Donald Trump’tan Alınacak Pazarlama Dersleri (Birinci Bölüm)

Bu makalede Amerikan Başkanı Donald Trump’ın kişisel marka yolculuğundan ve pazarlama ilkelerine olan bağlılığından bahsedeceğiz. Kısacası bu yazıda Donald Trump’tan alınacak pazarlama derslerinin neler olduğuna bakacağız.

Belki Trump’ın fikirlerine katılmıyorsunuz. Ancak Trump’ın kişisel markalama için seçtiği yöntemler gerçekten de başarılı, denenmiş yani test edilmiş diyebiliriz. Evet, Amerikan Başkanı Trump’ın politikaları ya da paylaştığı ilgi çekici tweet’ler sorgulanabilir. Fakat Donald Trump’ın uyguladığı pazarlama stratejileri ve sahip olduğu marka değeri onu bir şekilde ABD’nin 45. başkanı yaptı.

Bu arada Rusya ile olduğu iddia edilen görüşmeler ve Cambridge Analytica’nın tartışmalı reklam hedeflemesi ile kısa sürede öne çıkan Donald Trump, aslında seçimi kazanmak için gereken kişisel markaya ve pazarlama stratejilerie sahipti.

Yazı boyunca bunlara değineceğiz. Kısacaası bu makalede, Başkan Donald Trump’ın; tüm araştırmacılar ve girişimciler için ders niteliğinde olan kişisel marka imajı ile ilgili detaylardan ve pazarlama stratejilerden bahsedeceğiz.

Donald Trump’tan Alınacak Pazarlama Dersleri

Siyasi deneyimi olmayan bir kişi bile bazen en üst düzeyde siyasi seviyeye ulaşabilir. Durum böyleyken bir avuç pazarlama stratejisiyle, işletmeniz için neler yapabileceğinizi bir düşünün.

Siyasette politikacılar insanlara  aslında bir marka olduklarını iletirler. Öte yandan siyasal iletişimde bu yeni bir kavram değildir. Bu arada politikacıların marka olduklarını vurgulamak için sıkça kullandığı bazı stratejiler vardır. Şimdi bunlara kısaca değinelim.

Logo

Amerikan politikacılarının bir şirket / marka gibi davrandığını söylemek yanlış olmaz. Mesela Amerika’da siyasi partiler gibi adaylar da bir marka olarak kendini konumlarlar. Evet, ABD’de başkan adayları etkili bir marka imajı sergilemek için logo kullanırlar.

Slogan

Sloganlar ya da etiketler başkan adayları için oldukça önemlidir. Çünkü slogan; iş dünyasının olduğu gibi politikanın da önemli bir parçasıdır. Mesela Barack Obama ve destekçileri; seçmenlere Nike’ın “Just Do It” sloganını hatırlatmışlardı. Kısacası bu slogan o süreçte her iki markanın da ne olduğunu açıklayan basit bir mesaj olmuştu.

İmaj, Oy ve İtibar Yönetimi

Adaylar, zaman içerisinde oy veren topluluk tarafından nasıl göründüklerini öğrenmek isterler ve bunu şekillendirirler. Amerika’da bu, en çok 45. Başkan Donald Trump tarafından belirgin bir şekilde uygulandı diyebiliriz.

Trump Güçlü Bir Marka Hikayesi Yarattı

Markanızı, insanlara ürün/hizmet satmanın bir yolu olarak görmeniz önemlidir. Fakat öncelikle kim olduğunuzu ve ne yapmanız gerektiğini düşünün. Akabinde bir marka hikayesi oluşturun. Çünkü Donald Trump böyle yaptı. Hatta Trump bu şekilde başkanlık yarışındaki en iyi şeyi yaptı. Çünkü hikaye yoksa, marka da yoktur.

Gördüğünüz gibi…

Strateji gerçekten de çok basit…

Başarılı bir girişimci ve deneyimli bir işadamı olduğunu başkanlık yarışında bir kez daha gösteren Trump, kampanyasında; Amerika’daki sorunu çözmekten bahsediyordu. Peki problem neydi? Mesela Amerika’nın borcu… Ve bu borç gittikçe büyüyordu. Kısacası Amerika, aldığından daha fazla ödüyordu.

Bilindiği üzere Amerikan şirketleri, Meksika, Hindistan ve hatta İrlanda gibi birçok ülkeyle önemli ticari işbirlikleri yürütüyor. Bu durum, pahalı ürünlerin ithal edilmesi anlamına geliyor. Ancak özellikle küçük kasabalardaki nüfusun yaşam koşullarını etkileyen bu durum Amerikalılar tarafından pek hoş karşılanmıyordu. Kısacası ortada çözülmesi daha doğrusu hikayeleştirilmesi gereken bir sorun vardı.

Peki Trump marka hikayesi yöntemiyle bu problemi nasıl çözmüştü?

Şöyle ki; Trump, bu büyük ve çokuluslu şirketlerden daha iyi performans göstereceğini söyledi. Ve Trump bu vaadini şu söylemle destekledi;

“Amerika bir zamanlar harikaydı. Amerika artık büyük değil. Amerika’yı tekrar harika yapacağım.”

Dünyadaki en güçlü markalar kazandıkları kadar insan kaybediyorlar. Ve zaten birçok marka bu bilinçle hareket eder. Bu noktada iki farklı yorum aktararak Trump’a dair görüşleri paylaşacağım.

Mesela CNN ile yaptığı bir röportajda Vladimir Putin, Trump hakkında şöyle konuşmuştu:

“Kesinlikle parlak ve yetenekli bir insan.”

Lindsey Graham ise Trump hakkında şunu söylemişti:

“Amerika’yı tekrar nasıl harika kıldığınızı biliyor musunuz? Donald Trump’a Cehennem’e gitmesini söyle!”

Evet, kişisel bir marka her zaman tüm insanları memnun etmez. Çünkü herkes sizinle aynı fikirde değildir.

Donald Trump Ve Stratejileri

Trump, aslında Amerika’yı kazanmaya çalışmıyordu. O yüzden Trump, enerjisini büyük bir demografik işçi sınıfına sahip beyaz erkeklere yönlendirildi. Bu süreçte mesajlarını hızlı ve hedef kitlesiyle son derece alakalı bir şekilde verdi. Bu durum ise Trump’ı destekleyen tabanın daha da genişlemesini sağladı.

Siyasette üç temel seçmen grubu vardır. Destekçiler, Muhalefet ve Kararsızlar. Pazarlama stratejileri yahut pazarlama becerileri daha çok kararsız seçmen üzerinde test edilir. Çünkü bu kitleyi bir şekilde ikna etmek yani kendinize çekmek zorundasınızdır.

Bu arada güçlü markaların bir öne çıkan yönleri, sloganları, imajları vardır. Mark Zuckerberg’in gri gömleği gibi Donald Trump’ın da saçları ve özgünlüğü onu bir tanınmış marka yapmıştır. Bu da Trump’a seçim boyunca katkı sağlamıştır.

Basit Bir Marka Mesajı

Hedef kitlenize, günlük yaşamlarında kullandıkları ve anladıkları dilde yani basit bir şekilde mesaj aktarabilmelisiniz. Diğer bir ifadeyle marka olarak kendinize “mesajım 5 yaşındaki bir çocuğun anlayacağı kadar basit mi?” diye sormalısınız. Bu detay aslında Trump’ın kampanyası için de bir başlangıç olmuştur. Gerçekten de Donald Trump’ın verdiği mesajlar oldukça basitti. Ve Trump, tüm iletişimini bu şekilde ilerletti..

Şimdi kampanya boyunca Trump tarafından kullanılan mesajlara bakalım.

Mesaj 1: “Amerika’yı Tekrar Harika Yap”

Trump’ın kullandığı bu slogan aslında yeni değildi. Daha önce Ronald Reagan’ın kampanyalarında kullanılan “Amerika’yı Yeniden Yapalım” sloganını yeniden yorumlayan Donald Trump, destekçilerinin isteklerini yansıtmak için “Amerika’yı Tekrar Harika Yap” sloganını kullandı. Kısacası Trump istihdam, istikrar yani Amerika’nın yeniden güçlü olacağı günlere döneceğini bu mesajla vurgulamıştır.

Mesaj 2: “Bir duvar inşa edeceğiz”

Trump bu mesajla, aslında Amerikalılar için büyük bir probleme değinmiş oldu. Sorun; yasadışı göç idi. Trump bu problemi durduracağını verdiği bu mesajla vurgulamıştı. Evet, Trump asla bir duvar inşa etmek zorunda kalmadı. Ancak Trump çözüm içeren bu mesajı sunarak kendisine destek olma konusunda yolunu kaybeden insanları yani kararsız olan Amerikalıları harekete geçirmiş oldu.

Tamam, hedef kitlemizi belirledik. Mesajımızı tasarladık, hatta 5 yaşında bir çocuğun bile anlayabileceği basit bir mesaj oluşturduk diyelim. Peki bu mesajı nasıl sunacağız?

Elbette Trump gibi birçok markanın da kullandığı bazı yöntemler var. Mesajımızı sunarken ve yayarken bu yöntemlerden yararlanacağız. Bunlar;

Bu detayla birlikte Donald Trump’tan Alınacak Pazarlama Dersleri (Birinci Bölüm) başlıklı makaleyi tamamlıyoruz. Bu konuya ise makalenin ikinci bölümünde değineceğiz.


💡 Koronavirüs Sonrası İş Hayatı (İndir)

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir