratıcılık gibi olgular onarılarak tamamlanıyor. Bu yetkinlikler gerek özel yaşam gerekse iş yaşamında başarıyı en az bilişsel zeka kadar etkiliyor.

İş Hayatında Duygusal Zeka Niye Önemli?

Duygusal zekası (EQ) yüksek olan bireyler; güçlü ve zayıf yanlarının farkında olan, duygularını kontrol etmeyi bilen, belli durumlarda meydana gelebilecek olası reaksiyonları anlayarak alternatif çözümler üreten lider vasıflı kişilerdir.

Bütün bunlarla birlikte iş hayatında, insan duygularının inceliklerini faaliyete geçirmek; haliyle etkili iletişim, motivasyon, karar verme yetisi, empati gibi birçok pragmatik özellikleri de beraberinde getiriyor. Yapılan araştırmaları da göz önüne aldığımız zaman sonuçlar hiç şaşırtıcı değil. Çünkü duygusal zekayı etkin bir şekilde kullanan bireylerin, diğerlerine göre iş hayatında 43 kat daha başarılı olduğu saptandı.

Unutmayın; duygular insanları, insanlar performansı harekete geçirir. Ve mantık, duyguyla harmanlandığında anlamlı sonuçlar doğurur.

Peki Ya İşe Alım Sürecinde?

Günümüzde doğru işe doğru insan kaynağı seçimi uygulamalarında, araştırılan ve istenilen kriterler temelde duygusal zekanın kriterleri ile yakından ilgilidir. Bireylerin, teknik ve uzmanlık becerilerinin yanı sıra duygusal yakınlık, benlik bilinci, empatik iletişim vb yatkınlıkları da işe alım sürecinde önemli rol oynuyor. Çünkü yüksek duygusal zekaya sahip olan adayların kendilerine ve kurumlarına daha çok bağlı olup daha üretken bir profil çizdikleri tespit edilmiştir.

Bu nedenle duygu, iş yaşamında değerli bir sermaye olarak algılanmış,  ön plana itilerek yönetilen duygular organizasyonu daha güçlü hale getirmiştir. Bu da duygusal zekanın işe alım sürecinde önemli bir etken olduğu sonucunu çıkarmaktadır.

Duygusal Zeka Hangi Mesleklerde Ön Planda?

Duygusal zekası yüksek olan bireyler; iletişim, satış, eğitim, danışmanlık, pazarlama, insan kaynakları, reklam ve kurumsal iletişim gibi departmanları başta olmak üzere iletişim gerektiren ve kreatiflik içeren alanlarda daha çok tercih edilmektedir.

Duygusal Zeka Öğrenilebilir Ve Geliştirilebilir Mi?

Bu soruya hiç düşünmeden ‘Evet!’ diyebiliriz.

Duygusal zeka beynimizin esnekliği ile ilgilidir ve kişinin sahip olduğu sezgisel varlığı yönetebilmesi anlamına gelir. Bu nedenle yetiştiğimiz/yaşadığımız sosyal çevreye göre duygusal zeka; etkinleşebilir, pasifleşebilir ya da düzenli bir çalışma ile geliştirilebilir.

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir