Ağızdan Ağıza Pazarlamanın Dijitalleşmesi

Bütünleşik pazarlamaya dair tüm olgular gibi ağızdan ağıza pazarlama da değişiyor, dönüşüyor. Kısacası dijitalleşiyor. Geleneksel tüm kavramların dijitale entegre olma mecburiyetinden ağızdan ağıza pazarlama kavramı da nasibini aldı. 

İlk önce kısaca “Ağızdan Ağıza Pazarlama” adı verilen ve İngilizcesi “Word Of Mouth Marketing” olan kavramın sözlük anlamından bahsetmek istiyorum.

Ağızdan Ağıza Pazarlama: Tüketicinin yakın çevresiyle ürün,fiyat,tutundurma politikası veya marka hakkında bilgi paylaşmasına denir.

Dijital mecralar pazarlamada;

  • Tüketicilerin kendi aralarında
  • Tüketici-marka arasında
  • Markaların kendi arasında
  • Marka çalışanları ile Tüketici arasında
  • Marka ile çalışanlar arasında
  • Tüketiciler ile sivil toplum kuruluşları arasında

etkileşime olanak sağlar… Evet aslında bu açıdan bakıldığında her şey iyi, hoş ve güzel gibi gözükmektedir. Ama ağızdan ağıza pazarlamanın dijitalleşmesinin olumsuz yanları da vardır.

Ağızdan ağıza pazarlamanın olumlu / olumsuz yanlarından bahsetmek gerekirse;

Bir tüketici / müşteri aldığı herhangi bir ürünle ilgili tutumunu, görüşlerini kısacası deneyimini sosyal medya aracılığıyla paylaşırsa bunun birçok kişi tarafından görülmesini sağlar. Etkileşimi ise tahmin edemez. Çünkü sosyal medyada her şey çok hızlı bir şekilde olup bitmektedir. Bir de aynı ürünle ilgili farklı deneyimler yine sosyal medya sayesinde birbiriyle buluşabilmektedir. Dolayısıyla daha önce bir ürünle ilgili deneyim yaşamış bir tüketici bir başkasının aynı ürünle ilgili yaptığı yorumu ya da yorumları gördüğü zaman o ürüne yahut o firmaya karşı “olumlu” ya da “olumsuz” tutumlar sergileyebilir.

Böylece o marka ile ilgili herhangi bir deneyimi olmayan kişiler sırf yakın çevresinden birinin o ürünle, hizmetle ya da markayla ilgili olumlu ya da olumsuz paylaşım nedeniyle tereddütsüz bir şekilde o ürünü satın alabilir veya yine aynı tereddütsüzlükle o üründen vazgeçebilir.

Sonuç olarak; “olumlu” tutumlar ve deneyimler bir markanın, ürünün, hizmetin ya da kurumun imajını artırırken “olumsuz” tutumlar ya da deneyimler de bir markanın, kurumun, hizmetin ya da ürünün imajını düşürebilir. Bu yüzden kurumların bilhassa sosyal medyada çok dikkatli davranması deyim yerindeyse her an tetikte olması gerekmektedir.

Bu arada şu detayı da belirtmek gerekiyor; ağızdan ağıza pazarlamanın dijital mecralarda olumsuz bir şekilde sonuçlanması durumunda markanın hali hazırda bir online itibar yönetimi stratejisi olması gerekmektedir. Yine aynı şekilde her marka bir “dijital kriz yönetimi” stratejisine sahip olmalıdır.

Anlık geliştirilen dijital kriz yönetimi ya da online itibar yönetimi stratejileri markaya fayda sağlamadığı gibi tam tersine zarar bile verebilir. Bu da ağızdan ağıza pazarlamanın olumsuz etkisinden kurtulmak yerine daha da dibe batma anlamına gelmektedir.

Bülten Aboneliğinizi Aktifleştirin

Güncel makaleler, sektörel haberler ve ücretsiz etkinlikler için mail listemize abone olun.

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz.

Bir şeyler yanlış gitti.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir