Donald Trump’tan Alınacak Pazarlama Dersleri (İkinci Bölüm)

Amerikan Başkanı Donald Trump’ın kişisel marka yolculuğundan ve pazarlama ilkelerine olan bağlılığından bahsettiğimiz yazı dizisinin ikinci bölümündeyiz. Kısacası bu yazıda da Donald Trump’tan alınacak pazarlama derslerinin neler olduğuna bakacağız.

Geçtiğimzi günlerde yayınlanan birinci bölümde Donald Trump’ın nasıl güçlü bir marka hikayesi yarattığına dair bir değerlendirme yapmıştık. İkinci bölümde de yine Donald Trump’tan alınacak pazarlama derslerinin neler olduğuna değineceğiz.

Donald Trump’tan Alınacak Pazarlama Dersleri (Birinci Bölüm)

Donald Trump’tan Alınacak Pazarlama Dersleri (İkinci Bölüm)

Evet, Amerikan Başkanı Donald Trump’ın seçim sürecinde marka mesajını nasıl oluşturduğuna dair detaylar ile ilgili soruları yanıtlamak, bugünkü yazının ana konusu diyebiliriz. O halde vakit kaybetmeden başlayalım. İşte bütün ayrıntılarıyla Donald Trump’tan Alınacak Pazarlama Dersleri (İkinci Bölüm)

Kazanılmış Medya vs Ücretli Medya

Donald Trump, enerjisini ve bütçesini diğer başkan adayları kadar çok reklam yapmaya harcamadı. Zaten bunu yapmak zorunda da değildi. Çünkü Trump, büyük medya ve haber ağlarından ziyade Buzzfeed ve Twitter gibi yeni medya kuruluşlarına daha çok güveniyordu.

Bu arada medya kuruluşu Quant‘e göre, emlak kralı (Donald Trump) yıl içinde cumhurbaşkanlığı seçimine giden süreçte 4.96 milyar dolarlık bir medyaya sahipti. Kampanya süresince de Trump, medyada Clinton’dan %50 daha fazla yer aldı. Öte yandan Twitter’da Clinton’dan %150 daha ilerideydi. Platform Trump’a 402 milyon dolar Clinton’a ise 166 milyon dolar verdi.

Bu rakamların astronomik göründüğünün farkındayım. Ancak işletmeniz için daha küçük ölçeklerde büyük kârlar elde edebilirsiniz.

Çevrimiçi İçerik Pazarlaması

Amerika Birleşik Devletleri‘nde pazarlama uzmanları; geleneksel iletişim biçimlerinin, içerik pazarlamasının ve sosyal medyanın gerçekten güçlü bir faktör olduğunu göstermek için Trump’ın başarısını kanıt gösteriyorlar. Sahiden de Donald Trump, bunları kullanarak inanılmaz derecede küçük bir yatırımla istediği başarıya ulaştı.

Trump, son 10 yıldır gerçekten unutulmaz çıkışlar yaptı. Şu bir gerçek ki markanız da radikal bir tavır sergileyebilir. Ve bu nedenle de yönetim ve pazarlama süreci yorucu olabilir. Ancak aynı zamanda markanın bu tutumu, akıllı bir şekilde kurgulanmış içerikler sayesinde ilgi de çekebilir. Diğer bir ifadeyle medya, markayı konuşulmaya değer bulabilir.

Bu arada tüm bunlar teorik olarak bu doğru olabilir. Ancak böylesi bir süreci yönetmek sanıldığından zordur. Bunun başarılı olabilmesi için markanın riski kontrol ediyor olması gerekmektedir. Ayrıca marka bu süreçte sıkıcı olmamalıdır.

Kısacası içerik; ilginç, bilgilendirici ve farklı değilse kısa sürede unutulabilir ve alınan tüm risk boşa gidebilir.

Twitter ve Lewandowski

ABD Başkanı Donald Trump, Twitter’ı en aktif kullanan politikacılardan biri. Bazen video, bazen kitap tavsiyesi ve bazen de doğum günü mesajı paylaşan ABD Başkanı, sadece ulusal konulara dair mesajlarını değil, uluslararası kritik konularda herhangi bir şey söyleyeceği zaman da Twitter’ı kullanıyor.

Bu arada Trump, Twitter’dan açıklama yaparken ABD Başkanlığı için açılan resmi Twitter hesabını (@potus) değil kendi hesabını (@realDonaldTrump) kullanıyor. Tabi böyle olunca Trump’ın hangi paylaşımları beğendiği, kimleri engellediği de ilgiyle takip ediliyor.

Trump’ı Twitter’da toplamda 83 milyondan fazla kişi takip ediyor. Yaklaşık 30 milyon takipçili “Potus” hesabında ise Trump’ın paylaşımları yeniden paylaşılıyor. Yani Donald Trump gerçekten de önemli bir kitleye ulaşıyor.

Etkin bir Twitter kullanıcı olan Trump’ın tweet metinlerinde sık kullandığı bazı ifadeler var. Bunlardan bazıları şöyle;

  • Great (Harika),
  • No (Hayır),
  • Fake news (Yalan Haber),
  • Make America great again (Amerika’yı Yeniden Harika/Büyük Yap)

Bu arada Amerikan Başkanı, özellikle vurgulamak istediği ve zaman zaman hakaret içeren sözlerini ise genelde büyük harflerle yazmayı tercih ediyor. Ayrcıa mesajlarında ünlem işareti kullanmaya da özen gösteriyor.

Dürüstlük Detayı

Dürüstlük, iş liderlerinin en az gelişmiş özelliklerinden biri olabilir. Ancak insanları inandığınız şeye ikna etmek söz konusu olduğunda “güven” önemli bir detaydır.

Tüketici güveninin bir hayli azaldığı günümüzde dürüstlük gerçekten de önemli bir özellik olarak karşımıza çıkıyor. Bunun başlıca nedeni ise tüketiciler. Zira tüketiciler, markaları her zamankinden daha yüksek standartlara ulaşmaları konusunda zorluyorlar. “Dürüstlük” de tüketicilerin markalardan beklediği standartlardan biri… Kısacası tüketiciler artık fiyat, kalite ve konfordan daha fazlasını arıyor. Yani tüketiciler, destekledikleri markalara inanmak da istiyorlar.

Evet, Trump’ın seçimindeki en önemli insanlardan biri, stratejisini tasarlarken sadeliği kullanan Corey Lewandowski idi. Trump’ın seçim kampanyasını yöneten Lewandowski’nin tüm stratejisi, Türkçe’de “Trump Trump Olsun” anlamına gelen Let Trump be Trump sloganına dayanıyordu.

Günlük anketlerle yönetilen siyasi kimlikler ve liderler dünyasında Lewandowski, adayının kazanabileceği tek yolun “kendi olmak” olduğunu biliyordu.

Donald Trump Markaya Duygusallık Kattı

“Bizimki bir kampanya değil, kendileri ve aileleri için daha iyi bir gelecek isteyen insanların inanılmaz bir hareketiydi.”

Kendimizi mantıklı ve modern bir canlı olarak görsek de, kararlarımızın çoğu duygusaldır. Trump da seçim kampanyası boyunca hem taraftarları hem de aşırılık yanlıları arasında duygusal bir tepki oluşturdu. Hatta oy havuzuyla olan bu bağ Trump’ın medyaya olan mecburi ihtiyacını azalttı. Çünkü destekçiler ve muhalifler, Trump’ın haberlerini yayan ve Trump’ın bilinirliğini artıran kitle iletişim araçları haline geldiler. Böyle olunca da tüm medya, Trump’ın destekçilerinin ne kadar büyük ve aşırılıkçı olduğu hakkında konuştu. Kısacası medya ister istemez Trump’tan bahsetti.

Donald Trump Muhalefeti Markaladı

Trump, seçim çalışması sürecinde sadece kendini markalamakla kalmadı. Kampanyasının ana noktalarından biri, markasını “kazanan” olarak gösterebilmekti. Bunun için rekabet etmeliydi. Hem diğer adaylarla hem de medyayla rekabet eden Trump her iki konuda da stratejik hamleler yaptı. Örneğin medyadaki her iddia, suçlama ve görüş ile tek tek uğraşmak yerine hepsini gelecekteki kampanyaları için tehlike oluşturan sahte haberler (Fake News) olarak niteledi. (Tabi ki bir markanın bunu yapmasını önermiyoruz.)

💡 Özet

Her şeyden önce, Donald Trump orijinal. Ve bu özellik, kişisel bir marka olmanın en önemli koşuludur. Öte yandan güven, kibir ve büyük düşünme gibi olgular Donald Trump’ın bir parçası olmuştur. Peki markaların tüm bunlardan öğrenmesi gereken dersler nelerdir?

İşte Donald Trump’tan alınacak pazarlama dersleri;

Kimi hedefliyorsunuz ve neden?: Herkes için her şey olmaya çalışmayın. Bunun yerine, odak noktanızı tek bir demografiden ibaret kılın. Hedef pazarınızın, en iyisi olduğunuzu düşünmesini sağlamak, birçok demografi grubunun sizin “iyi” olduğunuzu düşünmesinden daha iyidir.

Hikayen ne?: Markanızın nereden geldiği ve neyi temsil ettiği konusunda ilham verici bir anlatı oluşturun. Yani bir hikayeniz olsun.

Bir çocuk mesajı anlar mı?: Mesajınız ne kadar basitse, o kadar akılda kalıcıdır. O yüzden mümkün olduğunca açık, öz ve basit olun. Kısacası bu süreçte marka; “bir çocuk, verdiğim mesajı anlar mı?” diye kendisine sormalıdır.

Markanıza inanıyor musunuz?: Daima özgün olun. Söylediklerinize ve yaptıklarınıza inanın. Tüketiciler, sizin kendiniz olduğunuza inanırlarsa, mevcut veya potansiyel hatalarınızı da affedeceklerdir.

Duygusal bir tepki uyandırabilir misin?: Duygu eylem yaratır, bu nedenle hedef kitlenizde duyguyu tetikleyin. Hedef kitleniz bir şeyden korkuyorsa veya ihmal edildiğini yahut unutulduğunu hissediyorsa, bunu kendi yararınıza kullanın. Diğer bir ifadeyle içerik stratejinizi kurgularken duygulara hitap edin. Böylece kitlenizi harekete geçirebilirsiniz.

Kalabalıktan nasıl sıyrılabilirsiniz?: Farklı olun. Böylece rekabette öne çıkabilirsiniz. Öte yandan sahip olduğunuz farklılıkları pekiştirmek için markanızı şekillendirin. Bu arada ne kadar farklı olduğunuzu belirtmek için markanızı rakiplerinizle karşılaştırmaktan korkmayın.

Bu özet bilgilerle birlikte Donald Trump’tan Alınacak Pazarlama Dersleri (İkinci Bölüm) başlıklı makaleyi de tamamlıyoruz.


💡 Donald Trump’tan Alınacak Pazarlama Dersleri (1. Bölüm)

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir