Bir Nereden Nereye Hikâyesi: Sosyal Medya

Sabah uyandığımız ilk andan akşam uyku vaktine kadar sosyal medya ile olan ilişkimizi düşünelim. Giydiğimiz kıyafetten saçımızı tarama şekline, kullandığımız her üründen yediğimiz yemeğe hepsini sosyal medya adı verilen sanal bir ortamda paylaşır olduk.

Sahi ilk hayatımıza girdiği zamanlarda neydi bu sosyal medya denen şey? Nasıl bir anda hayatımızın tümü oldu? (Dikkat edelim hayatımızın vazgeçilmez bir parçası vb. ibareler kullanmadım.) “TÜMÜ” ibaresini kullandım çünkü kimse inkâr etmesin ama artık hayatımızın tümü sosyal medya. Önce gelin bir bakalım literatürde karşılığı neymiş bu sosyal medyanın?

Sosyal Medya Nedir?

Sosyal medya için birden fazla tanım yapmak mümkün. Örneğin sosyal medya, kullanıcılar tarafından oluşturulan bilginin basit, anlık ve çift taraflı olarak paylaşılmasını ve ulaşılmasını sağlayan yeni bir medya biçimidir. Aynı zamanda sosyal medya; Web 2.0‘ın kullanıcı hizmetine sunulmasıyla birlikte, tek yönlü bilgi paylaşımından, çift taraflı ve eş zamanlı bilgi paylaşımına ulaşılmasını sağlayan medya sistemidir…

Şimdi bakalım nasıl hayatımızın tümü bir anda sosyal medya oldu. Bunu anlamanın tek yolu bence “Ben sosyal medya mecralarını kullanıyorum.” cümlesindeki özne ve nesnenin yerini değiştirmektir. Yani “Sosyal medya mecraları beni kullanıyor.” itirafında bulunabilmektir.

Peki Ama Nasıl?

Sabah uyandığımız ilk andan akşam uyku vaktine kadar sosyal medya ile olan ilişkimizi düşünelim. Giydiğimiz kıyafetten saçımızı tarama şekline, kullandığımız her üründen yediğimiz yemeğe hepsini sosyal medyada paylaşır olduk. Ve bu durumu normalleştirip aksine yapmayanları yadırgar olduk. Çünkü biz o ürünleri zaten sosyal medyada paylaşmak için aldık.

Peki Ama Niye?

Daha çok like almak için. Alacağımız bir kazağı hangi etekle kombinleyip fotoğrafını paylaşacağımızı düşünüyorsak, makarnadan çok o büyük gösterişli tabaklara önem veriyorsak, el kreminden mutfaktaki tenceremize kadar hepsinin hangi marka olduğunu paylaşırken etiketliyorsak evet biz sosyal medya kullanmıyoruz. O bizi kullanıyor demektir. Attığımız her adımı, yediğimiz her yemeği, içtiğimiz her kahveyi, aldığımız her objeyi oradan paylaşmak, oradan göstermek asına alıyoruz.

Halbuki ilk zamanlar tek amacımız Facebook‘ta yıllardır görüşmediğimiz ilkokul arkadaşımızı bulmak, hayatında neler değişmiş onlara bakmak, beğendiğimiz içerikleri paylaşmaktı. Ama hızlı tüketim kültürünün buna da olan etkisiyle ne yazık ki onu da hızlıca sindirdik. Zamanla yetmemeye başladıkça onu hayatımızın merkezine alıp, tümüne yayıp bilinçsizce kullandığımızı zannettik ve zannetmeye devam ediyoruz.

Tekrardan sosyal medya mecralarını bizim kullandığımız zamanlara geri dönme umuduyla…

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

1 Comment

    • zeynep -

    • 22 Ocak 2018 at 12:48 pm

    yazıyı okurken şöyle bir geçmişe gittim. O kadar doğru ki her satırda anlatılanlar günümüz insanları sosyal medya bağımlısı olmuş yaş sınırlaması bile yok artık ailemizin en yaşlı üyesi bile facebook’da instgram’da aktif küçük yaştaki çocuklarımız ise ellerine verdiğimiz tablet, telefon ile çocuk psikolojisine etki edecek oyunları oynar halde. halbuki eskiden yaşlılarımız baş köşede oturur bizlere hikayeler anlatırdı çocuklarımız ise o hikayeleri dinler, bebekleri ile arabalarıyla oynardı. merve hanım bu yazısında çok doğru tespit yapmış oldukça başarılı buldum.. böyle verimli, yararlı yazılarının devamını bekliyorum..

Bir Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Send this to a friend