Google Plus Nedir? Nasıl Kullanılır? Niye Önemlidir?

Branding Türkiye “Sosyal Ağlar” yazı dizisinde yeni araştırma konumuz olarak, oldukça işlevli ve günümüzde neredeyse herkes tarafından kullanılan, “Google Plus”ı ele alacağız.

Google tarafından yönetilen ve birçok işleve sahip olan “Google Plus Nedir?”,  “Google Plus Nasıl Kullanılır?”, “Google Plus Niye Önemlidir?” sorularının yanı sıra kim tarafından, ne zaman kurulmuş olduğu gibi bilgilerin de bulunacağı bir tarihçe ile baştan ele alıp, Google Plus‘ı A’dan Z’ye değerlendirerek makale konumuz olan “Google Plus (Googl+)”ı daha yakından öğreneceğiz. 

Google’ın Tarihçesi

Google Plus’ı anlatacağımız bu makalede, Google +’ın kurucusu ve yöneticisi olan Google’dan bahsetmemek elbette olmaz. Bu yüzden Google Plus’ı anlatmaya başlamadan önce, onu ortaya çıkaran şirketin yani Google’ın geçmişine kısaca bir göz atalım istiyorum.

Milyarlarca insan tarafından her an kullanılan, dünyanın en değerli ve en büyük şirketlerinden birisi olan Google, Stanford Üniversitesi’nde iki doktora öğrencisi tarafından 4 Eylül 1998 senesinde kuruldu. Sergey Brin ve Larry Page tarafından bundan 20 yıl önce kurulan şirket, 20 yılda inanılmaz bir başarı kaydederek, günümüzde herkes tarafından bilinen, kullanılan en büyük, en değerli ve en prestijli şirketlerden biri halini almıştır.

Şirket Larry Page ve Sergey Brin tarafından kurulmuş ve onlara “Google Guys” unvanını kazandırmış olsa da 19 Ağustos 2004 tarihinde halka arz edildiği için, şirketin şu anda on binlerce hissedarı bulunmakta. Fakat 120 milyar Dolar piyasa değeri ve 40.000’den fazla çalışana sahip olan şirketin en büyük hissedarları, halen yönetim kurulu üyeleri olan Larry Page ve Sergey Brin’dır.

Şirket kullandığı alan adını 15 Eylül 1997 yılında etkinleştirmiş olsa da Google şirketinin resmi kurulma tarihi 4 Eylül 1998’dir. Tabi doğal olarak bu tarihleri gördükten sonra “Peki neden Google kuruluş yıl dönümünü 27 Eylül tarihinde kutluyor?” sorusu aklınıza gelebilir. Soruyu cevaplar nitelikte bir dipnot olarak; şirket kurulduktan birkaç yıl sonra, 27 Eylül 2005 tarihinde Google arama motoru, rekor bir indeks sayısına ulaşmıştır. Bu rekordan sonra şirket, bunu bir dönüm noktası olarak kabul ederek şirketin yıl dönümünü de bu tarihte kutlamaya başlamıştır. Her sene 27 Eylül’de kendine özel Doodle hazırlayan Google, bu şekilde yıl dönümünü, kullanıcılarına da hatırlatmaktadır.

Şirketin kuruluşundan itibaren tam ve resmi olarak misyonu “Dünyadaki bilgiyi organize etmek, bunu evrensel olarak erişilebilir ve kullanılabilir hale getirmek”tir. Resmi olmayan sloganı ise çok eleştiri alıp, saçma bulunsa da “Don’t be evil! (Kötü olma!)”dir. Ama bir kez daha hatırlatayım ki, bir Google mühendisi tarafından bulunan bu slogan, resmi değildir.

Google’a ek olarak şirket; e-posta hizmeti için Gmail, sosyal ağ olarak Google+, Youtube, Orkut, Google Buzz, bunlara ek olarak Google Play, Google Müzik, Google Analytics, Adwords, gibi ürün ve sosyal ağ araçları, web tarayıcısı olarak Google Chrome, fotoğraf düzenleme ve görüntüleme için Picasa ve anlık mesajlaşma için Gtalk gibi uygulamalar geliştirmiştir.

Google’ı tarihçesiyle birlikte kısaca ele aldığımıza göre artık Google’ın hizmetlerinden biri olan ve makalenin konusunu oluşturan Google Plus’a geçebiliriz.

Google Plus Nedir?

Günümüzde neredeyse herkesin bir şekilde duyduğu, gördüğü ya da tam içeriğini bilmese bile kullandığı Google Plus, isminde de geçtiği üzere kurucu şirketi Google’ın bir ürünüdür ve Google tarafından yönetilmektedir. Temel olarak Gmail, Google Connect, Blogspot, Gtalk, Picasa gibi çok geniş içeriklere sahip olan ve kimlik doğrulama hizmeti veren bir sosyal ağdır. Yani aslında Plus, Google’ın sunduğu tüm hizmetlerin birleşiminden oluşmuştur. Bu sosyal ağ “Google +” ya da “G+” şeklinde simgelenmektedir.

Facebook ile olan benzerliği birçok kez dile getirilen bu sosyal ağda da yine Facebook’taki gibi fotoğraflar videolar paylaşılıp, beğenilebilmektedir. Fakat benzerliğinin yanında her sosyal ağda olduğu gibi, Google Plus’ta da diğerlerinden daha farklı veya avantajlı denebilecek özellikler mevcut. Örneğin; bunlardan bir tanesi çoklu olarak konferans şeklinde video görüşmeleri yapılabilen Hangoust hizmetidir ki bu özellik sunulduğunda, uygulamanın benzerlik gösterdiği Facebook ve Twitter’da henüz böyle bir özellik yoktu. Bu şekilde kullanıcıların birbirleri arasındaki mesafeler, engel olmaktan çıkmıştır. Hatta Google Plus, 2 kişiden fazla kişiyle aynı anda videolu görüşme imkanı sağladığından dolayı, şirketler tele konferanslarını Google Plus üzerinden gerçekleştirebilir hale gelmiştir.

Google tarafından ilk kez 28 Haziran 2011 tarihinde resmi olarak duyurulan hizmet, 20 Eylül 2011 tarihinde gerçek isimlerini kullanmak şartıyla, 18 yaş üstündeki herkesin üye olup, hizmeti kullanmasına olanak sağlamıştır.

Google Buzz ve diğer Google uygulamaları ile entegre halinde çalışan Google Plus, Google Profiller üzerine inşa edilmiş bir sistemdir. Bu arada G+Konular, çevreler (circle), video ve sohbet odaları gibi sosyal ağ dünyasında yeni olan özellikleri de içermektedir. Hizmeti kullanmak için ise mobil cihazınız veya bilgisayarınız olması yeterli.

Google Plus Ne İşe Yarar? Nasıl Kullanılır?

Google Plus’ın ne işe yaradığı çok kısa ve öz şekilde açıklanabilir. Buna göre sosyal ağ konseptinde kullanıcılara sunulan Google Plus, arkadaş edinilen kullanıcılarla haberleşme, çeşitli etkinlikler düzenleme, mesajlaşma, videolu sohbet etme, fotoğraf ve video paylaşma gibi çeşitli hizmetler sunan sosyal bir mecradır.

Peki Google Plus hizmetini kullanırken bilmemiz gereken terimler nelerdir?

İşte, bu hizmeti nasıl kullanacağımız ile ilgili birkaç ipucu niteliğindeki bilgi:

  • Akış: Kısaca tüm gönderilerin medyaya sunulduğu, yayıldığı ve görüntülenebildiği ana alan, ana sayfa diyebiliriz. “Peki, tüm gönderilerden kasıt nedir?” diye soracak olursanız; internet bağlantıları, fotoğraflar, videolar, metinler ve benzeri gibi sosyal medyanın temelini oluşturan, sosyal medyanın olmazsa olmazı olan gönderilerdir. Çevrelere eklenen kullanıcılar ve sayfaların güncellemeleri tarih ve saate göre akışta sıralanır ve sizin görmenizi sağlar. Ya da sizin güncellemelerinizi, çevrenizde ekli kişilerin görebilmesini sağlar.
  • Çevreler: Google Plus’ın sosyal ağ dünyasına bir yenilik olarak kazandırdığı ve bu yeniliğinden ötürü bir miktar kafa karıştıran özelliğidir. Alışılmadık ya da kafa karıştıran bir yöntem gibi görünse de takip edilen kullanıcıların, kişisel tercihlere göre farklı gruplar altında toplanmasını sağlayan bir mantığı vardır. Bu sayede farklı sektörlerde ya da özelliklerde olan kullanıcıları tek çatı altında toplamak mümkündür. Bu sayede hepsini rahatlıkla takip edip incelemek daha kolay bir hal almaktadır. Ayrıca kullanıcılar istedikleri içerikleri, grup özelliklerine göre sınırlayıp kişiselleştirebilir.
  • Sohbet: IOS, Android ve SMS destekli bütün cihazlarda kullanılabilen sohbet özelliği, çevrelerde bulunan kullanıcıların yanı sıra Google Talk, iGoogle ve benzeri gibi başka uygulamalarda ekli olan kullanıcılarla da sohbet etme fırsatı tanır. Ayrıca WhatsApp ya da diğer ağlardaki gibi bu uygulamada da fotoğraf paylaşma özelliği var.
  • Çoklu Video Sohbet: Uygulamanın belki de en dikkat çekici ve avantajlı özelliği diyebiliriz. Çünkü benzerlik gösterdiği Facebook bile 2 kişilik görüntülü konuşabilme imkanı sağlarken Plus, 2 kişiden fazla olacak şekilde görüntülü konuşma özelliğini sundu. (Daha sonra Facebook da bu özelliği kullanmaya başlamış, kullanıcılarına çoklu görüntülü sohbet özelliği sunmuştur.) Tabi kişi sayısı fazla olsa da doğal olarak bir kapasite sınırı var ve bu kapasite sınırı 10 kişi olarak belirlenmiştir. Yani maksimum 10 kişi, dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, Google Plus üzerinden görüntülü bir şekilde konuşabilirler. Çoklu video sohbet özelliği tıpkı “çevreler” gibi bir ilk olma özelliğine sahiptir. Bu özelliği isterseniz gizleyerek isterseniz herkese açık şekilde kullanabilirsiniz. Video sohbet, 21 Eylül 2011 yılında will.i.am isimli kullanıcı tarafından ilk kez kullanılmıştır.
  • Hızlı Yükleme: Mobil cihazlarla çekilen fotoğraflar ve videolar gizli ya da açık bir şekilde otomatik olarak Google Plus hesabına yüklenmektedir. Ancak bu özellik sadece, cihazında Google Plus uygulaması yüklü olan kullanıcılara özeldir. İlk yüklemede kimsenin göremediği görseller, kişinin izin vermesi halinde başka kullanıcıların görüntüleyebilmesine olanak sağlayacak şekilde açılabilmektedir.
  • Konular: Kullanıcılar, daha önceden tanımlanmış olan ilgilendikleri konuları takip ederek, bu takip ettikleri konulardaki bütün güncellemeleri, görüp inceleyebilirler.
  • +1: Google tarafından kullanıma sunulmuş ve diğer uygulamalarında da görülen bu özellik bir nevi beğenme / like şeklidir. Diğer sosyal ağlardan farklı olarak Google Plus’ta sadece ufak bir değişiklik olarak “Beğen” butonu yerine “+1” butonu yer alır. +1’lenen sayfalar Google’da listelenerek, “önerilenler” kısmında sunulabilir ve etkileşim arttırılabilir.
  • Sayfalar: Yazının üst kısmında Google’ın Plus ağını kullanıma sunarken, gerçek isim kullanma kuralından bahsetmiştim. 7 Kasım 2011 tarihinde yeni olarak hizmete giren “Sayfalar” özelliği ile kurum ve özel işletmelerin siteye katılmasına da olanak sağlamıştır.
  • Oyunlar: 16 Ağustos 2011 tarihinde sunulan oyun özelliği, Facebook’un insanları usandıran oyun bildirimleri düşünülünce, kullanıcılarına daha az bildirim göndermektedir.
  • Etkinlikler: Facebook gibi uygulamaların da kullandığı gezi, toplantı, eğlence gibi etkinliklerin düzenlemesinde yararlanılan haberleşme özelliğidir.

Google Plus, kurulduğu tarihten bu yana hep Facebook ile karşılaştırılmıştır. Özgün olan birçok özelliğine rağmen Google+, deyim yerindeyse Facebook’un gölgesinden daha doğrusu Facebook ile karşılaştırılmaya maruz kalmaktan kendini kurtaramamıştır. Bu konudaki değerlendirmelere nokta koymak adına Google Türkiye Müdürü, Hürriyet’e verdiği röportajda “Google Plus, Facebook’un rakibi değil” şeklinde bir açıklama yapmıştır. Röportajın konuyla ilgili kısmını burada sizlere aktarmak istiyorum.

“Google Plus, Facebook’un Rakibi Değil”

Google Türkiye Müdürü Bülent Hiçsönmez Röportajından Kısaca Google Plus

ODTÜ Elektronik Mühendisliği Bölümü mezunu Bülent Hiçsönmez, 2007 yılında Google’a transfer olarak Google Türkiye Ülke Müdürü oldu. 2011 yılında Hürriyet’e verdiği röportajında Google Plus’ın, konuşulanların aksine “Facebook’a rakip olsun diye” çıkarılmış bir sosyal ağ olmadığını belirterek, uygulama hakkında kısa ve öz bir açıklamada bulunmuştu.

Google Plus’ın amacı hakkında ilk olarak “Google Plus, Facebook’a rakip olsun diye çıkarılmış bir ürün değil. Sosyal etkileşim artık internette çok önemli bir yer teşkil ediyor. Ama internetteki web, insanların normal hayattaki paylaşımlarını tam olarak karşılamıyor. İnsanların normal hayattaki paylaşım algoritmasını, dinamizmini internete katabilmek, Google ürünlerini buna göre uyarlamak Google’ın bu ürünündeki birincil amacıdır.” şeklinde konuşmuştu Bülent Hiçsönmez.

Röportajın devam eden kısmında ise Google Plus hakkındaki açıklaması şu şekilde olmuştur: “Mesela gerçek hayatta iş arkadaşlarınla paylaştığın herhangi bir şeyi iş dışındaki arkadaşlarınla paylaşmıyorsun. Şu anki platformlarda böyle bir şey yok. Google Plus işte bunu getiriyor; paylaşımı belirli gruplara bölüyor. Google Plus’ta “futbol arkadaşlarım”, “spor salonundan arkadaşlarım” gibi farklı bölümler açabiliyor, bu kitlelere özel paylaşımda bulunuyorsun. İlgili duyduğun kategorilere bakıyorsun; o kategorilerden sık sık güncellenen bilgiler alıyorsun. Şu an deneme sürümünde olduğu için davetiye yoluyla kullanıcılar bu hizmeti kullanabiliyor.”

Kaynak: Hürriyet Gazetesi (2011 – Bülent Hiçsönmez Hürriyet Röportajı) 

Google Plus diğer ağlardan biraz daha farklı olsa da yine de dijital pazarlamanın daha doğrusu sosyal medya pazarlamasının önemli bir öğesidir. Google Plus’ın önemine dair Dijital Pazarlama & Sosyal Medya Uzmanı, Marka Danışmanı ve yazar Mürsel Ferhat Sağlam’ın “Google Plus Niye İhmal Ediliyor?” başlıklı makalesini kesinlikle okumanızı öneriyorum.

Branding Türkiye’de bir sosyal ağın daha tüm detaylarıyla inceledik. Google+’ı tüm yönleriyle değerlendirerek sizlere aktarmaya çalıştım. Sosyal medyanın bilinçli ve doğru bir şekilde kullanılmasının günümüz şartlarında yarattığı avantajları hepimizin bildiğini umarak, farkındalık odaklı ve bilgi içeren bir makale yazmaya çalıştığımı belirtmek isterim.

Bu arada “Sosyal Ağlar Yazı Dizisi” Snapchat ile devam edecek.

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir